Şimdi hiç “paşa dedem zamanında her yazı Şaşkınbakkal’daki köşkümüzde geçirirdik” ayaklarına yatacak değilim.
Köşeciliğin şanıdır biliyorsunuz. Düne kadar bulgur da yemiş olsan üç öğün, hep şatoda büyümüş gibi yapacaksın.
Yok bende öyle nümerolar. Hayatımda ilk defa bir yazı, bir yazlıkta geçiriyorum.
Paşa ve pek de düşünceli olmayan babam, aşırı cimriliğinden, bir kulübecik olsun tutup ailesini bir yaz da deniz kenarında, olmadı dağ başında oturtmayı aklının ucundan bile geçirmemiştir. Yaz bitip okul başlayınca, bir kalıp Ezine peyniri gibi pırıl pırıl parlardım sınıfta. Zira okuduğum okulda ben ve bursla okuyan bir tekstil işçisinin kızı hariç herkesin ama herkesin yazlığı vardı ve hepsi de marsık gibi geri gelirdi okula.
Her neyse. Acılı çocukluk faslını geçelim. Abartacak bir şey yok. Baba tatil kavramını sevmezdi, bütün yaz, cayır cayır yanan bir apartman katında kukumav kuşu gibi geçirirdik yazı. (Bu bilgiyi ileride aleyhimde delil olarak kullanmak isteyecek olan varsa bir kenara not etsin: “Hem boyu kısa hem yazlıkları bile yokmuş ayol.. Ne banal!”)
Ahahahaha! İşte bu yaz var! Kiralık miralık ama var!
Önce yazmayayım, millet deli olmasın, olanı var olmayanı var, şimdi “hanfendüüü, millet açlıktan geberiyor, sen yazlığını yazıyorsun” diye yazarlar dedim ama Kuzey Ege’sinden Güney Ege’sine, Akdeniz’inden Marmara’sına memleketin bütün kıyıları yazlık evler tarafından zapt edilmiş durumdayken, milyonlarca insan bu tadı yaşar, ve bizleri o korkunç site manzaralarına maruz bırakırken ben neden “yok böyle bir şeyim” numarası yapıyorum?
Ayrıca bana şu da çok sahtekar geliyor. Bütün yazı Bodrum’daki şahane yazlığında geçirir, bütün gün denize girer, akşamları güzel güzel yer içer ama böyle bir şey yokmuş gibi yapar, ne zaman sokak köpeklerine, kötü yollara, alınmayan çöplere sinirlense o zaman “Bodrum’dayım, bu ne rezalet, nedir bu insanların çekisi” diye, güya kendisi için değil de hani oradaki halk için yazıyormuş gibi yapar.
Neydi o zaman o “İstanbul’dayım, Ankara’dayım, zıpkın gibi takip ediyorum her şeyi” nümeroları?
Ben dürüstüm. Diyorum baştan: “Arkadaşlar yazarınız kendini çakma Ayşe Arman gibi hissediyor bugünlerde!”
Hâlâ kızıyorsanız yapacak bir şeyim yok.
Niye çakma Ayşe Arman? Çünkü en son bizim grubun dergisi İnstyle için, Dubai’deki evinin havuzunda verdiği pozlar vardı. Ayaklarını havuza sokmuş, çırpıyordu... Allah için pek bir özenmiştim. Havuz haa..
Hi ho hayt! Şimdi aynı şeyi ben yapıyorum. Havuzda yapmadığımız maymunluk kalmadı. Asil köpeeemiz Bobi Van Kenobi, peşimde bütün gün bahçede dolanıp duruyorum. Her köşesinde çay içiyor, güneşi batırıyor, ayı doğuruyorum.
Vay be! Zengin taklidi yapmak ne güzelmiş! Mal mülk yok ama kiralayınca lord oluveriyorsun!
İnsanın neden zengin olmak istediğini yemin ederim bu yaşımda anladım. Çok geç kaldığımın farkındayım, zengin olma hırsı genç yaşta bilenmesi gereken bir şey ama anlaşılır bir şeymiş.
Vay be... Vay be...

