Modacılara muhtıradır! Dikkatle okusunlar bre!

Haberin Devamı

Her elbise alışımda ziyaretine gittiğim bir terzi var Bahariye Caddesi üzerinde.

Benim gibi altı ve üstü farklı bedenlerde olan insanlar için (doğal olarak) giysi üretilmediği için (halbuki Türkiye nüfusunun yarısından fazlası böyle) her aldığımı tadil ettirmek zorundayım. Üstü alta uydurmak diye özetlenebilecek sonsuz bir faaliyet. Alışveriş yapmayı en sevdiğim yer de Kadıköy olduğu için (İstanbul’un açık ara en güzel çarşı mahallesi) yılda en az 10 kere uğrarım Metin Beyciğime.

Modanın beden üzerindeki acımasız terörü benim için bitmek tükenmek bilmeyen velut bir mevzu. Globalizm, moda denen illetle erkeği değil kadını vurdu. Terzim Metin Bey’in nefis bir aynası var. Adamı zafiyetteymiş gibi gösteren bir ayna. 32 bilemedin 34 beden oluyorum anında.

“Metin Amca bu ne sahtekar bir ayna, ben bu kadar zayıf değilim” dedim, “iyi ki de değilsin” dedi hafif azarlar bir tonda. “Bir kadının olması gerektiği gibisin. Ne eksik ne fazla..”. İpliği iğneye geçirirken kafa işaretiyle de kendi kendini tasdik etti.

Acı acı gülümsedim. Dünya niyçün Metin beylerden oluşmuyor? Niyçün ha!?

Veya... Metin bey 72 yaşında olmak zorunda mıydı?

Allahım dedim, benim 70 yıl önce doğmuş olmam gerekiyordu! Lafın güzelliğine bakar mısınız? “Ne eksik ne fazla. Bir kadının tam olması gerektiği gibi...”

Biz kendi kendimize yaşar, Türkiye dünyaya neredeyse kapalı bir ülke iken, yani 70 yıl önce, benim gibiler kraliçeydi be kraliçe!

İlk güzellik kraliçelerimizden Nazire Hanım 40 beden miydi neydi.. Tamam dönemin basını da dalgasını geçiyordu tombul güzellerimizle ama bal gibi kraliçeydiler işte! Birileri beğenip oyunu veriyordu. Onlar da kasım kasım kasılıyordu. (İlk güzellik yarışmalarını şimdinin en ciddi takılan gazetesi Cumhuriyet Gazetesinin düzenlediğini biliyor muydunuz bu arada? Yaa.. Nereden nereye...)

Ben bile Nazire Hanım kadar değilim ama gel gör ki şimdi kapıcı karısı muamelesi görüyorum.

70 yıllık bir gecikmenin maliyetine bak... Peee.. Gerçi o zaman da şimdiki gibi car car ötemeyecektik ama ne gam! 40 bedensin ve Türkiye’nin en güzel kızı seçiliyorsun!

Şimdi varsa yoksa “Şekerim on kilo fazlan var, haberin olsun..”

Haberim var, evet.. Ne olacak!? Dövecek misin? Bu mudur?

***


Kimdir bunun suçlusu?

Globalizm mi?

Gey modacılar mı?

Vogue dergisinin korkunç cadısı Anna Wintour mu?

Türk genini İsveç bedenine sokuşturmak zorunda mıydık? Nereden çıktı bu 36, 34 hatta 32 bedenler?

Niye büyük beden mankenleri çoğunluğu oluşturmuyor? Ayrıca onların adı niye “büyük” beden? “Normal” nereden “büyük” oluyormuş? Diğerleri “cılız” beden olsun.

Birrrrrrrrrrrr tane modacı çıkmayacak mı defilesini tamamen 40 beden mankenlere yapacak olan?!

Extra large firmalarından söz etmiyorum. Bildiğin Prada’lardan söz ediyorum.

Hadi eskiler örümcek kafalı, kötü kalpli, kadınlardan nefret eden geyler...

Genç ve mesela kadın tasarımcıların da mı aklına gelmez böyle bir devrim yapmak?

Podyumda iri yarı kadınların kütür kütür ama gururla yürüdüğünü görmek hepimizi mutlu etmez mi?

Oh be dedirtmez mi?

Yüzümüzü güldürmez mi?

O marka yüzyılın markası olmaz mı?

Satış patlaması olmaz mı?

Ve gerçek “kadın özgürlüğü” bu olmaz mı?

SİZE SESLENİYORUM MODACI DENİLEN BAŞ BELALARI!!!

Yeter artık!

40 yaşıma Akdeniz tipi kadın olduğuma küfrederek girmek zorunda bırakmayın beni.

Geri kalan 30 yılımı (veya artık ne kadar kaldıysa) “tercih edilen” “demode addedilmeyen” “modacıların favorisi” “herkesin özendiği” bir bedene sahip olarak geçirmek istiyorum.

Hazır kriz var, bunu bir fırsat bilin. Değiştirin artık bu kafayı ve dünyayı. Yapıverin bir devrim! Bitsin bu çile. Yeterince azap çektik sanırım son 40 yıldır. Rahatlamak bizim de hakkımız..

Hadi.. Bekliyoruz.

(Kadın haklarıysa al bu da bir kadın hakkı. Var mı itirazı olan?)

DİĞER YENİ YAZILAR