Hangisini tercih edersiniz? Aşkınızı mı? Çocuğunuzu mu?

Haberin Devamı

Halit Ergenç, karısı 1,5 aylık hamile iken “Ben Bergüzar Korel’e aşık oldum” demiş ve bunun üzerine karısı çocuğunu aldırmış. 10 gün içinde de boşanmışlar.

Şu sorulabilir tabii: Be adam! Madem başkasına aşıksın niye karınla yatarsın?

Karını aldattığın yetmiyormuş gibi sevgilini de aldatıyorsun. İş mi bu?

Ama tabii bilemeyiz. Belki de 45 gün içinde aşık oldu. Ve karısıyla artık bir daha olmayacağını anladı...

Zira aşk da o kadar acayip, o kadar pis bir şey ki!

45 gün önce “evet bu düzen iyidir, böyle gitsin” diyebiliyorken 45 gün sonra beyninin yarısını yemişler gibi ortalıkta dolaşıp “ben yeniden doğmuş bir aslanım.. Buymuş meğer hayatın manası, tüyü, yumağı, kılı. Ben hiçbir şey yaşamamışım...” diyebiliyorsun.

Deyip her şeyi geride bırakabiliyorsun.

Aşık olana kızılabilir mi? Yarı delilik gibi bir şey aşk. Adamı yerden yere vurur. Kurtulmak isteyeni daha da beter eder. Mahallenin delisine kızmak gibi bir şey aşık olana kızmak. Manasız.

Olmasaydı da demek mümkün değil. Olursun. Pat diye. Bir sabah gözünü açarsın ve aşıksındır. Bir gün de gidiverir ayrı.

E ne yapılmalı?

Aşık olduğu halde evliliğini sürdüren daha mı “iyi” daha mı “erdemli” daha mı “makbul”dür?

İster misiniz yanınızda başkasına aşık bir koca? Başkasına aşık bir “çocuğunun babası”?

Onun aşkının dinmesini bekleyerek geçebilir mi aylar, hatta bazen yıllar? Ve o yılların ayların verdiği acı diner mi bekleyende? Kapanır mı o yara? O evlilik adam olur mu?

Ve en önemli soru:

O esnada büyütülen çocuktan hayır gelir mi?

Daha doğrusu o çocuğa insanın hayrı dokunabilir mi?

***


Ben inadına doğuran kadınlar da biliyorum. Karısından ayrılmak isteyen bir arkadaşım vardı. “Birinci çocuk biraz büyüsün derhal!” diye diye 3 yıl bekledi. Bu arada biriyle de ufaktan bir ilişkisi başladı.. (Ben değil!)

Ben “olmaz böyle, boşan öyle takıl” dedikçe o bana “yok yok boşanıyoruz” “yok zaten bir ilişkimiz” “yatakları ayıralı yıl oldu” “tamam konuştum, kabul etti” “bitti bitti az kaldı, avukata gittim” deyip duruyordu.

Sonra bir sarhoşluk anı mıdır nedir, (veya erkekler sandıklarından daha çok sevişiyorlar. “ilişkimiz yok” durumunu abartıyorlar) karısı şak hamile kaldı.

Arkadaşım dürüst davrandı, durumu uzun uzun izah etti. Başkasına aşık oluğunu ve ayrılmak istediğini söyledi.

Kadın “doğuracağım” dedi. Ve o çocuk doğdu. (Adını tahmin edin!? “Barış” )

Adam karısından daha doğrusu evinden asla ayrılamadı. 6 ay geçsin öyle dedi, olmadı. Çocuk iki yaşına gelsin dedi, olmadı. Sevgilisi anında terk etti ama adamın esas derdi başkasıyla olmak değil, karısından ayrılmaktı. Fakat bunu beceremedi gitti.

Doğurup evine bağlamış oldu tabii kocakarı deyimiyle ama kim mutlu oldu? Kimse. Çocuklar da bu mutsuzluk kervanına dahil. Berbat bir aile olarak devam ediyorlar. Zehir gibi bir adamdı, mutsuzluktan bön bir adama döndü. Lise arkadaşım ama göresim yok.

O yüzden “bak adam aşkını çocuğuna tercih etmiş, tüüü” falan gibi büyük laflar etmemek lazım. Bir mutsuz çocuk, bir mutsuz kadın ve bir mutsuz erkek daha katılmadığı iyi olmuş 70 milyona.

DİĞER YENİ YAZILAR