Fazlasıyla uzun süren (31 gün!) Karadeniz gezimiz nihayet nihayetlendi. Dün gece yarısı sonunda evimize varabildik. Sabah “yola çıkmalıyız” stresi olmadan uyanmak meğer ne güzel bir şeymiş! Sağa dön, sola dön, oh kendi yatağım...
Kamyon şoförleri gibi olduk diye espri yaparken son olarak Safranbolu Araç yolunda hakikaten “Kamyoncular Mola Yeri” diye bir yerde aşağı yukarı 50 kamyoncu ile birlikte iftar ettik. Daha doğrusu onlar etti biz sadece yemek yedik. (Test edip onaylandı, kamyoncular ağızlarının tadını biliyor.) Lokantanın kuruluşundan bu yana içeri giren yegane kadın sanırım benim. Kadınlar tuvaleti (gözümden kaçmadıysa eğer) yoktu bile!
Manita Bey, meğer hayatında ilk defa ramazan vakti Anadolu’da bulunuyormuş. Öz hakiki bir İzmirli olarak, gündüz vakti yemek veren tek bir yerin bile açık olmayışına ne denli şaşırdığını anlatamam. “Tamam hep duyardım ama bu kadar mı yahu, bu kadar mı?” deyip durdu.
Dedim “Tanıştırayım: Türkiye!”
Benim için şaşırtıcı değil zira çocukluğumun bir bölümü Bursa ve civarında geçti ve evet ramazanlarda her yer kapanırdı. Sokakta bir şey yiyip içmeyi geçtim, yemek yemekten söz etmek bile çok ayıptı. Oruç tutmasan bile sessizce uyardın.
Bu “sessizce uymak” iliklerime o kadar işlemiş ki MB ile bu yüzden durmadan tartıştık. Ben öldür Allah ramazanda uluorta bir şey yiyemem. Laf edecekler, başıma bir şey gelecek korkusu falan değil. Yapamam. İstanbul’da bile yapamam. Bu benim için bir tabu. Belki de yegane tabum. Bilemiyorum. Ama yapamam. Etrafımdaki birinin yapması da aynı şekilde çok ama çok utandırır beni. Nerede olursam olayım bir an bile unutmam ramazanda olduğumuzu.
O ise hadiseyi komple unutuyor, Bartın Garılaa Pazarı’ndan aldığı (evet pazarın hakikaten adı bu çünkü satıcılar komple kadın. Kibarlık olsun diye artık “Bayanlar Pazarı” diyen hödöler de var tabii) incirleri haşur huşur yemeye kalkıyor, dürtüyorum, kızıyorum, elinden alıyorum, çok şaşırıyor. Sonra gene unutuyor, fırından aldığı pidenin ucunu koparıp ağzına atıyor, ben arabanın içinde ezilip büzülüyorum, niye öyle yaptı diye kızıyorum, yine şaşırıyor. Alış veriş yaparken “yolda yiyeceğiz” dediği için bile kızıyorum. İnadına da yapmıyor üstelik. Niye bu kadar abartıyorsun diyor.
Açıklaması yok. Oruç tutmuşluğum da var, birileri karşımda bir şey yediği zaman etkilenmezdim, kızmazdım. Ayrıca baktım İstanbul billboardlarında sucuk reklamları gırla.. “Ramazanda heleloy sucuklarını tek geçerim” vs..
Kodlama işte böyle bir şey. Ben buna kodlanmışım ve hiçbir güç benim bu kodumu bozamıyor. İyi bir şey mi emin değilim ama kodlu olmaktan çok, insanların daha da kuvvetli kodlarını şakırt diye bozmalarını isteyenler esas şaşırtıyor beni. Bu da ayrı bir kodlanma tabii.
Evim/Arnavutköy/İstanbul
Haberin Devamı

