Herkes Müjde Ar’ın ne kadar güzelleştiğinden söz ediyor. Dünkü yazısında Nur Çintay “Müjde Ar olağanüstü güzel olmuş. Başka biri değil, kendi gençliği olmuş, en mühimi bu. İfadesi değişmemiş..” Elif Aktuğ ise “Müjde Ar’ın yenilenmiş görüntüsünü büyük bir zevk ve gururla izledim, ondan hareketle ‘estetik çılgınlığı’ hadisesinde somut bir yere varabildim... Bu kadınların erkeklerden almak üzere olduğu fena ve feci ve acımasız bir intikam...” diye yazmış.
Müjde Ar evet güzelleşmiş gerçekten. Ama ben kendi gibi kaldığı konusunda Nur ile aynı fikirde olamadım ne yazık ki. Aksine bu estetik ameliyatların herkesi birbirine benzettiğini düşündüm yeni halinin resimlerine bakarken. İlk tepkim “Aa Nükhet Duru olmuş” oldu.
Ve açıkçası üzüldüm. Gerçi zaten dişleri yapılı idi. Gerçi zaten eminim ufak tefek müdahalelere daha önce de başvurmuştu. Ve ağır bir makyajla çıkıyordu.
Ama açıkçası daha önceki halindeki -nispeten- doğallığını seviyordum ben. Kilolarıyla, evet birazcık aşağıya düşmüş göz kapaklarıyla, evet birazcık bozulmuş konturuyla bana tam da “hah işte! Bir kadın gençleşme çabaları içinde olmadan da pekala güzel olabiliyormuş, pekala güzel yaşlanma diye bir şey varmış, insan gerçek haliyle de yılın en başarılı programcısı olabiliyormuş” dedirtiyordu. Geçen sene durmadan kendisinden söz ediyor olmamızın güzelliği veya çirkinliği ile ilgisi yoktu çünkü. Biraz Aysel Gürelvari de olsa matrak, müdanasız, hadi klişe lafla söyleyelim cesur laflarıyla söz ettiriyordu kendinden. Herkesin toplum yalakası olduğu bir dönemde bu rahatlık hoşuma gidiyordu doğrusu. Yalan dolandan çok sıkıldım çünkü.
O lafları yine gelecektir elbette. Bizi bu kış da oyalayacaktır yine. Ve ben kendimi onu sevmekten yine alamayacağım. Ama tuhaf bir “ihanet” hissi uyandırdı bende bu estetikler. Şimdi yalan yok. Her kadın gibi ben de aynanın karşısına geçip şakaklarımdan ve yanaklarımdan yüzümü geriye çekip bakıyorum kendime. Estetik olsam nasıl olurum diye “ev provası” yapmıyor değilim. (Ne yani, siz yapmıyor musunuz?)
Fakat sonra hep aklıma şu geliyor: Daha mı çok sevileceğim? Beni sevmeyen varsa bozulmuş yüz konturum yüzünden mi sevmiyor? 15 kilo versem, dudaklarımı şişirsem erkekler kapımda kuyruk mu olacak? Olsalar bile bu nedenle kuyruk olmuşları ben isteyecek miyim?
Sonra şunu da biliyorum ki bu bir hastalık! Bir kere başladıktan sonra kurtulamıyorsun. Başladım oramdan, o zaman buramdan da devam edeyim diyorsun. Dahası alay konusu oluyorsun. Zira estetik yaptırmış kadınların bunu cümle aleme anlatmak gibi bir huyları gelişiyor. Dayanamıyorlar, ha bire anlatıyorlar. Ve cidden çok korkunç dişler veya bir burun söz konusu değilse “estetik olmuş, iyi olmuş” denmiyor arkalarından. Bilhassa aynı iş yerinde çalışan ve daha az para kazanan gençler çok alay ediyor. Bu nedenle Elif’in dediklerine de katılamayacağım. İntikam falan yok ortada.
Dahası buna zorlanmış olmak çok rahatsız ediyor beni. Geçen gün de yazdım. Sistem tümüyle kadının üzerine çullanmış durumda. Her şeyi kadından istiyor. Çalışan modern kadın olmasını da çocuk doğurmasını da 34 beden olmasını da genç kalmasını da sevimli olmasını da seksi olmasını da iyi giyinmesini de hanımefendi olmasını da ama aynı zamanda erkeğin namusu olmasını da kapanmasını da kapalı kapalı okula gitmesini de devlet yasaklıyorsa bununla mücadele etmesini de bunu yaparken görücü usulü evlenmesini de...
Estetik ameliyat olmak zorunda hisseden bir kadın ne kadar özgürdür? Ne kadar sözüm ona “baskı altında” değildir? Müjde Ar olduğu gibi kalıp bir ikon olsaydı olmaz mıydı? Örnek alabileceğimiz? Kendimi iyi hissedebileceğimiz? Ve artık gazeteler “yıllar tüm güzelliğini aldı götürdü” haberlerini yapmasa? Rahat bıraksalar kadınları? Olmaz mı? Şart mı bıçak altına girmek?
Müjde Ar olduğu gibi kalsa olmaz mıydı?
Haberin Devamı

