Yılbaşı gecesi karbonmonoksit zehirlenmesinden ölen gençler ve sonrasında olanlar aklımı kurcalayıp duruyor dört gündür.
Bu kadar paralar verip mühendislere çizdirip, güya bilimsel denetlenen kombi sistemi meğer bu kadar çürük müymüş?
Gencecik insanların bu kadar manasız bir nedenle ölüp gitmesi insanı acıtıyor. Öte yandan istifa eden Veysel Karani Demir’in açıklamalarını okuyorum. Hem büyük tepki toplayan “gençler çıplaktılar” yani alem yapmışlardı manası çıkarılan ilk günkü açıklamasını hem de sonra “ Cuma namazına yetişeceğim, müsaadenizle” biten ikinci günkü açıklamasını. Veysel Karani Demir, belli ki hayatında hiç diplomatik dil nedir, basın önünde konuşurken ne denmesi, ne denmemesi gerekir bilmeyen, bizim fevri bakkal amca tadında bir kişi.
Hele ki ikinci basın toplantısında “ Cuma namazı Cuma namazı” diye tutturması ağır bir şaşkalozluktan başka bir şey değil. Bu kadar hassas bir konunun hesabının sorulduğu bir günde, Cuma namazını kaçırmak dünyanın sonu değildir, müminliğin sonu hiç değildir. Hatta bana kalırsa, kırdığı kalpleri içtenliğine en küçük bir gölge düşürmeden tamir etmek, günlük rutin ibadetten daha üstündür. Mümin şovu yapması çok gereksiz bir şeydi. Fakat insanlar biliyorsunuz çok sıkıldıkları anlarda rutin alışkanlıklarına sarılıp, olayın eziciliğinden bir süreliğine kurtulmak isterler. Kadınların üzülünce ev işlerine girişmesi gibi. Cuma tutturması tam böyle bir şey. Bir an önce kendi doğal ortamına gidip, binlerce kere yaptığı bir eylemi yapıp düşünmekten kaçmak istiyor belli ki. Ev kadını olsa camları silecekti, dini bütün olduğu ve bildiği tek aktivite bu olduğu camiye koştu. Basın toplantısına kravatsız çıkması da ayrı bir münasebetsizlik, ayrı bir hesapsızlık. Elinde boruyla çıkması, bağıra bağıra konuşması, saldırgan bir savunma yapması falan filan. Hepsi ofsayt.
Hani ne kadar önemli değil dense de aksanı da kuvvetli, kıyafeti de kötü, “eleştirmeyin şirketin değerini düşüreceksiniz” gibi lafları da zırvalık falan filan. Daha bir sürü şey denilebilir. Yaptığı işleri ne kadar nitelikli yapıyor bilmiyoruz. Görevlilerin sadece kaçak var mı diye gelip gitmesi, zehirlenen var mı yok diye bakmaması bana sorarsanız “iyi” bir yönetimin sonucu değil. Bu yönden ağır bir şekilde eleştirilmeli zira muhtemelen gençlerin ölmesinin nedeni bu. Belki son anda kurtarılacaklardı.
Ama istifasının nedeni bu değil. Konuşmasını bilmeyen bir insan olduğu için!
Ve bana sorarsanız da haksızlık edildi.
Şimdi gelin söylediği ilk açıklamayı tekrar okuyalım: “Hadiseyi hiçbir insanın görmesini istemem. Gençlerin her biri bir tarafa düşmüş. Kimisi yerde, kimisi yüzükoyun, kimisi belden üstü yarı çıplak. O yaşlarda benim 3 çocuğum var. Ben bir babayım. Bu travmayı uzun süre atlatamam” Her kanal bu paragrafın bir bölümü verdi. “Gençlerin her biri bir tarafa düşmüş” Veya “Kimisi yarı çıplak” veya “Yüzü koyun yerdeler” ...
Halbuki ilk ve son üç cümle hayati bir önem taşıyor. İlk duyduğumda ben de irkildim. Hele ki Vakit denilen paçavranın yaptığı “yılbaşında eğlenmenin cezasını buldular” yayınıyla birleşince çileden çıktım. Çırılçıplak dahi olsalar, esas yapılması gerekenin bunu gizlemek olduğunu, bunu söylemenin ne kadar alçakça, ne kadar kötü niyetli olduğunu düşündüm. Sonra, televizyonda tamamını izledim. Üzerine adamın beden dili eklendi. Gördüm ki üzgün bir ifade ve ses tonuyla evde karşılaştığı manzarayı anlatıyordu. Yargılayan aşağılayan bir tavırla değil bir faciadan duyduğu dehşetle. Dehşetin etkisiyle de semerinden boşanmış vaziyette zırıl zırıl konuşuyordu. Birinin belden yukarısı yarı çıplaktı demesine hiç gerek yoktu ama tarif ederken o da kaçıyordu. Ve son cümleyi de ısrarla ekliyordu. “Ben bir babayım. Bu travmayı uzun süre atlatamam”
“Bu”dediği travmanın parti yapan gençleri görmesi olabilir mi? Ben bu manayı çıkartmadım doğrusu. Gençlerin can çekişerek öldüklerini görmesi olduğunu düşündüm. Demir’in istifa etmesi son derece doğrudur. Zira vazifesini iyi yapamamıştır. Ama biz onu esasen kötü niyetle söylemediği bir patavatsızlıktan dolayı istifa ettirdik. Bu şu demek: İdeolojik bir istifa ettirmedir bu. Ama sistem olduğu gibi duruyor. Demek ki daha çok kişi ölecek.
Patavatsızlığı değil kötü yönetimi eleştirelim
Haberin Devamı

