Dolunay sendromu diye bir şey var mı gerçekten yoksa bu benim şahsi 1458 manyaklığımdan bir tanesi mi?
3 aydır dikkatli izliyorum. Her dolunayda ben bir şekilde deliriyorum.
Yaptıklarımı saymak istemiyorum şimdi, zira bir bölümü hayli rezil şeyler ama oluyor. Düşmeler, arabayı çarpmalar, kavga çıkarmalar, derin düşüncelere dalıp o düşüncelerde boğulmalar, ağlamalar, gidip kafa çekmeler...
“Kurt kadın” olmuyorum. Daha çok “kurt düdük” durumu benimki.
Dün gece mesela şöyle şeyler oldu: Benim beğendiğim filmi beğenemediği ve yine sırf bu yüzden sinemaya gidemediğimiz için Manita Bey’le benim monoloğum şeklinde geçen sıkı bir kavga ettim. O muhteşem monoloğumdan aldığım ilhamla ve adrenalinle akşam akşam ve tek başıma oturma odasının şeklini değiştirdim. (Yeri değişenler arasında kütüphane de var.) İki saat süren yer değişikliği hiç hoşuma gitmediği için odayı tekrar eski haline getirdim. Bu arada bir parmağım koltuğun bir tarafına sıkıştı. Canım yandı ve ben buna çok ama çok fena sinirlendim. Bu arada televizyonda “Starter Wife” diye bir dizi var onu seyrettim. Ünlü ve zengin kocasından boşandığı için lokantada masa bulamayan kadın nedendir bilinmez bana kendi halimi hatırlattı ve Sıdıka’ya gidip kafa çektim.
Normal mi şimdi bu?
Şu an kafamın yerinde dev bir balkabağı var. Üstelik içine inşaat yapıyorlar sanki.
Kurt adam efsanesi çok da boş bir şey olmamalı. Psikiyatrist arkadaşıma mesaj çektim, var mı Dolunay sendromu diye bir şey dedim, “istenirse her tür rezilliğe meşru bir neden yaratılabilir.” şeklinde müstehzi bir cevap yolladı.
Rezil de sensin meşru da sana girsin!
Neden yaratmaya çalışmıyorum kardeşim, gerçeklerden söz ediyorum! Med cezire neden olan bir şey ruhlarımızı neden allak bullak etmesin!?
İnternette biraz dolandım, şöyle iddialar var: Dolunayda, havadaki pozitif iyonlar artarmış bunlar da hiperaktiviteye, depresyona, saldırgan tavırlara, migren ve astımın nüksetmesine neden olurmuş. Konsantrasyon güçlüğü artar, hatalar çoğalırmış.
Adeta ben! Astımım yok çok şükür ama baş ağrıları gani gani. Nüksetmek için her tür bahaneyi kolluyorlar. Dolunay bunlardan biri niye olmasın!
Lafı nereye bağlayacağımı bilmiyorum. Lafı bağlamak da istemiyorum. Böyle tepsideki küçük küçük kanepeler şeklinde köşe dolduranlara bu yüzden her zaman imrenirim. Laf hiçbir yere bağlama ihtiyacı ve arzusu hissetmeden ayrı başlıklara 8 sekiz tane paragraf atarlar, olur biter. “Zart filmi pek güzelmiş. Bana ergenliğimi hatırlatıyor.” Nokta. Eee? Yok. Bu kadar. “Hiç güveçte fasulye yediniz mi? Zurt usta çok güzel yapıyor. Köşeyi dön, ilk sağ”. Bu da bu kadar. Geçelim öbür kanepeye. “Başbakan başbakan! Sözüne dikkat et, ayıp oluyor.” Bu da bitti. Günün sözü, günün fıkrası. Tamam.
Ben, format gereği böyle yapamıyorum, bugün buna da sinirleniyorum. Az sonra size de sinirleneceğim. O yüzden birini ısırmadan bir an önce gideyim ben. Hadi eyvallah.
Kurt kadın değil ama kurt düdük
Haberin Devamı

