Dünkü Milliyet’te Devrim Sevimay’ın bir röportajı vardı. Devrim Sevimay, Kuzey Irak - Mahmur’daki PKK kampının sorumlusu “Polat” ile görüşmüş.
Röportajın girişini buraya almadan edemedim:
“Tüm Türkiye geçen pazartesi kamptan gelen grubun Habur’dan giriş şekli ve sonrasıyla hop oturup hop kalkarken, gidip kamptakileri dinlemek doğrusu önemliydi.
Bir kere niye Türkiye’nin bu kadar kızdığını hiç anlamış değiller ve kelimenin tam anlamıyla şaşkınlar. Biz kendilerine, “Kürtler dahi o karşılama şeklini eleştirdi” dedikçe, “Bizim neye sevindiğimizi niye anlamıyorlar?” diye tepki gösterdiler.
Sınırın bu tarafını kesinlikle okuyamıyorlar.
Sınırın bu tarafı da o insanların 16 yıl önce neden göç etmek zorunda kaldığını hiç hatırlamıyor. İşin bu yanına o kadar uzak durulmuş ki, o yüzden de şimdi herkes sınırdaki o fotoğrafın şokuyla baş başa kalıyor.
Şu anda Türkiye’yi sakinleştirecek tek şey, tarihi anlamaya çalışmak.. Sırf bunun için gittik Mahmur’a; tarihi anlamaya çalışanlara küçük bir not düşmek için..”
Devrim Sevimay, bir gazeteci olarak elbette ki en doğrusu yapmış. Fakat bizler “tarihi anlamaya” çalışıyor muyuz, bu “notların” bir önemi var mı, Türkiye’nin bu notlarla “sakinleşmesi” gerçekten mümkün müdür, sakinleşmek istiyor muyuz ondan işte hiç emin değilim.
Okumaya devam etmek gerekiyor röportajı. İnanırsınız inanmazsınız, bilemem ama yine de okumak gerek.
Şöyle demiş “Polat”:
“Bir şey söyleyeyim mi; ben Türkiye’de yaşayan insanların bu halkı çok da iyi anladığını sanmıyorum. 30 yıldır insanları öldürülüyor bu halkın. Ailesinden en az bir yakını öldürülmeyen insan yok burada. İşkence görmeyen insan yok. Faili meçhule gitmeyen yok. O yüzden barışa susamış bu insanlar. Oraya yığılan insanlar da bu barış sevinciyle oraya yığıldı.
O büyük bir mutluluktu, o bir halkın sevinciydi. Barış olacak sevinci. Barış yolu tekrardan açılıyor sevinci. İnanın sabahın ilk saatlerinden itibaren böyle adeta sevdalanmışçasına yollara düştük. Sabahtan akşama kadar aç susuz kaldık, ama sevincimizden onu bile anlamadık. Bizim böyle bir barışa nasıl susadığımızı Türkiye’nin çok iyi okuması lazım.
Yoksa, asla “Biz geldik, gövde gösterisi yapıyoruz, işte sizi dize getirdik”, kesinlikle böyle şeyler yoktu o karşılamada... Bu çok derin bir sevinçtir bizim için. Bu sevincin nesinden korkuluyor, biz bunu anlayamıyoruz.”
Bu ülkenin temel sorunu da bu zaten. Kimse kimseyi anlamıyor.
Bir takım kodlar var fakat bu kodları bir türlü çözemiyoruz. Çözmek istemiyoruz.
Ne onlar bu tarafı, ne bu taraf
o tarafı çözmek istiyor..
Barışa alışmak hakikaten kolay değilmiş.

