Haberin Devamı
Först leydiler zirvesinde en dikkatimi çeken şey först leydileri takdim ederken kullanılan “REFİKA” kelimesi oldu.
“Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sayın Recep Tayip Erdoğan’ın refikası Emine Erdoğan, Suriye Devlet Başkanı sayın Başer Esad’ın refikası Esma Esad, Katar Emiri’nin refikası Şeyha Mozah...”
“Eş” yerine bilmediğimiz bir nedenle “refika” kelimesi tercih edilmiş.
“Refika” kelimesini en son ne zaman duydum acaba diye düşündüm. Hayır bilmediğim bir kelime değil. Elbette biliyorum. (Reklamdaki nobranı da biliyordum) Refakat eden, eşlik eden, yoldaş manasına geliyor, zariflik olsun diye “karı, koca, eş” yerine kullanılıyor.
Ama-DU!
Hüseyin Rahmi veya Reşat Nuri romanları dışında bir yerde okuduğumu, herhangi bir kimseden de teatral bir niyeti olmadığı sürece duyduğumu hatırlamıyorum. Bir iki de mezar taşında okumuştum galiba ama bundan tam emin değilim. Eski kelime meraklısı Hadi Uluengin bile “refika” demez “refakatçi” der.
Esasen güzel bir kelime. “Eş” lafından çok daha güzel. “Karım”, “kocam” “karısı” “kocası” demek her nedense kaba ve hatta kimilerince müstehcen bulunduğu için “karı” ve “koca” lafları kalktı tedavülden ama yerine gelen “eş” kelimesi de tam olarak içime sinmedi. Fakat nedir işte yasa dilinde de yeri var, eh ne yapalım insanlar “karı” “koca” lafını duyunca nedensiz irkiliyor diye (bir nevi mahalle baskısı addedebilirsiniz) ben de kullanıyorum son son. (Ama bayan kelimesini asla kullanmaycağım!)
Ama “refika”? Güzel de olsa düpedüz “ölü” değil mi yahu?
“Kelimeler ölmez” diyecek şimdi eski kelime meraklıları, bence de keşke ölmeseler ama sorun bakalım etrafınıza yaşı 30’un altında on kişiden kaç kişi bilecek manasını. Ölçü budur. 30 altındakilerin kaçta kaçı biliyor. Bilimsel olmayabilir ama böyle.
Dayanamadım baktım Hüseyin Rahmi ne zaman doğmuş ve ölmüş diye: 1864-1944. Peki Reşat Nuri? 1889-1954
Reşat Nuri ölene kadar “refika” demiş dahi olsa en son 54 yıl önce demiş olabilir yani. Bir kişiden samimiyetle “refika” kelimesini duymayalı en az kırk yıl olmuştur diyebiliriz diye düşünüyorum.
NE YAZIK Kİ memlekette adam gibi bir sözlük olmadığı için, TDK bunu yapmaya zahmet etmediği için (üstelik dünyanın de en çirkin, en kullanışsız sitesine sahip) kelimeler ilk ne zaman duyulmaya veya yazılmaya başlanmış, ne zaman kullanılmaz olmuş, hangi romanlarda çok geçmiş, hangi yazarın favorisi olmuş bir kelimedir bilemiyoruz. (İngilizce için böyle sözlükler var)
Tek diyebileceğimiz Hakkı Devrim bey keşke tatlı tatlı yazsa köşesinde de öğrensek neymiş Refik ve Refika’nın CV’si.
Konumuza dönecek olursak: Refika kelimesi bir hoşluk olarak mı düşünülmüş yoksa muhafazakar kesimde “eş” kelimesine karşı bir sinmemişlik mi var da böyle bir öneri getirdiler doğrusu merak ediyorum.
Kadın yerine biliyorsunuz “moderen”ler (veya kendini modern ve kibar sananlar) “bayan” diyor; muhafazakarlar ise “hanım” diyor.
Bir taraf “bayanlar günü”, “ev bayanı”, “bayan doktoru” ve hatta “şişme bayan” diye yırtınırken bir taraf “hanımlar kolu” “hanımlar dayanışma vakfı” “hanım doktoru” “hanım dertleri” diye yırtınıyor. Kadın derlerse küfür edecekler sanki!
“Eş” kelimesinde iyi kötü bir fikir birliğine, bir sulha tam varmışken “refika” ile yine saf yaratmak iyi midir kötü müdür bilemiyorum.

