Fatih’in kutu takıntısı

Haberin Devamı

Psikiyatride mutlaka patolojik bir değeri vardır diye düşünüyorum.

İnsan iki de bir kadın mahremi üzerinden siyasi analiz yapıp duruyorsa bir acayiplik olmalı.

Gün geçmiyor ki bir yazısı, bir ifadesi daha olmasın içinde malum yerimizden söz etmeyen.

“Modernlik sosuna bandırılmış vahşi bir ataerkillik” demiş Yıldıray Oğur Taraf’ta ama yeter mi? Bir insan bu kadar kutu takıntılıysa bir başka açıdan da bakmak gerekmez mi?

Ne bileyim mesela bitememiş ergenlik sendromu? Anneden kopamama sorunsalı?

Bilemiyorum. Fakat buradan bakınca tuhaf görünüyor.

Mevzu şu: Fatih Altay’lı bir kadın yazara, TSK’yı eleştiriyor diye şöyle çıkışası gelmiş:

“Türk ordusuna sallayan hanımefendi bilmelidir ki, Türk ordusu Türkiye’nin sınırlarını korur. O sınır ne yazık ki, kadınlarımızın bacak arasına kadar uzanır.”

Bacak aramıza uzanan uzanana! Bir “sınır” kalkmıştı tıkıştırılmayan çok şükür öğrendik ki oramızın bir başka sahibi de TSK imiş!

Veya belki de tek sahibi! Zira “ülke namusu eşittir kadın namusu” indirgemeciliğinin altında daha ne faşizan faşizan düşünceler yatar biz tabi saftirik kadınlar bilemeyiz. Öyle diyorsa öyledir.

Fakat ne kadar mutlu olduk, ne kadar rahatladık anlatamam. (Bu arada totolar sahipsiz midir? Sınırlar erkek bacak arasına uzanmıyor mu? Orası korumasız mıdır?)

Üstelik cümledeki “ne yazık ki” vurgusu da önemli. Hani sanki “siz istemiyor olsanız da...” “size rağmen...” “biliyoruz aslında neler neler yapmak istiyorsunuz amma...” gibi bir gizli ifade de saklı. Sistemi eleştiriyorsan muhakkak “kötü” bir kadınsındır ya, muhakkak düşmanla yatmak istiyorsundur ya... Ama neymiş? TSK, her şekilde korumalara muhtaç Türk kadınını yine de korurmuş! Nalet olsun içimizdeki namus sevgisine!

Ve lakin sorun şu:

TSK dış düşmanlara karşı mı daha çok korumalı bacak aralarımızı yoksa iç düşmanlara karşı mı?

Zira biliyorsunuz kendileri (yani F.A) daha önce de İnsan Hakları Derneği Başkanı Eren Keskin’e cinsel tacizde bulunmak için can atıyordu. “İlk gördüğüm yerde cinsel tacizde bulunmazsam namerdim” diye bir beyanatı vardı.

TSK’ya rağmen demek ki bacak aralarımız güvende değil! Zira kendini “hain”lerin baş cezalandırıcısı ilan etmiş olan “the” organ, canını sıkan kadınlarımızı taciz etmek için o gündür bugündür fırsat kolluyor!

Fatih Altaylı varken dış düşmana ne ihtiyaç var?

Hazır organ olarak duruyor işte orada.

Sık canını al tacizi! Artık popona çimdik mi atar, saçını çekip memeni mi avuçlar, yoksa bir apartman boşluğunda sıkıştırıp daha ileri mi gider, olmadı “başyazarla yatarak yazar olamazsın” mı der, türban eylemcilerine “fahişe” mi der bilemiyoruz. Ama ifade açık: “Cinsel tacizde bulunmazsam namerdim.” Namusa saldırmayı bir namus meselesi haline getirmiş durumda.

Bu yaman çelişkiyi analizleyecek bir babayiğit yok mudur? Canını sıkan kadınları çılgınca taciz etmek isteyen biri nasıl aynı zamanda “koruyucuna saygılı ol hoop!” diyebilir? Nedir bu? Suçluluk duygusu mu? Bir nevi obsesif kompulsif kişilik bozukluğu mu? Veya basitçe bacak arası sıkışmışlığı mı?

DİĞER YENİ YAZILAR