İzmirli Olmak: Burunsuzluk

Haberin Devamı

Gerçeği söyle dokuz köyden kovul! İnsanın yaşadığı şehri sevmesi güzel bir şey. Bir şehre aşık olmaksa mevzu, ilk aşkım benim de İzmir’dir. Hayatımın bütün güzel ilklerini İzmir’de yaşadım. İzmir’de aşık oldum, İzmir’de sevdim, İzmir’de büyüdüm, İzmir’-de ilk sarhoş oldum, İzmir’de mutluluğu tattım, İzmir’de bağımsızlığımı ilan ettim, üstelik de denk geldi, başka şehirlerde de hep İzmir’lilerle arkadaşlık ettim. Sevgililerim de hep İzmirli oldu. Mevcut Manita Bey de has bir Karşıyakalıdır. Dahası ablam da İzmir’de oturuyor. Yani bu şehirle bir alıp veremediğim olmadığı gibi aksine çok da severim. 7 yıllık köşecilik hayatımda yazmadıysam en az 20 tane İzmir güzellemesi yazmışımdır. Yılda gelmiyorsam en az 30 kere geldiğim, kaldığım bir şehirdir. Ve lakin bu kadar “kör” olmak da yine İzmirliye has bir şey herhalde. İzmirli olmak ne menem bir şeydir sorusuna bu cevap da verilebilirmiş. Dün yazdığım “İzmir iyi güzel tamam ama abartmayın. Hoşgörü, dostluk kardeşlik kendi gibilerinize sadece. Eskisi gibi güzel de değil. Üstelik şehrimiz yeniden bok kokmaya başladı. 2009 yılında bu mudur medeniyet?” dediğim yazım nedeniyle sabahtan beri işitmediğim hakaret kalmadı.

Arada “çok haklısınız, bir ütopya yaşatılmaya çalışılıyor, ne eskisi gibi rahatız, ne eskisi gibi komşuluk var ve bu koku yüzünden de balkonlarda oturamaz olduk yine” diyenler dışında “Biz bu bok kokusunu da seviyoruz. Başkanımızı sevmemiz sizi rahatsız etti herhalde. Kurban olun siz bize kıskanç kadın” şeklinde özetlenebilecek 500’e yakın mail aldım.

“Medeniyet” içine bu kokuyu da sokabilen fanatik bir İzmir kitlesine ben ne diyebilirim ki!?

Üstelik Piriştina zamanında yok olmuştu bu koku.. Yani hakikaten çalışan, hakikaten taviz vermeyen bir belediye bunu yok edebiliyor! Gördük bunu! Yapılamaz denilen yapılabilmişti! O çok sevdiğiniz Başkanınıza yeniden hortlayan kokunun hesabını sormak yerine beni kıskançlıkla suçlamak.. Nasıl açıklanabilir bilmiyorum. Daha iki hafta önce Karşıyaka Kasımpaşa’ya yenildiğinde KSK taraftarının çıkarttığı rezillikleri, kavgaları, yola attıkları bir bira şişesi yüzünden bir çocuğun ölümüne neden olduklarını unutan “biz var ya biz, hakikaten çok barış severiz, çok hoş görülüyüz, katiyen keko değiliz” diyen ve bundan başka hiçbir şey duymak istemeyen bir bölgecilik, mahallecilik zihniyetine ben ne desem boş.

“İzmir düşmanlığınızı siyasi görüşünüze bağlıyorum” demiş biri de.. Duyan da “Allahım Türkiye niyçün bir İran değil, niyçün Suudi Arabistan değil” diye gözyaşı döken biri olduğumu sanır. Tek siyasi görüşü “her nevi anti bağnaz”lık olan birine edilebilir bir laf mı bu? Her fırsatta İzmir’e kaçan biri nasıl İzmir düşmanı olabilir o da açıklamaya muhtaç..

Siyasi görüşüm velev ki sandığınız gibi olsun, hani çok hoşgörülüsünüz ya, “İzmir kokuyor kardeşim” diyemeyecek miyiz?

İzmir, Türkiye’nin her yeri gibi hızla çirkinleşiyor, hızla kabalaşıyor, kırolaşıyor diyemeyecek miyiz?

Hani bu fikri hür, vicdanı hür, neşeli, fıkır fıkır İzmir’in sanatı, edebiyatı, memleketi sallayan markası, zehir gibi reklam ajansları, zıpkın gibi mimarları, birinci ligdeki futbol takımları, olimpiyatlardaki yüzücüleri diyemeyecek miyiz?

Tamam kurban olayım size ama niye sözü edilen başarılı İzmirlilerin HEPSİ güzeller güzeli İzmir dışında kimse merak etmiyor mu?

Bir sorun var demek ki hepsi gidiyor. Perşembeye kadar düşünün bakalım neymiş... (İzmirli olmak ne demektir sorusuna hafta sonu tatilleri Perşembe öğlen ile pazartesi öğlen arasıdır diyen de olmuş muydu? Olmadıysa ben diyeyim..)

DİĞER YENİ YAZILAR