Güldünyalar 1 CD ile kurtulabilir mi?

Haberin Devamı

Güldünya’yı hatırlayan var mı? Veya unutan var mı demek lazım.

Hepimizin kanını donduran cinayeti şöyle bir hatırlayalım. Bitlis’te yaşayan Güldünya amcasının oğlunun tecavüzüne uğrar ve hamile kalır. Fakat “töre” denilen tuhaflık tecavüz edeni değil tecavüz edileni suçlu sayıyor. Öldürüleceğini bilen Güldünya İstanbul’a kaçar. Çocuğunu doğurur. Erkek kardeşleri ne yapar ne eder kız kardeşlerini bulur ve sokak ortasında kurşunlar. Fakat Güldünya ölmez, hastaneye kaldırılır. Kardeşler bu sefer hastaneye gidip öldürürler Güldünya’yı.

Beş yıl geçmiş aradan. Zülfü Livaneli, bu olaydan yola çıkarak Mutluluk isimli romanını yazdı. Roman filme de çekildi. Livaneli, belki bizi teselli etmek, belki öyle olmasını dilediği için romanının sonunu felaketle bitirmiyor. Suçlu cezasını çekiyor, masum kurtuluyor.

***

Şimdi bir CD çıktı. “Güldünya Şarkıları” diye. Ünlü kadın şarkıcılarımız “Kadına karşı şiddet” kampanyasına katılıp güzel dokunaklı şarkılar söylemişler. CD’nin geliri Aile İçi Şiddet Acil Yardım hattına bağışlanacakmış.

Pek güzel, pek hoş. Dinlemedim ama eminim güzel bir albüm olmuştur.

Fakat bütün bu yapılanlar bana hep “Beyaz Türkün Beyaz Türke Propagandası” gibi geliyor. CD nerede satılacak? Batıda. Kim dinleyecek? Hayatında töre nedir bilmeyen batılı Türkler. Kim yazacak? Batılı gazeteler. Gene kim okuyacak? Hayatında töre nedir bilmeyen batılı Türkler. Kim vah vah diyecek? Yine hayatında töre nedir bilmeyen batılı Türkler.

Umurunda olması gerekenlerin umuru olacak mı? Hayır. Haberleri bile olmayacak.

Biz gerileceğiz yine, biz utanacağız yine, biz lanetleyeceğiz yine ama gencecik kızlarımız koyun gibi boğazlanmaya devam edecek.

Devlet nerede kardeşim o zaman demeyin devlet de bu konuda aciz.

Bakın size tüyler ürperten bir şey anlatayım.

Türkiye’de devlete bağlı özel bir takım yurtlar var. Bu yurtlarda tecavüze uğramış (büyük çoğunluğu akrabası tarafından) ve töre gereği öldürülmesi gereken kızlar kalıyor. Devlet bu kızlara sahip çıkmış, ailelerinden alıp ve koruması altına almış. Koşullar pek parlak değil. Yurtların eksiği var, yer yeterli değil vs vs.

Ama vahim olan bu değil. Vahim olan şu: Bu yurtların etrafında müstakbel katiller 24 saat nöbet tutuyor! Bir şekilde öğrenmişler “kirli” kızlarının kaldığı yeri fır fır devriye geziyorlar. Hele ki kız burnunu bir şekilde dışarı çıkarsın, çat diye vuracaklar!

Hadi bakalım! Kızların hayatı belki kurtuldu ama bu sefer de hapis hayatı yaşıyorlar. Kızlar ne doktora gidebiliyor, ne okula, ne çarşıya pazara... Ne olur ne olmaz diye kimse de içeri alınmıyor.. Küçücük kızlar yüksek yüksek duvarlar arasında delirmeye ramak kalmış bir şekilde ömür çürütüyor.

Niye? Amcası, dayısı, kuzeni ve hatta kendi öz kardeşi ona tecavüz ettiği için. Tecavüz edene bir şey yapılmıyor, aile şikayetçi bile olmuyor ama kız illa ki öldürülecek!

Çünkü bunu toplum istiyor onlardan. Aksi taktirde kızın ailesi çarşıda pazarda başları dik dolaşamayacak. Alay edilecekler, arkalarından konuşulacak.. O yüzden devlete rağmen ne yapıp edip öldürmeleri gerek. Asla vazgeçmiyorlar. Asla unutmuyorlar. Asla korkmuyorlar..

Böyle kaç tane kız var inanamazsınız. Bir ara hatırlarsanız patır patır intihar ediyordu kızlar Batman’da ve başka yerlerde. Televole kültürüne özenme dendi. Sonra anlaşıldı ki kimse hapis yatmasın diye kızlar intihara zorlanmış. Mutluluk filminde de hatırlarsanız annesi kıza kendini asması için ip getiriyordu. Yani hapis cezası çekmeye de değmez bulunuyor artık kızlar.

Hiçbir şey yapılmasın denemez tabii de... Böyle CD’ler falan yine sadece bizi etkileyecek, sadece bizi ilgilendirecek, sadece bizi üzecek.

Zira doğumuz ve batımız birbirinden o kadar kopuk o kadar kopuk ki. Aklımızın alamayacağı bir uçurum söz konusu. Orası burası değil.

DİĞER YENİ YAZILAR