Kuzu göbeği, lezzet öbeği

Haberin Devamı

Bugün size dünyanın en lezzetli şeyinden söz edeceğim. “Kuzu göbeği mantarı”. Hafta sonu Yeşilüzümlü’deydim. Neresidir bu Yeşilüzümlü? Fethiye’nin hemen 1 saat kuzeyinde, Denizli yolu üzerinde, dağların bir kovuğuna yerleşmiş nefis bir orman kasabası. Hemen hemen hiç bozulmamış. Çok güzel taş evleri var.

İki şeyiyle ünlü: 250’ye yakın yerleşik İngilizi’yle ve kuzu göbeği mantarıyla.

İngilizlerin hikayesi çok komik. Bir Allah’ın kulunun bilmediği bu kasabaya nasıl gelmeye başladılar bilmiyorum ama şu an bir Türk kasabasını bir Avrupa kasabasına çevirmeye başarmış durumdalar. Boyunlarında poşularıyla sarışın mavi gözlü insanlar korkunç Türkçeleriyle manavla pazarlık yapıyor, köylü amca pazarlıkçı İngiliz ablaya “gud morning” çekiyor, az ileriden sabah yürüyüşlerini yapmış bir grubun şen kahkahaları geliyor, bir cip köy yollarında evinin yolunu tutmuş gidiyor... Akşam, beldedeki iki pubdan birinde oturmuş şarabımı yudumlarken Çetin Altan’ı acı acı düşünmeden edemedim. “Köylerde tenis oynandığında kalkınmış olacağız” deyip durdu ya 30-40 yıl boyunca... Al sana tenis, al sana pub. Türk köylüsü hâlâ kalkınacak inşallah.

Neyse bu başka bir konu. Dönelim biz mantara.

Yeşilüzümlü’de iki yıldır “Kuzu Göbeği Festivali” yapılıyor. Geçen Ekim’de gittiğimizde Dikencik Evlerinin sahipleri Ayşe ve Cengiz Genç “festivale de mutlaka gelin” demişlerdi, Cuma günü atladım uçağa gittim.

Sabahtan gidecektim ama geç kalmaların uzmanı Mutlu Tönbekici, 1 dakika ile uçağı kaçırdı. Türk Hava Yolları çek-ini 45 dakika önceden kapatıyormuş meğer. Kös kös akşam uçağına bir bilet daha aldım. (Böylece kendi yaratıp kendi inandığım “son dakika giderim, asla da uçağı kaçırmam efsanesi” de bitmiş oldu.)

Uçağı kaçırmam öğlen köy meydanında dağıtılan kuzu göbeği mantarı çorbasını da kaçırmam manasına geldi. Halbuki tam da bu çorba için gitmiştim. Ayşe Genç her yıl koca bir kazan kuzu göbeği mantarı çorbasını odun ateşinde pişirip herkese dağıtıyor. Tam eski zamanlardaki gibi değil mi? Bence şahane bir fikir lakin yetişemedim. (THY bana bir tas kuzugöbeği mantarı çorbası borçlu..) Peki anladık da nedir bu kuzu göbeği mantarı çocuğum? Gavurcası “morel”. Çeşit çeşit modeli var. Türkiye’deki tipinin adını “morchella anatolia”. Avrupalılar bayılıyor. Yılda 500 ton ihraç ediliyor sadece Yeşilüzümlü’den. Dünyanın en pahalı mantarı trüf kadar değil belki ama porçini mantarından daha değerli mesela.

Cumartesi sabahı belediye düğün salonunda panel vardı. Danimarka’dan, İngiltere’den, İrlanda’dan gelen mantarcılar (mikolog deniyormuş) ve Fatih Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fahrettin Gücin ile Muğla Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mustafa Işıloğlu kuzu göbeği hakkında bir dünya şey anlattılar.

Sonra en az 200 kişi otobüslere, minibüslere ve arabalara atlayıp tepedeki antik Likya kenti Kadyanda’ya çıktık. 2000 yıldır rüzgardan başka bir sesin duyulmadığı Kadyanda’nın deniz manzaralı tiyatrosunda Şefik Vural nefis bir flüt konseri verdi.

Sonra elimize sepetlerimizi alıp mantar avına çıktık. Ben tek bir mantar bile bulamadım. Zaten yoktu. Kimse bulamadı. Bu nazlı şeyler de biliyorsunuz yağmurdan hemen sonra çıkıyorlar. Ve lakin yağmur da nicedir yağmadığı için patlamamışlar. Festival var diye kıyak yapmamışlar yani.

Biz bulamadık ama köylü güzel güzel buluyor. Aşağıya indik bir da baktık bir amca torba torba mantar satıyor. Yarım kilosuna 30 kağıt bayılıp aldım. Evet pahalı bir nane ama siz yine de bir yerde bulursanız mutlaka alıp tadın kuzugöbeği mantarını. Olağanüstü bir tadı var.. Kurusu da var.

DİĞER YENİ YAZILAR