Dünyanın farklı bölgelerinde faaliyet gösteren ulusal ve uluslar arası kurumlar tarafından oluşturulan “Sıfır Yok Oluş” ittifakının verilerine göre dünyada her 13 dakikada bir canlı türü yok oluyor.
Yani her 13 dakikada dünyanın bir yerlerinde bir canlı türü için kıyamet yaşanıyor.
Küçük küçük kıyametler...
Biz ise genellikle çok umursamıyoruz bu durumu.
Bu küçük kıyametlerin bizi büyük sona götürdüğünün farkında değiliz henüz ne yazık ki...
Çünkü kendimizi bu biyolojik çeşitliliğin bir parçası olarak görmüyoruz.
Oysa her yok olan canlı bizi sona bir adım daha yaklaştırıyor.
Ve bu yok oluşun en temel nedeni bizim yaşam biçimimiz...
Örneğin, Türkiye’de yalnız Kaçkar dağlarında 2000 metrenin üzerindeki alpin çayırlarda yaşayabilen bir kelebek türü var.
Adı, Korubeni Kelebeği... (Glaucopsyche alcon, Glaucopsyche arion )
Önce dişi Korubeni Kelebeği bitkinin üzerine yumurtasını bırakır.
Yumurtadan çıkan tırtıl yaşamının ilk aşamasını üzerine konduğu bitki ile beslenerek geçirir. Tırtıl, biraz büyüdükten sonra kendisini toprağa bırakır ve bir tür koku salgılayarak beklemeye başlar...
Myrmica cinsine ait olan bir tür karınca da bu kokuyu alır ve tırtılı kendi yavrularından sanarak yuvasına taşır.
Gelişimini karıncanın yuvasında tamamlayan tırtıl, kışı karıncanın yuvasında kozasında geçirir ve bir sonraki yaz kelebek olarak dışarı çıkar...
Yani bu kelebeğin devamlılığı karıncanın devamlılığına bağlıdır.
Ancak karıncanın yaşaması için de yuvalarının üzerindeki bitkilerin çok fazla uzamaması gerekiyor.
Burada da Karadeniz yaylalarındaki hayvancılık devreye giriyor.
Çünkü hayvancılığın tükendiği bölgelerde bitki örtüsü alıp başını gidiyor ve karıncaların azalan varlığına paralel olarak bu kelebeklerin sayıları hızla azalıyor.
Sonuç olarak Karadeniz’in yüksek yaylalarında yaşayan insanların şehirlere göçmesi ve hayvancılığın giderek azalması nedeniyle bugün Korubeni Kelebeği’nin nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.
Sözün özü bir canlının varlığı başka bir canlının varlığına bağlı.
Yaşamak istiyorsak yaşatmak zorundayız...
Bu üstelik sadece canlılar için değil kurumlar için de geçerli.
Örnek mi:
Allianoi’yi ve Hasankeyf’in yok edildiği bir ülkede Kültür Bakanlığı var olabilir mi?
Ya da derelerin yok edildiği, dağların madencilere altın tepside sunulduğu, ormanların talan edildiği bir ülkede Çevre ve Orman Bakanlığı var mıdır?
Kağıt üzerinde belki...
Ama ne yazık ki Türkiye yıllardır bu iki bakanlık olmadan yönetiliyor...
Yücel Sönmez
Kurumsal Iletisim Koordinatörü
Doga Dernegi
Kaldırım Cad. No:9/2 Çengelköy Istanbul
Tel : +216 462 27 24
Gsm : 0549 860 27 64
Faks : +216 462 27 44
Çantamdaki kitap
Dünya Yanarken İnkar Etmek
için Yapabileceğimiz 50 Basit Şey
Dünyayı Kurtarmak İçin Yapabileceğiniz Şu Kadar Basit Şey” palavralarını bir daha düşünün. Derrick Jensen ve Stephanie McMillan, enerji verimliliği, geri dönüşüm, musluk başlıklarını değiştirmek gibi ekolojik tüketim çözümlerini eğlenceli ve eğlenceli olduğu kadar çarpıcı bir şekilde eleştiriyor. McMillan’ın çizgisi ve Jensen’in betimleriyle etkileyici bir çizgi roman. Yıkımı durdurmak için bir araya gelen yabani hayvanların, bitkilerin ve doğanın bütünlüğünü ve insanın da bunun bir parçası olduğunu yeniden hatırlamaya başlayan insanların uzaydan gelen makinelere karşı savaşı.
Çeviren: Yıldız Temürtürkan
Sayfa Sayısı: 224
Yayınevi: Minima Yayıncılık
Fiyatı: 11,25 TL

