Ahtamar Surp Haç Ermeni Kilisesi’nde 95 yıl aradan sonra yapılan ayin çok şükür kazasız belasız atlatıldı. Tarihi bir hadiseye tanıklık ettim, kendi hesabıma memnunum.
Fakat tarihi ayin geriye bir “haç” meselesi bıraktı. Haçın olmadığı yerde ibadet olmaz diyerek Ermenistan, Kudüs ve Lübnan Patrikhaneleri ayine gelmeyi reddetti. Sadece Patrikhaneler değil dünyanın çeşitli yerlerinden rezervasyon yapan, iddialara göre 5000 Ermeni de gelmeyi reddetti. (Konu bu değil ama yine de söylemeden edemeyeceğim: Bu kadar insan gelseydi nerede yatıp kalkacaktı, hangi uçaklarla gidip gelecekti merak etmeden edemiyorum. Bu haliyle bile Van’da her yer ağzına kadar doluydu. İstanbul’a dönemeyen arkadaşlar var.)
Damda haç olmayınca orada ibadet olmaz diye bir kural var mıdır peki Hıristiyanlıkta? Anladığım kadarıyla bu biraz inisiyatife bağlı. Rum Patrikhanesi bu konuda daha esnek. Sümela’da da tepede haç yoktu ama “burada ibadet yapılmaz” diye bir tartışma çıkarmadılar. Keza Kapadokya’da da haçsız kilisede pekala ayin yaptı Patrik Bartholomeos.
Ayin öncesinde, sırasında ve sonrasında yüzlerce katılımcıyla konuştum. Benim konuştuğum kimi Türkiyeli Ermeniler bu haç işine pek takılmamış. “İçeride varsa yeter” diyorlar. Diasporanın abarttığı görüşündeler. Hatta bir köşede Ermenistanlı bir Ermeni ile Türkiyeli bir Ermeni arasında “Haç yüzünden gelmemeye değer miydi?” “Değmez miydi?” “Değmezdi tabii, büyük bir olay bu!” “Sen de çok düzen adamı olmuşsun” gibi karşılıklı sitemli ama elbette dostane bir sohbete de tanık oldum.
Konu hakkında Zakarya Mildanoğlu ile görüştüm. Mildanoğlu, Ahtamar Surp Haç Kilisesi restorasyonunda yer alan Türkiyeli Ermeni bir mimar. Haç meselesini de başından itibaren takip ediyor. Dedikleri şöyle:
“Restorasyon 2005 yılında başladı. Projede haçın eksik bırakıldığını görünce bölge Anıtlar Kuruluna müracaat ettik. Haçın eni ve boyu kiliseye göre şekillenir. Haçın altındaki kaide de aynı şekilde. Bu konuda Ermeni Mimarlar Odasına ve UNESCO’nun alt kuruluşu olan Icomos temsilcisine müracaat ettik. Ana kaidenin boyutlarını Prof. Dr. Tavit Kertmenciyan, haçı da Prof. Dr. Varastad Harutyunyan çizdi. Kaideyi yapacak ustayı Van’da bulamadık. Ermenistan’dan bir usta bulduk, Van’a getirttik. Kaideyi yaptı gitti. Haçı da yine Ermenistan’da döktürdük. 2,5 yıldır İstanbul’da duruyor, 2-3 ay önce Van’a götürüldü. Ayin sırasında ahşap kaidenin üzerinde yerde duran haç işte o haç.
Kubbenin üzerine, var olan kaidenin üzerine yerleştirilmesi öyle 2-3 günde olacak bir şey değil. En az 1-1,5 ay ister. Gece gündüz çalışılsa bilemedin 20 günde. Mesele teknik neden dendi, ağır dendi ama biz rasgele bir iş yapmadık. Ağırlığı, eni, boyu hepsi hesaplı.
İzin son 1-2 ayda çıktı. Ondan sonra da yetişmedi tabii. Bu kadar beklenmesi için bir neden yok. Politik nedenlerle ayak direttiler. Proje yüklenicisi Cahit Zeydanlı haçı yerleştirmek için bekliyor. Basit bir iş değil ama alt yapı hazır. Bundan sonrası hükümetin samimiyetine bağlı. Patrik vekili Aram Ateşyan “olacak” diyor ama bana gelen bir bilgi yok. Bana danışan da yok. Ne patrik ne bakanlık. Bu konuda Ermeni cemaati adına konuşabilecek teknik anlamda kişi benim. Bana sorulmuş olsaydı bir yol haritası çizerdim. 1 ay, olmadı 20 gün derdim. Bilen bilmeyen, belki iyi niyetle ama gereksiz sorulara yol açacak şekilde konuşuyor.”
Durum budur.

