Medya kadınlardan özür diliyor!

Çok ama çok acayip bir şey olmakta dünyada. Daha doğrusu dünya televizyonlarında...

Haberin Devamı

Çok ama çok acayip bir şey olmakta dünyada. Daha doğrusu dünya televizyonlarında. İngiliz ve Amerikan televizyonlarında aynı anda “komplekslerinizden kurtulun esas böyle güzelsiniz” programları yapılıyor! Amerika’da Tyra Banks, İngiltere’de tanınmış bir moda danışmanı kadınları kendileriyle barıştırmaya çalışıyor. Sonunda birileri gerçek dünyayı keşfetti!

Bildiğiniz gibi kadınların çok büyük bir bölümü vücutlarından şikayetçi. Büyük çoğunluğu daha zayıf olması gerektiğine inanıyor. Bunun altında elbette ki moda dünyası ve onun nedendir bilinmez yardakçısı olan medya tarafından pompalanan “güzel kadın zayıf kadındır” düşüncesi yatıyor.
İstenilen hepimiz manken gibi vücutlarımızın olması. Normal olmamız yetmedi zayıf olmamız istendi. Zayıf olmamız yetmedi çok zayıf olmamız istendi. Nerede kadidi çıkmış, iskelet gibi kızlar var başımıza manken (dolayısıyla örnek) olarak çıkarıldı. Genç kızlar yememe hastalığı olan anoreksiya nervoza’ya tutuldu. Evlilik kiloları, doğum sonrası kiloları, bacak selülitleri, kol selülitleri, sutyen taşkınlıkları, sırt fazlalıkları gibi onlarca dert yarattılar kadınların başına. “Kadınlardan intikam alma”, “Kadınları cezalandırma” timleri gibi dört bir tarafımızı sardılar.
Medya tuhaf bir şekilde çok sevdi bunu. “Kiloları yüzünden tanınmaz halde, çok çirkin, çok feci, acayip iğrenç!” diye durmadan başlıklar attılar. Üstelik çok feci denilen ünlülere bakıyoruz hayır sadece normale dönmüşler! Yani normal eşittir çok iğrenç diye bir durum söz konusu oldu.


MEDYANIN SEVMEDİĞİ BİR KADINSAN OTUR OTURDUĞUN YERDE

Gazetelerin illa ki her gün bir köşesinde ‘nasıl zayıflanır haberi’ görüyoruz. Zayıflatma dev bir sektöre döndü. Durumu açlık seviyesinde olanlar hariç her eve diyet ürünlerinin en az bir tanesi girdi. Sıfır yağlı pembeler, yarım yağlı maviler, glisemik indeksi düşük beyazlar, rafine olmamış kahverengiler...
Estetik ameliyat olgusu hiç olmadığı kadar benimsendi. Öğle tatilinde botokslardan, yüz gerdirmelerden, yağ aldırmaklardan söz edilir oldu. Televizyonlar bunu yine çok sevip “Tanrım beni baştan yarat” programları yapmaya başladı. Çirkin “addedilen” kadınlar 8 haftalık programlara dahil edildi, her taraflarıyla oynanıp güzel “addedilen” kadınlara dönüştürüldü. Sonra ne oldu o kadınlara, hayatlarında ne değişti bilmiyoruz. Ama bir TV şovu olarak muhteşemdi!
Sonuç? Havuza, plaja gitmeye utanan koca bir kadınlar ordusu! Medyanın ve moda dünyasının sevmediği kadınsan eğer otur oturduğun yerde!


Tyra Banks kadınlara kendilerini sevdirmeye çalışıyor

Durumun iyice vahamet kesbettiği bir noktada bir şeyler değişmeye başladı. Amerika Birleşik Devletlerinde şu sıralar en çok konuşulan program süper model Tyra Banks’ın “kadınlara kendilerini sevdirme” programı. Tyra gibi süper süper “model” bir kadının bunu yapması süper süper ironik de olsa umut verici.
Seyrettiğim bir programda kendilerini çok çirkin sanan dört kadın, makyaj yapmalarına, takma saç takmalarına veya dolgulu sutyen, korse, solaryum gibi numaralara girişmelerine izin verilmeden bir vitrine konuluyor. (Çünkü “bu” şeyler olmadan kendilerini berbat hissediyorlar) Yoldan geçen insanlara da şu deniliyor: “Bu kadınlar kendilerini çirkin buluyor. Siz ne düşünüyorsunuz?”
İnsanların vitrine bakıp söylediklerini içeridekiler duyamıyor. Yoldan geçenler içerdekileri parmaklarıyla gösterip bir şeyler diyorlar. Birtakım el kol hareketleri yapıyorlar.
“Sizce dışarıdakiler ne diyorlar?” diye sorulduğunda içeridekiler “saçımı ne kadar çirkin bulduklarını söylüyorlar”, “yüzümdeki yarayı işaret edip iğrendiğini söylüyor”, “muhtemelen basenlerimden tiksindiğini söylüyor” diyorlar.
Oysa gerçek öyle değil! Dışarıdakiler birinin ne kadar güzel gözleri olduğunu, birinin ne kadar seksi olduğunu, birinin dudaklarına bayıldığını söylüyor. İşaret ettikleri, kızların sandığı gibi çirkin tarafları değil güzel tarafları.
Stüdyoda bunları duyunca ne oldu? Dördü de zırıl zırıl ağladı. Çünkü gerçek bu!


Kendilerini olduklarından yüzde 30 daha şişman sanıyor

İngiltere’de ise iki ayrı program var şu sıralar: “How to look good naked” (Nasıl güzel çıplak olunur) ve “Missing Top Model” (Kayıp manken).
“Nasıl güzel çıplak olunur” programında çok acayip şeyler yapılıyor. Program tümüyle “komplekslerinizi yenin” teması üzerine. Çatlaklarınızdan mı utanıyorsunuz, sokağa çıkıyorlar ve gördükleri her kadına soruyorlar. Var mı çatlak? Var. Gösterir misiniz? Güzel kadınların bile çatlakları var. Şaşırıyoruz çünkü bilmiyoruz ki kadınların yüzde 78’inda çatlak var!
Bir başka programda şişman ve çirkin olduğunu düşünen bir kadının çok güzel fotoğrafları çekiliyor ve dev bir afiş haline getirilip şehrin bir yerine asılıyor. Kendini çirkin sanan kadınla beraber afişin önüne geliniyor ve insanların yorumlarına kulak kabartılıyor.
Sonuç? İnsanların yüzde 73’ü beğeniyor!
Çok acayip bir deney daha yapılıyor. Kadınların çıplak fotoğrafları çekiliyor ve bilgisayarda üç boyutlu bir animasyon haline getiriliyor. Sonra fotoğrafı çekilen kadınla önüne geçiliyor ve soruluyor: “Bu sen misin?” “Yok” diyor. “Ben daha şişmanım”. Ve soruluyor: “Neren daha şişman?” “Belim daha kalın, bacağımı daha toplu, omuzlarım daha düşük”. Üç boyutlu modelleme üzerinde kadının söylediği bütün değişiklikler yapılıyor. “Bu musun sen?” “Evet buyum” Sonuç? Kadınların büyük çoğunluğu kendilerini yüzde 25 ila 30 arasında daha şişman sanıyor! Halbuki ilk modelleme bire bir onların vücutlarıydı!
Çolak top model
Kayıp Manken ise daha radikal. Sakat kızların güzellik yarışması. Bir kolu veya bir bacağı eksik, protezli, felçli, yara izli kızlar profesyonellerin elinde harikulade bir güzele dönüşüyor. Protezlerin üzerine giydirilen jartiyerli çoraplar mı istersiniz, tekerlekli sandalye üzerinde iç çamaşırı defilesi mi... Sonuç? Hayır hiç rezillik falan değil. Kolsuz bir kızın da ne kadar seksi olabileceğine inanamıyorsunuz.


Öper misin, evlenir misin, yoksa kaçar mısın?

Bu da yine İngiltere’de başka bir program. (Snog, Marry, Avoid?) Boya küpüne girmiş kızları ve erkekleri doğal güzelliklerine döndürme programı. Takma saçlardan, takma kirpiklerden, dolgulu sutyenlerden, dikkat çekmek için giyilmiş tuhaf kıyafetlerden arındırma operasyonu.
Yapılan da şu: Aşırı süslü veya boyalı kızlar önce hep ortalıkta dolaştıkları halleriyle oylanıyor: Öper misin, evlenir misin, kaçar mısın?
Sonra adım adım kızların bu güzelleşmek veya dikkat çekmek uğruna sürüp sürüştürdükleri çıkarılıyor. Her aşamada aynı oylama yapılıyor. Öper misin, evlenir misin yoksa kaçar mısın? Son noktada en sade hallerine geliyorlar. Ve yine aynı oylama yapılıyor.
Sonuç: Her zaman en sadesi tercih ediliyor.
İnsan izleyince ve sonuca bakınca kadınların nelere ama nelere zorlandığına inanamıyor. Hakikaten çok ama çok acayip...

DİĞER YENİ YAZILAR