Okurlardan seçmeler

Haberin Devamı

Sevgili Mutlu.. Saçma isimlere benim de bir katkım olsun: Cihandabir Biricik Birtane. Üçünü de bir kıza koymuşlar”. Dr. Özlem X., Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı (Hastaları kızar belki diye soyadını yazmadım. MT)

***


“Sayın Mutlu Tönbekici, 29 Mart 2010 gazetenizdeki yazınızda, Gipsy Moth’den bahsediyorsunuz. Gipsy Moth un iki anlamını size sunuyorum.

1. Kısa ömürlü bir kelebek (güve) türü.

2. Mecazi olarak akrobasi için kullanılan tek kişilik gösteri uçağı. Bilgilerinize saygılarımla sunarım. Rasim Şentürk, İzmir”

***


“Bugünkü yazınız sayesinde ben de Margaret Moth’u keşfettim ve hemen gaza gelip CNN’in hakkında hazırladığı belgeseli izledim. Belgeselde yaşamı nasıl algıladığına dair hoş bir benzetme yapıyordu ve diyordu ki: Hayatın tenis gibi bir oyun olduğunu düşünüyorum. Topun nasıl geleceğini asla bilemezsin, seçme şansınız yok ama o topa nasıl vurduğunuzdur önemli olan.” Gerçekten topun gelişine hayranlık verici güzellikte vurmuş; özellikle yaralanışı ve hele de son gelen ölüm topunu karşılayışı.

Bu ilham verici keşfe aracı olduğunuz için teşekkür ederim.

İyi dileklerimle, Ülkü Özdemir Antalya

***


“Sevgili Mutlu Tönbekici, isimler üzerine hoş yazılarınız aklıma annemin bir sözünü getirdi, “Koyduğu isim, ana babanın çocuğa ilk kazığıdır” demişti. Bu sözü, ismini beğenmeyen Safter adlı bir çocuğa söylemiş, güleceğinizi düşünerek sizinle paylaştım...”

***


“Mutlu Hanım... Kavin ve Pıttık isimleri Kürtçe isimlerdir. Kavin’ler ve Pıttık’lar da Türkiye’de yaşıyorlar. Ve ne yazık ki her şey Türklerin ve Türkçe dilinin çevresinde dönmüyor. Asıl vahim olan çocuklarına gaddar isimler takan anne ve babalar değil, Türkiye’de Kürtçe isimlerin günümüze kadar yasak olması ve

Türkiye’de hâlen Kürtlere ve diğer azınlıklara yapılan ırkçılığın sorgulanmamasıdır. Sizin bu yazınız da bu ırkçılığın bir göstergesidir ve bunun farkında olduğunuzu bile sanmıyorum. Asıl vahim olan budur. Saygılar, Necla”

***


“Yazdıklarına istinaden naçizane 1 kaç tavsiyem olacak. Ben denedim işe yaradı seninle de paylaşayım istedim:

Saç Bakımı:Yalnız değilsin. Bu konuda ben de 1 çok kereler kandırıldım, tonlarca para döktüm ama sonuç değişmedi. Kuaförlere buradan selam ederim. Saç dökülmesini tamamen durduran 1 yöntem keşfettim. Aktardan lavanta alıyorsun. Kaynar suda haşlıyorsun. Soğuyunca sprey yardımıyla saçına sürüp bekletiyorsun. Hem mis gibi kokuyor hem de tamamıyla durduruyor saç dökülmesini. Şampuan olarak da içindeki deterjan nedeniyle köpür köpür köpüren piyasa şampuanları yerine eczanelerde satılan Organicum’u ve John Frieda’nın şampuanlarını öneririm. Organicum’u haftada 1-2, John Frieda’yi günlük kullanım için. Sonuçlarına inanamayacaksın.

Tırnak Bakımı: Benim de tırnaklarım çok inceydi ve çat çut kırılıyordu. Fani ömrümde tüm tırnaklarımın aynı boyda olduğunu hiç görmemiştim. Sonra “Barielle” tırnak proteinini keşfettim. Eczanede satılıyor. Parlatıcı gibi ama inan bana mucizevi formül. Epey uzuyor tırnaklarım artık. Sevgiler, Mine”

***


“Saç tamir olmuyor diye yazmışsın bugünkü yazında. Şu kapalı Boston sabahında üşenmeyip sana bir tüyo vereyim de saçların tamir olsun. Şimdi bu şampuanların hepsinin içindeki maddelere bak. Mutlaka SLS yada SLES diye bir şey göreceksin. Sodium Lauryl Sulfate veya Sodium Laureth Sulfate diye bir madde bu. Bu SLS/SLES çok mendebur bir maddedir: Çok ucuzdur, köpük yapar o yüzden her şampuana koyarlar. Aşındırıcı özelliği vardır. Bu yüzden bu zıkkımı barındıran şampuandan saça hayır gelmez. Kanser yapıcılığından da söz ediyorlar. Eğer içinde SLS/SLES olmayan bir şampuana geçersen sonucu bir kaç haftada görürsün. Önce saçın yeterince temizlenmiyormuş gibi hissedersin. Aslında saçın temizleniyor ama deterjan gibi bir madde olan SLS’le olduğu gibi hunharca temizlenmiyor. Bir süre sonra saçın gerçekten sakinleşip yumuşamaya baslar. Fakat içinde SLS/SLES olmayan şampuanı bulmak zor, bebek şampuanlarında bile var. Yine de aramaya değer. Sevgiler A.G.”

DİĞER YENİ YAZILAR