Gizemli yollar

Haberin Devamı

“Küçük esnaf ağlıyor peki ama ya küçük köşeci?” temalı risalem, küçük memurlar, küçük avukatlar, küçük bankacılar, küçük sinemacılar, küçük grafik tasarımcıları, küçük romancılar, küçük şairler, küçük ortodontistler, küçük dershaneciler, küçük milli prodüktiviteciler arasında acı gülüşmelere yol açmış belli ki. E posta kutum dolup dolup taşmakta.. “Ah be gülüm, biz de senin gibi büzüşmekteyiz kriz lafını duydukça ama kimsenin umuru değiliz” demekteler...

Ülkenin büyük bölümü küçük bir şeyci ama nedendir bilinmez bir tek küçük esnafa bağırıp çağırma imkanı veriliyor. Bu ayrımcılık niyedir sorarım! Demökrasi yok mudur bu ülkede? (Yök kardeşim)

Kriz nasıl yayılır en ufak bir fikri olmayanlara şu kadarcık bir örnek vereceğim: İzlanda’da bildiğiniz gibi üç banka batmış durumda. Rusya’den gelecek paraya bağlı olarak ya batacak ya çıkacak. Bize ne İzlanda’dan diyenlere hemen bir ara sıcak: Başta Hollandalıların olmak üzeri İskandinav ülkelerinde yaşayan bir çok insanın parası daha yüksek faiz verdiği için İzlanda Bankalarında yatıyormuş. Antalya’da mutlu bir Hollandalı (bu şarkı sözünü hatırlayan vardır inşallah, yoksa espri çöpe gidecek) bu durumda Amsterdam’da mutsuz bir Hollandalıya dönüşmüş oluyor gördüğünüz gibi. Mutsuz bir Hollandalı ne yapsın Antalya’yı. No Hollandalı ve arkadaşları, no turizm demektir bildiğiniz gibi.

Ama biz neyi tartışıyoruz? Paşanın golf hadisesini. Benim fikrim hiçbir zaman beğenilmez, büyük köşecilerimiz (bilhassa sarışın olanları) gene çık çık edecektir bittabi ama yine de edeceğim lafımı: Ne önemi var? Paşanın olay anında golf oynamasının veya oynamamasının konuya en ufak bir katkısı var mı? Ölenler ölmüştür. 24 yıllık hatayı telafi edecek mi golfunu yarıda kesmesi? Mesele kangren olarak devam etmeyecek mi?

Askerimize dokunmayıncılardan değilim. Her kurum gibi TSK’nın da sorgulanabilirliği vardır ve gelişmiş ülkelerde evet askerden hesap sorulur. Başbakandan, Cumhurbaşkanından, Bakandan sorulduğu gibi Genel Kurmaydan da sorulur. Bu vatan hainliği değildir, aksine vatanınla yakından ilgilenmek demektir. Ancak 24 yıldır yapılmayan neden şimdi, hep beraber ve bu kadar keskin yapılıyor çok garip.

Gazeteler, düğmeye basılmış gibi. Aynı anda neredeyse bütün köşeciler (L takımı veya D takımı fark etmiyor) askerin Kürt sorunundaki sorumluluğunu tartışıyor. Sorunun çözümü değil parçası haline gelmesinin nedenleri üzerinde duruluyor. Ve bugüne kadar yapılamayan bir çok sert eleştiri yapılabiliyor. Hata yapıldı, hükümet kadar asker de sorumludur deniliyor. Bir yıl önce benzer yazılar mahkemeye verilirken, yazarları işten atılırken birden ne oldu? Nereden çıktı bu serbesti? Ucundan konuya girmeye kalkanları genel yayın yönetmenleri uyarırken birden nasıl oldu da “paşa istifa” seviyesine geldik? Gavurcada bir laf var. God moves in mysterious ways. Bizde de böyle bir durum var. Türkiye’de sansür çok gizemli yollardan hareket ediyor. Anlayan beri gelsin.

DİĞER YENİ YAZILAR