Halkın vize isyanı

Haberin Devamı

Bu vize isyanım ciddi olarak yankı buldu. Memleketin her köşesinden mail yağıyor. Fakat bu mailleri burada yayınlamak için bütün gazetenin bana tahsis edilmesi lazım.
Şöyle bir çare buldum: Okur mektuplarını internette yayınlayacağım. Orada sınır yok. Altına yorumlarımı da ekleyeceğim.

Vize konusunda halkın isyanını görmek istiyorsanız, buyrun www.gazetevatan.com ‘da benim yerime.



İSYAN EDEN OKURLAR


Kimden: Gönül Aras
Tarih: 16 Ağustos 2010


Sevgili Mutlu,
Her ülkenin konsoloslukları iç organlarımıza kadar deşifre edilmiş kâğıtları istiyorlar. Gideceğiniz ülkeye belirli gün için alacağınız vizeye kadar yapılan masraflar dünyanın parası. Özel olarak seyahat vizesi yaptırmak mecburiyetindesiniz. Yaptırmazsanız vize vermiyorlar. Koskoca T.C.SGK. Üç aylık vizite kâğıdını dikkate bile almıyorlar. Dışişleri Bakanının dikkatine. Vatandaş olarak Avrupa’nın herhangi bir ülkesine alacağınız vize için konsoloslukların önünde insanlığımdan utanıyorum. İnsan haklarına önem veren ülkelere vize verirken çektirdiklerini kınıyorum. Seyahat için değil ziyaret için gidiyorum. Ablam 45 senedir Avrupa’da. Her sene gelir bende hayatımda dört sefer gitmişimdir. Nalet olsun böyle vize almaya.
Gönül Aras

*****

Kimden: Sulhi U.
Tarih: 15 Ağustos 2010


Vallahi öyle bir kangren ki şu vize ucubesi, insanı milliyetinden utandırırcasına...
Öyle fazla gelişmiş Avrupa ülkelerinin davranışlarına bakmanız gerekmez. Nerelerinin geliştiği de tartışılır bu arada, ezelinden beri kendimizi zemmetmeyi nedense severiz.
Atlayın bir arabaya, 2-2,5 saat mesafedeki 500 sene dizimizin dibinde oturan komşularımız bile bir tafra içinde. Vize alabilmem için kayınçomun dükkânının tapusunu istemekle kalmayıp, ağabeyimin 2.ayakkabısı olmamasını büyük ayıp sayarak başvurumu reddettiler!
Hele internete girip sayfalarında neler istediklerine bir aralık göz atıverin, zannedersiniz ki tüm Türkiye açlıktan öleyazdı da tek kurtuluş olarak Bulgaristan’ı görüp oraya üşüşüyor!
Acaba oraya hangi zenginliklerine tamahen gideceğiz? Biliyorlar ki şu Türkiye’de ki göçmenlerin azımsanmayacak oranda akrabaları orada bulunmakta. Çift pasaportu olanlara ses edemiyorlar lâkin benim gibi ataları çok önceden kaçıp gelenlere 3. hatta 4. sınıf insan muamelesi yapmaktan pek mutlular. Acaba bizler sesimizi nasıl duyursak? Emekli bir insan yerini yurdunu bırakır da 60 yaşından sonra hangi işte çalışmaya gider!? Biraz izan ve muhakeme sonra uygulama…

Cevap: Sulhi Beyciğim olur mu hiç! Biz Türkler bırakın 60 yaşından sonrayı öldükten bile sonra çalışabiliriz. Nasıl bir intiba bırakmışsak. Ben de sizin gibiyim. Ata toprağı Bulgaristan’a hem ruh hastası miktarda belge istedikleri için hem de vize parası ayağıyla ciddi manada adam soymaya kalktıkları için gidemiyorum.

*****

Kimden: Ömer Dağlıkoca
Tarih: 14 Ağustos 2010


Merhaba Mutlu Hanım;

Dediğinizi yapmaya karar verdim. İsveçli arkadaşlarımız bizi davet ediyorlar ama vize almayı böyle anlattığın için açıkçası reddediyorum. Daha önce eşim Araştırma görevlisi olduğu için gri pasaportla gittik. Şimdi gitmeye hiç niyetim yoktu. Davet mektubu göndermeleri, yok bordro, yok bilmem ne...
Tamam dediğinizi yapmaya karar verdim, uçağa hatta ülkeye direk gideceğim ama davayı nasıl açacağım, avukatla mı uçalım?
Bir de bununla ilgili açıklayıcı bir yazı bekliyoruz.

Bu yazı için ellerinize sağlık, diğeri için şimdiden teşekkürler.

Ömer Dağlıkoca
Gayrimenkul Değerleme Uzmanı


Cevap: Valla Ömer Bey, Almanya Yüksek İdare Mahkemesi Daire Başkanı Yargıç Dr. Klaus Dienelt bu aklı vermiş ama kendisi 2008’in sonunda Türklere vizenin kalkacağını da öngörmüştü. Gelin görün ki öngörüsü fos çıktı. Yani vizesiz pasaportla uçağa atlayıp gitmek sonra yapılacak olan uygulamayı kayıtlara geçirtip mahkemeye gitmenin nasıl sonuçlara yol açabileceği konusunda pek sağlam bir bilgisi ve fikri olduğundan emin değilim. Ülke güvenliğine tehdit ayaklarıyla 15 yıl hapis de yemek de mümkün.


*****
Kimden: İsmi bende bir Dışişleri Bakanlığında Müsteşar Yardımcısı
Tarih: 14 Ağustos 2010


Mutlu hanım merhaba,
Cevabınız için teşekkürler. İnanın vize konusunda sıkıntılı hikâyelerin sonu yok ve bizim için çözümlenmesi gereken temel konu budur. Tepkilerin hepsi de haklıdır. Devlet Bakanı Egemen Bey size yapılanları özetlemiş. Bu konuda olumlu netice alana kadar pes etmeyeceğiz. Sizin yazdıklarınız de duyulan tepkiler açısından elimizi güçlendirecektir.
Yunan adalarına vizesiz gidiş konusunda komşularımız da dertli. Onlar da hiç olmazsa kısa süreli vize muafiyeti sağlanması için çabaladılar ama Schengen kuralları Yunanistan'a imkân tanımamış. Yunanlılar uğraşlarını sürdürecek zira Türklerin ziyareti adaların ekonomisine büyük katkı sağlıyor.
Özetle bu çağdışı uygulamaları bertaraf edebilmek için bıkmadan usanmadan gayretlerimizi sürdürmeliyiz. Saygılarımla.

(Bir önceki mektubu)
Tarih: 12 Ağustos 2010


Sayın Tönbekici,
Vize konusundaki yazılarınız için sizi aramak istedim. Santral sizin telefon numaranızı bilmediğini ifade ettiğinden size e-mali yoluyla ulaşayım dedim. Vize konusu bizim sürekli uğraştığımız ancak her zaman istediğimiz gelişmeyi sağlayamadığımız alanlardan biri. Birçok ülke ile vizeleri kaldırdık ama vatandaşlarımızın yoğun olarak gittikleri Schengen ülkelerine yönelik vize konusunda arzulanan sonuca henüz ulaşamadık. Henüz diyorum zira esas uğraşımız bu yönde. Bunu da sağlayacağız.
Bu ve diğer konularda size istediğiniz bilgiyi vermeye hazırım.
Saygılarımla
Müsteşar Yardımcısı
Dışişleri Bakanlığı

*****

Kimden: Mr Shenell
Tarih: 14 Ağustos 2010


Mutlu Hanım,

05.08.2010 tarihli yazınıza göre 34. sınıf vatandaşken,
07.08.2010 tarihli yazınıza göre 23. sınıf vatandaşlığa terfi etmişiz.
2 günde bu kadar hızlı ilerlediğimize göre birkaç haftaya Kurmay Kıdemli 1. sınıf vatandaş olabiliriz.
Umudunuzu kaybetmeyin.

Saygılar.

Cevap:  Vatandaşlık itibarı, dalgalı kur gibidir. Bir iner bir çıkar.

*****

Kimden: Ufuk Yünlü
Tarih:14 Ağustos 2010


Sayın Mutlu Hanim ;

Bir suredir vizelerle ilgili yazdığınız yazıları ilgiyle okuyoruz. Fakat olayın bir de farklı boyutu var. Ülkemizde 80’lerde uygulanmaya başlayan ve gittikçe katılaşan hatta Afrika ülkesiymişiz gibi davranılan vize uygulaması bazı kesimlerin rant kapısıdır. Ülkemizde yılda 11 milyon Schengen vize başvurusu yapıldığını düşünürsek rantın ne boyutta olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Çünkü 5 milyon vatandaşımızın pasaport sahibi olduğu bir ülkede ( ki bir kısmi yeşil pasaportludur) 11 milyon Schengen vize başvurusu yapılması mantıkla değil ancak çıkar ilişkileriyle izah edilebilir.
Bunu dememin sebebi sudur ;
Schengen vizesi
- Kısa süreli veriliyor ( 10 gün - 20 gün ya da 1 ay )
- Tek girişli veriliyor

Bu yüzdendir ki insanlar senede 3-4 hatta 5 kez ayni evrakları hazırlayıp aynı vize ücretini ödeyip vize almak zorunda kalıyor. 11 milyon başvurunun ekonomik olarak maliyeti ise = 715.000.000 ( yedi yüz on beş) milyon EURO. Sadece bu rakam rantı göz önüne seriyor. Hiçbir yatırım yapmadan konsolosluklar bu parayı 1 senede bizlerden cebellezi ediyor.

Şimdi SIKI durun çünkü esas bu yazdığıma bugüne kadar ne basında ne de başka yerde kimse değinmedi.

VIZE ARACILIK HIZMETLERI...

Evet, aracılık hizmeti adı altında son yıllarda yeni bir sektör peyda olmuş durumda. Eskiden gayri resmi bir sektördü. Konsolosluklar açığı görmüş olacak ki bu sektörün açıkta bırakılmayacak kadar karlı bir iş olduğunu fark ettiler. Şimdi birçok konsolosluk direkt başvuru kabul etmiyor. Önce konsoloslukların belirlediği kuruma gidip orada aslında sosyal hayatında hiçbir vasfı ya da özel yeteneği olmayan fakat kendini bir şey sanan çalışanlara derdinizi anlatıyorsunuz. Sonrasında istenen ücreti takdim edip evraklarınızı teslim ediyorsunuz. Ücret değişken kimi kurum 25 Euro kimisi 35 Euro alıyor. Ortalama 30 Euro diyelim. Kredi kartı geçmiyor sadece nakit yani sıcak para alınıyor. Yani her gün gelen sıcak bir para...

Konsoloslukların anlaştığı firmalar şöyle ;

İngiltere = Worldbridge
Almanya-Hollanda-Belçika-Avusturya = IKS
İtalya = IDATA
Fransa = İstanbul Vize Hizmetleri

Bunlar benim bildiklerim. Bilmediklerim olabilir. İngiltere’yi dışarıda tutarak sonuca ulaşmaya çalışacağım. (Çünkü İngiltere Schengen’e dâhil değil ve en az 6 ay çok girişli vize veriyor ) Ortalama 30 Euro olan aracılık hizmetleri de dâhil edilince yukarıdaki 715 milyon euroya bir 300 milyon Euro daha ilave etmek gerekiyor. Eder size 1.015.000.000 Euro.

Bitti mi? HAYIR...

Peki, ne var sırada?
Seyahat sigortası. Ne işe yaradığını bir türlü anlayamadığım. Yurtdışında başımıza bir şey gelse kime ulaşacağımızı dahi söylemedikleri fakat bu 11 milyon başvurunun her birinde zorunlu olarak talep edilen ve sigortanız yoksa kurumumuz yapabilir diye YARDIMCI OLUNMAYA CALISILAN! Sağlık sigortası. Sağlık sigortası her bir başvuru için talep ediliyor. Her başvuru için 25-30 Lira maliyeti olduğu düşünülürse 150 milyon Euro da bu kalemden eklemek gerekiyor.

Bütün bunlar dışında bir de TICARET ODALARI SEKTORU var. Ticaret odaları faaliyet belgesi adı altında bir kâğıt veriyor ve günlük hayatta yıllardır şirketlerde çalışmama rağmen ne banka kredilerinde nede başka bir yerde bu belge hiç istenmez lazım olmaz. Değerli konsolosluklarımız bizlerden her bir başvuru için bunu da talep ediyor. Fiyatı bulundugum yerde 20 Lira büyük şehirleri bilmiyorum.
11.000.000 X 20 = 220 milyon Lira yani 110 milyon Euro da Ticaret odaları kapıyor. Pazarın hacmi 1 milyar 300 milyon euroya ulaştı. Buna bazı konsoloslukların anlaşmalı fotoğrafçıları dâhil değil. Çünkü çekilen fotoğrafın nitelikleri öyle sıralanmış ki tutturmak mümkün değil.

Simdi toplam 1.300.000.000 euroya ( resmi kurumlar temel alınarak çünkü hala resmi kurumlara aracılık eden gayri resmi kurumlar var çoğu faturasız çalıştığından pazar hacmini bilemiyorum ) ulasan bir pazarın kalkması demek vatandasın vizesiz seyahati değil bu kurumların hiçbir şey yapmadan kaptıkları bu paraları kaybetmeleri demek. Kimin umurunda vatandasın çektiği çile. Bazıları vizelerin kalkma olasılığını açıkça eleştiriyor. Gidecek olanlar vizesini alıversin kardeşim bu kadar insan ekmeksiz kalmasın gibi saçma söylemler kullanıyor. Elbette ekmeksiz kalmasın ama burada ekmek yiyen 3-5 insan varken asil pastayı konsolosluklar ve aracı kurum sahipleri oturuyor. Ayrıca bir kesim ekmek parası kazansın diye ben niçin tek bir seyahatim için daha yola çıkmadan
65 € + 30 € + 15 TL +30 TL = 120 € ODEMEK ZORUNDA KALAYIM KI?

Vize mecburiyeti olmayan ülkelerde bu tip insanlar aç mı kalıyor. Bu sektör kapanır gider başka yerde çalışır belki insanlara yararlı olacak bir is bulur. İste isin özü budur Sayın Mutlu Hanim. Vizenin kaldırılması için öncelikle içimizdeki vizecilerin zihniyetinin değişmesi gerekiyor. Çünkü adamlar açıkça vizeler kaldırılmasın diye uğraşıyor. Çünkü bu kadar çok sıcak paranın donduğu ve sürekliliği olan bir sektör daha yok.

Umarım bu dediklerimi kösenizde dile getirirsiniz..

Ufuk YUNLU
Seyahat Gönüllüsü.


Sevgili Mutlu,

Egemen Bağış'dan vize konusuyla ilgili aldığın detaylı ve çok bilgilendirici mail için seni gerçekten çok tebrik ediyorum.

Okurken gözlerime inanamadım, aynen olması gerektiği gibi ele almış, kavramış, net ve detaylı biç şekilde, hiç üşenmeden, yorulmadan anlatmış gelişmeleri. Devlet katında böyle bir davranış ve tepki inanılmaz. Hatta okudukça Mutlu en sonunda kafayı yedi ve hayali bir mektup yazdı, tiye almak için diye düşündüm, çok ciddiyim bu yazıyı yetkilileri tiye almak için yazdığını sandım. Ama okumaya devam ettikçe hiç de şaka olmadığını gördüm. Ciddiye alınmak biz T.C. vatandaşları için o kadar hayali ki..

Umarım gelişmeler hakkında aynı ciddiyetle bilgilendirmeye devam ederler, yoksa korkarım, yine karanlık dehlizlerde, bir şeyler nasılsa yapılıyor diye uzar gider bu konu ve bir sonraki vukuatlara kadar yine unutulur.

En içten sevgilerimi gönderiyorum,

İnci Erdoğan



Kimden: Şükran Asilyazıcı
13 ağustos 2010


Merhaba Mutlu Hanım
Ben Şükran Asilyazici, sizi severek ve heyecanla okurum ve takip ederim. Fakat bugünkü “Herkese yeşil pasaport verilsin” konulu yazınızda biraz size kırıldım. Ben devlete 30 yıl hizmet ettim. Devlet bana bu pasaportu hak gösterdi. Bir devlet bankasında yönetici idim. Sizin sandığınız gibi herkese bu pasaportu vermiyorlar. Bir derece ve kademe olacak. Benim çok arkadaşım var ki bu pasaportu alamadı. Derece ve kademesi yetmedi. Siz de bunu çok iyi bilirsiniz ancak bu yazıyı neden yazdınız anlamadım. Bu devletin bize verdiği bir ayrıcalık. Ne güzel zaten adamlar her an her şeyi yapacaklar, siz de böyle yazılar yazdıkça onları güçlendiriyorsunuz. Adamlar HAYIR’ a bile evet mührü bastırmışken lütfen onların payına konuşmayın Sayın Mutlu hanım sevgiyle kalınız. Şükran Asilyazıcı


Cevap: Sayın Şükran Hanım

Beni severek okuduğunuz için teşekkür ederim, umarım bundan sonra diyeceklerim sevginizi bitirmez.
İki ciddi olarak karşı olduğum kavramı aynı paragraf içinde sığdırmayı başarmışsınız.
Bir kere ben “yeşil pasaport sizlerden alınsı bizlere verilsin” demedim ki. Madem Schengen vizesine karşı bir şey yapılamıyor o vakit Scengen vizesini by passlamanın yolu olarak herkese verilsin dedim.
Bundan niye gocundunuz? Ben söyleyeyim: Çünkü kendinizin de ifade ettiği gibi “ayrıcalıklı” olmayı bir hak görüyor ve kimseyle paylaşmak istemiyorsunuz. Bundan 300 yıl önceki aristokratlar gibi.
Böyle olsa bile insan bunu söylemeye utanır. Bu tip ayrıcalıklar toplum barışına aykırıdır. Neden hepimiz aynı şartlarda olmayalım? Nedir başkalarıyla refahta eşit olmak rahatsız ediyor? Devletin bir işletmesinde çalışan bir çalışan olduğunuz için mi?
“Devlete hizmet etme” de sizin kafanızda yarattığınız bir mit zaten. Hayır hanımefendi, devlete değil vatandaşa hizmet ettiniz 30 yıl boyunca! Devlete padişahlık döneminde hizmet edilir. Modern sistemlerde vatandaşa hizmet edilir. Devlet vatandaş içindir. Atatürk’ün getirdiği modern sistemde de amaç buydu başta, sınıfsız, ayrıcalıksız bir toplum yaratmak. Ama sonra birileri dayanamadı yine bir aristokrasi sınıfı yarattı: Devlet aristokrasisi.
Sizinle benim aramdaki tek fark benim patronumun Aydın Doğan olması, sizinkinin devlet olması. Bu ne sizi ne görevinizi kutsal kılar.
Siz de benim gibi para kazanmak, çocuğunuzu iyi şartlar içinde büyütmek için çalıştınız. Başkaca bir idealiniz yoktu. Olması da gerekmiyor zaten. Bu normal bir insan davranışıdır. Üstelik benim verdiğim vergilerle maaşınız ödeniyor. Benden niye ayrıcalıklı olmanız gerekiyor anlamış değilim.

Aklıma eskilerden bir söz geldi: “Halk plajlara akın etti, vatandaş denize giremedi”. Sizin gözünüzde bizler “halk” sizler “vatandaş” mısınız yoksa?


*****
Kimden: Ferhat Yurdam
12 Ağustos 2010


Merhaba! Yazınızı zevkle okudum, dile getirip sesimizi yeterince yükseltemediğimiz şeyleri dile getirmeniz çok güzel. Fakat en alttaki reklam dikkatimi çekti:
"Büyüğü hayal değil!"
Ah şu reklamlar... :)

Selamlar, sevgiler!

****
Kimden: Sonya Özbey
Tarih: 12 Ağustos 2010


Merhaba,

Vize işkencesi konusunda yazdıklarınız ben ve benim gibi yurt dışında yüksek lisans yapan arkadaşlarım tarafından yakinen takip ediliyor. Öncelikle bu konuyu gazetedeki kösenize taşıdığınız için teşekkür ediyorum,

Ben babamım isi vesilesiyle yeşil pasaport sahibiyim. Simdi "bulmuş da bunuyor" diyeceksiniz ama yeşil pasaport sahiplerinin vize almalarına gerek olmadan giriş yaptıkları ülkelerin havaalanlarında ne kadar komik durumlara düştüğünü bilemezsiniz. Bir Schengen ülkesine giriş yaparken oradaki pasaport kontrol memuruna pasaportunuzu uzattığınızda genelde şöyle bir diyalog geçiyor:

- Vizen nerede?
- Vizeye ihtiyacım yok. Yeşil pasaport bu, yani özel.
- Niye sana "özel" bir pasaport verdiler?
- Babam kamu görevlisi de, Türkiye’de öyle iste. Vatandaşların farklı renklerde pasaportları var, bu pasaportla vizeye gerek olmuyor.

O anda adamın yüzündeki "sen benimle dalga mı geçiyorsun?" ifadesini burada anlatmak çok zor. Bir yanda bu kadar saçma bir uygulamanın olduğu bir ülkeden geliyor olmanın utancını yasıyorsunuz, bir yandan "acaba geçirecek mi beni?" diye orada bekliyorsunuz. Arada görevli bir yerleri arıyor, bir yerlere bakıyor ve siz kenarda sanki ülkeye kacak giriş yapmaya çalışan bir suçlu gibi bekliyorsunuz. Sırf bu durumu yasamamak için bu sene Paris'e giderken yasadığım şehir olan Chicago'daki Fransız konsolosluğuna gidip vize dilendim. Elimde gerekli tüm belgelerle randevu alıp, konsolosluğa gidip "vizeye ihtiyacım yok, ama gene de vize başvurusu yapabilir miyim?" diye sordum. Bana deli muamelesi yapıp "ihtiyacınız olmayan vizeyi size veremeyiz" dediklerinde vize başvuru paramin cebimde kalmış olmasına sevineceğime "inşallah havaalanında kacak muamelesi görmem" diye düşünüp üzülerek ayrıldım.

Kısacası, yazdıklarınıza kesinlikle katılıyorum. Su yeşil, mavi, pembe pasaport saçmalığı kalksın artik. Giriş yaptığımız ülkelerdeki memurlar bu ayrımın farkında olmadıktan sonra, sizi bir saat kenarda bekletip kitap, bilgisayar karıştırdıktan sonra çok da bir anlamı kalmıyor bu ayrımın zaten.

Teşekkürler,
Sonya Ozbey



Kimden: Kemal Akışık
Tarih: 12 Ağustos 2010


Sizin şikâyete ne hakkiniz var ki Mutlu Hanım.
Mutlu olup Suriye'ye, Tanzanya'ya filan gitsenize.

Kemal

*****

Kimden: İlhan Zorlu
Tarih: 12 Ağustos 2010



Mutlu hanım,

Yeşil pasaport konusunu neden bu kadar abartıyorsunuz ki, devlet memurları (genel olarak) aldıkları bu maaşla zaten Edirne’yi geçemez. Yeşil pasaportları olsa ne olur ki…

Selamlar, saygılar.

İlhan ZORLU

***

Kimden: İnan Olgar
Tarih: 12 Ağustos 2010



Merhaba Mutlu Hanım,
Yazılarınızı sürekli takip ediyorum. Sizi zevkle okuyorum. Son günlerde yazdığınız pasaport vize konusunda yerden göğe kadar haklısınız. Benim düşündüklerimi yazıya dökmüşsünüz pek güzel.
Yalnız şu var: Ben 6 yıllık devlet memuruyum ama yeşil pasaport alma hakkım yok. Yani zannettiğiniz gibi tüm devlet memurları ve aileleri bundan yararlanamıyor. Diğer memurları bilmiyorum ama ben bir öğretmenim ve yeşil pasaport alabilmem için en az 17- 18 sene çalışmam ve kadro derecemin yeşil pasaport alabilecek kadar düşmesi gerekiyor. Yani en az 10 yılım daha var Avrupa’ya bir nebze daha rahat seyahat edebilmek için. Ne acı! Mavi pasaportlu bir memur olarak ve 3-5 kez Avrupa’ya gitmiş biri olarak yazdığınız her türlü eziyetten ve masraftan geçmiş olarak, teşekkürler.

İnan Olgar


*****

Kimden: Av. Hakan Akdağ
Tarih: 12 Ağustos 2010


Mutlu Hanım,

Son haftada yazdığınız vize konulu birkaç yazı süperdi. İşin doğrusu ben gazetecilerin veya sizin gibi göz önünde olan insanların bu konuda pek sıkıntı çekmediğini düşünüyordum. En son İtalya bana 13 günlük vize verdi ( harcadığım 200 TL karşılığında) 120 TL vize bedeli, 60 TL IDATA şirketi koordinasyon bedeli 20 TL sigorta olmak üzere 13 günlük vize için 200 TL. Bizim dışişleri bakanlığına bilgi edinme kanunu kapsamında soru sordum. Sorum gayet basitti vize işkencesinin sona ermesi için ne gibi faaliyetleriniz veya çalışmalarınız vardır? Gelen cevap klişe: “Sorunuz mütalaa veya tavsiye niteliğinde cevap gerektirdiği için bilgi edinme kanunu kapsamında değerlendirmeye alınmamıştır” Yani bu soru başka nasıl sorulur ki? Bu konuda bilgi vermeyeceklerse ( ne bileyim geri alım anlaşmasını imzaladık veya imzalamadık, çipli pasaporta geçtik falan denmesini bekliyordum en azından) ne konuda bilgi edinilir onu bilmiyorum artık.

Bir mektup da İtalya büyükelçiliğine yazdım. Kıytırık tur şirketi aracılığıyla alırsanız vizeyi 3-4 ay falan veriyorlar benim kabahatim otelimi uçağımı kendim ayarlayıp gitmek mi? Henüz İtalyanlardan cevap gelmedi geleceğini de sanmıyorum. Genelde vizesiz gidilen yerleri tercih etmekle birlikte insan Roma’yı falan da görmek istiyor haliyle.

Vizesizavrupa.org diye bir sitede de işin hukuki boyutu inceleniyor ama bunun için bir ülkeye giriş yapıp dönmeyi reddetmeniz ve hukuki süreç başlatmanız falan gerekiyor. Avrupa Topluluk Adalet Divanı kararları normalde Türk Vatandaşlarını haklı buluyor ancak AB üyesi ülkeler kulaklarının üstüne yatıp dava açılmasını ve kişiye özel hak teslimini tercih ediyor.

Başınızı ağrıtmayayım, biz daha çook bekleriz gibime geliyor. Balkan ülkeleri aldılar bu kolaylıkları. Benim anladığım kadarıyla AB özellikle mülteci geri alım anlaşmasını imzalamamızı istiyor. Bizim taraf da bunun maliyeye ek yük getireceğini zaten tam üyelik gerçekleşince otomatik olarak vize muafiyeti geleceğini söyleyerek işi savsaklıyor. Eğer doğruysa yazıklar olsun diyorum.

Size mutlu günler diliyorum.

Saygılarımla,

Hakan AKDAĞ

***

Kimden: Bora Yüce
Tarih: 12 Ağustos 2010

Merhaba Mutlu Hanım,

Pasaport vize sorunuyla ilgili yazılarınızı takip ediyorum. Yalnız son zamanlarda fark ettiğim bir durumu sizinle de paylaşmak istedim.
Yurtdışında okuyan bir öğrenciyim ve Türkiye'ye bir dönüşümde fark ettim ki, bulunduğum ülkenin (İtalya) vatandaşlarının Türkiye'ye giriş yapmak için pasaporta bile ihtiyaçları yok, nüfus cüzdanlarıyla giriyorlar ve bu durum birçok AB üyesi ülke için böyle.

Türkiye ile aynı gelişmişlik seviyesinde değerlendirilen Brezilya ise karşılıklılık gereği ilkesi ABD vatandaşlarından vize istiyor ve ülkeye girişte parmak izlerini alıyor. Ama tabi yazdığınız gibi kimin umurunda çektiğimiz pasaport-vize çilesi.

Saygılar,

Bora Yüce

Cevap: Bana yapılan muamelenin kimseye yapılmasını istemem. İtalyan halkının suçu ne ki? Bir İspanyol öğretmen Antalya’ya tatile gelmiş, niye hayatını karartıyoruz ki bize öyle yapıyorlar diye? Karşılıklı nefret tohumu ekmek dışında bir işe yaramaz. Ayrıca bizim pasaport görevlilerimiz de maşallah az aksi değildir.

****


Kimden: Pınar Walter
Tarih: 12 Ağustos 2010


Vize konularında da haklısın benim başıma gelenler bir kitap konusu olabilir. O yüzden İngiliz pasaportunu alana kadar her vize başvurusuna ve seyahate assolist Ferdale Fistan şıklığında gittim ki başıma bir iş gelmesin...
Devam et yazmaya ben de twitterda facebookta link vereceğimdir...
Pınar the tired

****

Kimden: Nermin Acar
Tarih: 12 Ağustos 2010


Merhaba Mutlu Hanım

Hadi pasaport ücretini geçtim. Ama vize için özelliklede İstanbul dışında oturuyorsan ciddi masraf yapıyorsun. Peki, buna ne demeli. Ben eskiden paskalya tatili için çok ucuz ispanya tatili bulmuştum. Ama bu tatil nedense vizeye yapacağımız masraflar yüzünden suya düştü. Çünkü buradan İstanbul’a gidip gelmek bile en az 150 liraya mal oluyor. 60-70 Euro da vize... Eee? Nerede kadı bizim bulduğumuz ucuz tatil? Biliyor musunuz bizim aklı evvel gerçekten 23. sınıf insan muamelesini hak eden bazı insanlar şimdi size millet açlıktan yiyecek ekmek bulamıyor siz vizeden bahsediyorsunuz diye çıkışıyordur ama birinin bu vize olayına gerçekten ısrarla el atması lazım. Valla yazın Mutlu Hanım yazın arkanızdayım.
Ama en çok kime kızılmalı biliyor musunuz? Bizi bu kötü durumdan kesinlikle kurtarmayı düşünmeyen hükümetlere. Yani teker teker tüm vizelerin kalkmasını sağlamasalar bile bizim topraklarımızda ikamet eden konsolosluklardaki görevlilerin bize iyi davranması sağlanabilir ve vize işlerinin kolaylaştırılması sağlanabilir. Aslında keşke pasaport kontrolünde uğradığınız kötü muameleyi arkadaşınız kayıt edebilseydi ve sizde insan hakları mahkemesine başvursaydınız. Bence bunu hâlâ yapabilirsiniz... Ah ne iyi olurdu bu konunun dünya basınında yazılabilmesi.
İyi günler diliyorum

Nermin Acar

Cevap: Nermin Hanım. İnsan Hakları mahkemesine “iç hukuk yolları” tükenince başvuruluyor. Yani söz konusu görevliler tek tek mahkemeye verilecek, mahkemeler reddedecek, gidilecek yer kalmayacak, ondan sonra. Ama bir dahaki sefere küçük bir kamerayla gideceğim. Bu arada bu vize belası yüzünden ülkeler daha çok para kaybediyor.







Bugün sözü Yücel’e bırakıyoruz..

ÇEVRECİNİN DANİSKASI

Yücel Sönmez (yucelyus@gmail.com)

Çevrecilik boştur, esas olan ‘doğacılık’

Çevreciliğin nihayet artık sonuna gelmiş bulunuyoruz. Artık insanlar gezegenimizin sorunlarının çevreci zihniyetle çözülemeyeceğini net bir şekilde görüyor. Şimdi doğayı insanın da bir parçası olduğu bir bütün olarak görme zamanı. Sayın Başbakan’a, Çevre Orman Bakanı’na ve tüm çevreci şirket ve halkımıza duyurulur.

Çevrecilik ve doğacılık arasındaki 10 fark:

* Çevreciler çift cam takarak, bulaşıkları makinede yıkayarak, ağaç dikerek gezegenimizin kurtulacağını düşünür. Doğacılar ise bunların gezegeni kurtarmaya yetmeyeceğini, sorunun doğa dostu da olsa sürekli tüketime dayalı sistemde olduğunu söyler.

* Çevreciler sadece ormanı, kumsalı temiz denizi sever, doğacılar ise ormanı, denizi, bozkırı ve çölü içinde yaşayan cümle mahlukatıyla birlikte sever.

* Çevreciler ağacı üstündeki meyve, patatesi torağın dibindeki sebze olarak işine yarayan kısımlarıyla görür, doğacılar ise ağacı kökleriyle, patatesi yapraklarıyla birlikte düşünür ve görür.

* Çevreciler dağcılık, doğa fotoğrafçılığı, belgesel ve altyazılı yabancı dizilerle ilgilenir, doğacılar insanın da bir parçası olduğu biyolojik çeşitlilikle.

* Çevreciler doğa dostu ürünleri tüketerek mutlu olur, doğacılar ise mümkün olduğunca tüketmeyerek ya da tükettiğini yerine koyarak.

* Çevreciler kutup ayısını buzun üstünde gösterir, doğacılar ise buz dağının altını gösterir.
n Çevreciler evlerinde hayvan besler kapsının önüne bir kap su koyar, doğacılar hayvanların özgürlüğünü savunup onların içeceği suyu daha kaynağında düşünür ve korur.

* Çevreciler karbon emisyonu, küresel ısınma diyerek sadece gökyüzüne odaklanır, doğacılar ise gökyüzünü de ısıtan yeryüzündeki insan faaliyetlerine.

* Çevreciler için karbon salmadığı gerekçesiyle hidroelektrik santraller (HES) çevreci yatırımlardır. Doğacılar için ise HES, yaşamın en temel kaynağı olan suya şirketlerin el koyarak cümle yaşamı yok etmesidir.

* Çevreciler için sürdürülebilirlik, koruma kollama, çevre dostu kalkınma gibi kavramlar kutsaldır, doğacılar için ise Doğa Hakları.

DİĞER YENİ YAZILAR