Gene emlak sitelerine dadandım... Global kriz nedeniyle fiyatların düştüğü şeklinde bir laf dolanıyor ya ortalarda... Bakayım dedim.
Tabii yalan.. Külliyen yalan. TOKİ’leri falan bilemem ama benim baktığım mahallelerde fiyatların düştüğü yok. Hatta ben bıraktığımdan beri (üç yıl önce hatırlarsanız hummalı bir şekilde ev arıyordum) öyle bir roketlenmişler ki kriz yüzünden bir nebze düşseler bile benim verebileceğim rakamlara asla gelmeyecekler belli ki.
Bu da böyle bir kader. Üç yıl önce burun kıvırıp almadığım evler hâlâ satılmamış duruyor ama olmuşlar sana bir güzel 400 bin EURO! Delirmişler!
Saçmalık şurada: Üç yıldır satamamış ama ısrarla fiyatını yükseltmiş! Dünyanın her yerinde satılmayan şeylerin fiyatı düşer, bizde yükselir! Bayılıyorum Türk emlak sahiplerine. Be adam! Madem ihtiyacın yok o vakit neden satışa çıkartırsın? İhtiyacın varsa neden satmazsın?
Önerim şu: İhtiyacı olmayan adamın malını piyasaya çıkarması suç sayılmalı. Zira durduk yerde enflasyona yol açıyorlar. Adam tok, acelem yok diyor, 10 liralık malını 40 liradan piyasaya çıkartıyor. 40 lira hayatta etmez ama olsun. Maksat alıcı var mı yok mu yoklamak. Hani bir enayi de vurursa oltaya, oh ne ala hayatının vurgununu vuracak. Fakat ne oluyor? Onu gören başka satıcı panik olup kendi malını yükseltiyor. Bir başkası da bunu görüp yükseltiyor. Al sana lüzumsuz bir enflasyon.
Satışa çıkan mal bir yıl içinde satılmak mecburiyetindedir diye bir kural olsa mesela, kimse “neymiş piyasa bir bakalım bakalım” deyip evini durduk yerde satışa çıkartır gibi yapamaz. Sadece ihtiyacı olanlar çıkartır, gerçek fiyat da o zaman belli olur. İhtiyacı olup da satmayanlar da enteresan. Bir çocukluk arkadaşım vardı. Kızı tanıdığım günden itibaren şu muhabbet vardı: “Didim’de bir arazimiz var, satılsın, çok rahat edeceğiz”. Durumları pek iyi değildi. Evleri kira, gelirleri düşüktü. Her nasılsa alınmış o arsa zamanında.
Biz liseden mezun olduk, arsa satılmadı, üniversiteye girdik, arsa satılmadı, kız okurken bir yandan harıl harıl çalıştı, arsa satılmadı, üniversiteden mezun olduk, arsa satılmadı, kardeşi çok akıllıydı yurtdışında bir üniversiteye kabul edildi, arsa satılmadı, oğlan ertesi yıl gideyim dedi, arsa satılmadı, kız evlendi arsa satılmadı, doğurdu arsa satılmadı, boşandı arsa satılmadı, yeniden evlendi, arsa satılmadı, tekrar doğurdu, arsa satılmadı, işi bozulur gibi oldu, arsa satılmadı, ev aldılar, dünya taksit ödediler, arsa satılmadı...
Bu arada Didim’deki arsa hep satılık! 25 yıl boyunca satılıktı o arsa! Nedir? Verilen fiyatları baba bey beğenmiyor. Az buluyor. Len ne anladım ben bu işten? Senin karın gençliği boyunca sürünsün, çocukların çocuklukları boyunca ezik kalsın, okuyabilecekken yurtdışında okuyamasın, işleri bozulduğunda sap gibi kalsınlar, ev alırken burunlarından ter damlasın ama arzu edilen para (her ne ise o miktar!?) verilmediği için arsa dursun orda! Niye? Çünkü tek bir şans var! Hayatının vurgunun vuracak, yegane hayal bu, o yüzden çok dikkatli olmak lazım! Tamam da ne için? Gençlik gitmiş, çocukluk geçmiş, yıllarca sürünülmüş, şöyle yada böyle işler yoluna koyulmuş, bundan sonra süper zengin olunsa ne olacak? Koca bir hayat bir arsanın satılmasını bekleyerek ziyan edilir mi yahu?
Bizim mahallede de görüyorum. Canım ahşap evler on yıldır satılık! Her yıl bir yüz bin YTL daha artıyor fiyatları. Bir parçası daha döküldükçe değeri artıyor. Ama alan eden yok. Sadece bir takım tevatürler dolaşıyor. “Köşedeki bir milyon dolara satılmış... Otel olacakmış.” Her dedikodu bir on bin YTL daha ekliyor.
İşte böyle... Sonunda ev alamayacağım ama belli ki ciddi bir emlak uzmanı olacağım. “Mülk sahibi Türklerin anti ekonomik garip davranışları” isminde bir tez yazabilecek kadar hem de!

