İki gün önce TRT 2’de bir programa telefonla konuk oldum. Konu Medyada Kadın olmak konusuydu.
Bir erkekle aynı konum ve kıdemde olup da daha düşük maaşa razı olmalar, magazin, ek, yemek, el işi, kadın dergileri gibi alanlarda sıkışıp kalmalar gibi konularda konuşuldu.
Doğrudur, ancak bunların bazılarında kadın medyacıların da payının olduğunu düşünüyorum.
Benim takıldığım ise başka. Medyada kadın isen güzelliğin de çirkinliğinin de suç addedilmesi hadisesi.
Türkiye’nin açık ara en yakışıklı medyacısı Uğur Dündar’dır.
Gençken de yakışıklıydı şimdi de yakışıklı. Boy pos, yüz, ses, vücut dili... Allah elindekini hiç esirgemeden vermiş.
Yıllardır zevkle izlediğimiz bir insan. Çalışıyor, didiniyor, hakkıyla elde ettiği şöhretini ve kariyerini hiç yorulmadan sürdürüyor.
Kimse onun için “yakışıklı da ondan buralarda” diyor mu? Kimse onun için “tabii yüksek yerdeki insanlarla ilişkisi var da ondan” diyor mu? “O sütun gibi bacaklar olmasa kimse yüzüne bile bakmaz” diyor mu?
Demiyor. Aklına bile gelmiyor böyle bir şey demek. Allah tarafından verilmiş güzelliğinin “bedelini” ödetmeye kimse yeltenmiyor.
Ama kadın olunca işler değişiyor. Güzel bir kadın, mesela Ayşe Arman, mesela Bahar Feyzan, mesela Banu Güven gelsin bir yerlere.. O güzelliklerini fitil fitil burunlarından getirmek için yapılmadık kalmaz.
15 yıldır çalışıyor olmaları, bugüne kadar binlerce röportaj, haber yapmaları, sabahın köründe kalkıp, gecenin yarılarına kadar çalışıyor olmaları hiç önemli değildir. “Güzel de ondan.” Nokta. 15-20 yıllık kariyerlerinin özeti budur. Daha da iğrençleşmek isteyen bir ilişki de uydurur, “onun metresi de ondan” der. Herkes de buna zevkle inanır.
Kim yapar bunu? Medyanın bizzat kendisi. Her güzel kadına küçümseme ile bakılır. Her güzel kadının arkasında bir erkek aranır. Ayşe Arman’a hakkının verilmesi son beş alt yılın işidir. Ama bunun için de bir erkekten ve ortalama güzel bir kadından beş kat daha fazla çalışması gerekti.
Güzel olmak suç, peki çirkin olmak değil mi? O da suçtur.
Sert bir laf edersin, yeterince güzel bulmamışlarsa laf hazır: “Çirkin de ondan böyle konuşuyor.” Çirkin olduğu için insan neden öyle konuşsun? Güzelleri kıskanıyordur, istediği yere gelememiştir, bu yüzden ruh hastasındır falan filan.
Manşet atarlar: “Çirkin kadını çirkin sözleri!” Kaç defa gördük. Çirkin dedikleri de çirkin falan değil ama olsun. Bir kadın sert konuşuyorsa bir tek nedeni vardır: “Çirkindir, yalnızdır, dolayısıyla tatminsizdirs” Doğruyu söyle ihtimali nasıl güzelin yoksa onun da yoktur. Ki bir kadının çirkin addedilmesi de pek kolaydır basınımızda. 90\60\90 olmayıp boyun da 1.70’in altındaysa tamam.
Hiç “yakışıksız adamın yakışıksız sözleri” diye bir manşet okudunuz mu? Terbiyesiz adam olur, densiz adam olur, cahil adam olur ama asla “çirkin, yakışıksız” adam diye bir şey yoktur. Bir erkek yazarın çirkinliği veya yakışıklılığı mevzubahis bile edilmez ki basımızda çirkin adam da hayli boldur.
Yakışıklı olduğu için okunan erkek yazar yok mu yani? Yakışıklı olduğu için izlenen programcı veya? Yoo. Onlar yakışıklı değil başarılıdır. Kadın medyacı ise güzeldir ama asla başarılı değildir. Çalışmaktan ölür gider “güzeldi de ondan” denir.
Hem güzele bu kadar düşkün olup hem güzelin bu kadar canını çıkaran üstelik de çirkin olana da vurmayan bir düzen olmayacak mı?
Medyada kadın olmak: Güzellik de çirkinlik de suç
Haberin Devamı

