Bu kadar hızlı atışmaya başlamasalardı daha iyi olurdu diye düşünüyorum. “Havuzlu villada oturan Recep Bey”lere karşılık hemen “tenekeyi altınla kaplasan da teneke tenekedir” cevabı geliverdi. Ona karşılık da “havuzlu villanın altını olmaktansa halkın tenekesi” cevabı geldi ki doğruya doğru, pek sevmediğim teneke benzetmesine karşılık gayet şık bir cevaptı Kemal Bey’inki. Böylece Kılıçdaroğlu’nun istese de seviyeyi düşüremeyen, yaradılıştan kibar bir insan olduğunu öğrendik. Değişir mi, umarım değişmez ve umarım onun sayesinde siyaset jargonu bulunduğu bodrum katlarından üst katlara doğru çıkar.
Bence “Recep Bey” sözü kötü değil. Hatta başbakanımıza muhalefet tarafından şimdiye kadar yapılmış en iyi hitap. Daha önceki “Tayyip” söyleminden de RTE kodlamasından da açık ara daha nazik. Neden celallenildi anlamış değilim. Recep İvedik mi hatırlandı? Onu mu çağrıştırmaya çalıştığı sanıldı? Gereksiz bir alınganlık. Recep Bey, Kemal Bey, Devlet Bey üslubu bana çok daha hoş geliyor.
“Havuzlu villa” için ne diyeceğimi bilemedim. Ucu bana da dokunuyor. Hatırlansanız geçen yaz, Bodrum’da havuzlu bir ev kiralamak gibi bir densizlik yapmıştık. İstanbul’daki kira evimi geçici bir süre için bir arkadaşıma kiralayıp... Yani normal koşullarda ödeyeceğim kiradan fazlasını ödememiştim ama işte adı havuzlu villa. Hatta soyulunca “havuzlu lüks villa” diye anılmıştı bazı gazetelerde. Sonra yüzümüze gözümüze bulaşmadı değil. Soyulmak, alarmla yaşamak zorunda kalmak, maki yangını tehlikesi atlatmak, son olarak da anormal bir su faturası ödemek gibi yan etkileri çıkmıştı. Benim evdeki kiracı çıkar çıkmaz boşaltıp koştura koştura İstanbul’daki evimize dönüvermiştik. Fakat tekrar edeyim: İstanbul’da Arnavutköy’de dandik bir apartman katından daha yüksek değildi kirası. Tutması kolay, sürdürülebilirliği zor diyelim. (Bu kelimeyi kullandığıma da inanamıyorum!) Zengin işi mi değil mi çok da açık değil yani.
Peki “tenekeyi altınla kaplasan da teneke kalır” lafı? Deyim deyip geçebilir miyiz? Hoş mu? Gerçi CHP parti meclisi üyelerine bakınca tenekenin altından ziyade TNT (Trinitrotoluene. Patlayıcı malzemesi) ile kaplandığını söylemek daha doğru olur ama hadi o konuya girmeyelim. Altın teneke ilişkisi sorunlu bir ilişki. Kim altın, kim teneke, Kemal Bey o durumda tek başına altın mı oluyor, teneke partinin kendi midir vs vs..
Cevaba gelirsek: “Halkın tenekesi” bittabi durduk yerde insanın kendini konumlandıracağı bir nokta/malzeme/mertebe değil. Gazetecilerin sıkıştırmasından o anda doğmuş bir söz. Tek başına iyi değil, hatta hasımlar tarafından suiistimal edilecek bir tamlama ama cümlenin tamamında verdiği mesaj son derece cana yakın. “Varsın teneke olsun, bizden biri.” Devamı şöyle olabilir: “Kendini altın sananlara yeğdir..” Bir çeşit sine-i millete dönüş. Üstelik terbiyeli. Kavgaya değil çözüme geldik mesajı da çok istenirse alınabilir. (PM’ye bakıp ben almadım mesela)
Villanın altını-halkın tenekesi ikileminde ben neyim diye düşündüm. Havuzlu villada, 5 aycık da olsa oturabilmiş, üniversite mezunu, dil bilir, esnaf arabası kullanan, buna karşın başını sokacak tek bir dikili ağacı olmayan, maaşa bakan, hani yarın kapının önüne konsa dımdızlak kalacak olan.. Halk desen halk değil, zengin desen zengin değil...
Aklıma “Havuzlu villanın tenekesi” geliyor. Ne dersiniz?

