Memleket “sahte belge, gerçek imza” ile uğraşırken biz ise “kayıp Converse, çakma Rotvaylır” derdiyle uğraşıyoruz.
(Bu arada Albay’ımız “İmzaların Efendisi” gibi. Meğer iki ayrı imzası varmış, savcılık huzurunda attığı imza ile daha önce “gerçek” yazışmaların altına attığı imzalar farklı. Hatta nikahında attığı imza da farklı. Ve bu tuhaf durum soruşturulmaya gerek bulunmuyor. İki imzalı birine güvenmemiz mi isteniyor? Peki. Hatta emredersiniz..)
Sorunumuz şu: Dağ başında gelişmeleri ancak internetten izleyebiliyoruz. O da varken. Geçen gün 21 saat kesildi mesela. Manita Bey gidip gazete almaya üşeniyor. Çünkü geri dönüş yolu yokuş ve beyfendi yokuşu çıkamıyor bisikletle. (O aksini iddia ediyor gerçi ama o göbek önünde olduğu sürece kim inanır?)
Ülkemizdeki internet gazeteciliği de bildiğiniz (veya eve gazete getirebilen bir aile ferdiniz varsa bilmediğiniz) gibi döt-meme-döt-meme gazeteciliği şeklinde. Açın bakın Hürriyet.com’a, açın bakın gazetevatan.com’a “Yaktı kavurdu” “Kontolden çıkmış göğüsler”, “keşke bir beden daha büyük giyseydi” “Bikinide yeni moda: Boncuk.” “Çoook cüretkaaaar” “Neydi ne oldular” “Utandıran fotoğraflar”dan başka bir şey görmeyi başarabiliyorsanız hakikaten tebrik ederim.
Daha da komiği “kontrolden çıkan göğüsler”, “neydiler ne oldular”, “utandıran fotolar” haberleri arasından büyük mücadeleler vererek, inat ve ısrar ederek Askeri Savcılığın komple anlaşılmaz olsun, yarısına uyuya dalalım ve hadiseyi unutalım diye karman çorman yazılmış raporunu bulup okuyan adamın önüne “İlginizi çekebilir: Plajlardan sıcak haberler” şeklinde bir çıkıyor!
Daha absürd bir şey olamaz. Cenaze haberi, altında kocaman “İlginizi cekebilir: Plajlardan sıcak haberler”. Genel Kurmay basın toplantısı yapacak haberi. Altında “İlginizi cekebilir: Plajlardan sıcak haberler” gerçi haksız sayılmazlar. En azından meme ve döt gerçektir, samimidir. Karışık kuruşuk ve hiçbir soruya cevap vermemiş bir savcılık açıklamasındansa süt gibi bir abla daha ilginç olabilir gerçekten.
Üstelik savcılığın açıklamasını okuyan da nihayetinde insan evladı. Onun da bir cinsel yaşamı var. Ve bütün dünya bu cinsel yaşama hizmet etmek zorunda değil mi ya... Dolayısıyla bugün mesela tam olarak ne olup bittiğini bilmiyorum. Zira bizim sitenin manşeti şu dakika itibariyle “Ege’nin Bilinmeyen Güzellikleri” diye bir şey. (Açtım baktım şunlarmış: Süreyya Yalçın’ın 50 bin TL’lik tahtı, Fulya Keskin’in memişleri, Kristen Bell’in selülitleri..)
Sonra da zaten internet kesildi. Ve ben de ister istemez “evcil hayvan ne işe yarar” şeklindeki derin soruyu cevaplamaya karar verdim.
Bildiğiniz gibi bir adet Bobi’miz oldu durduk yerde. Kendini rotvaylır zanneden bir sersem. Güçlü PR’ı sayesinde burada ama zarar ziyanın da dalağını yardı. Yerde olan her şey köpeklerin mi olmak zorundadır ey ahali! Böyle kanun hükmünde bir kararname mi var? İnsanlıkla köpeklik böyle bir anlaşma mı imzaladı?
Son olarak, konverslerim kayboldu.. Gece yarısı ellerimizde fener bahçeyi dolaşıyoruz ki bahçenin büyük bir bölümü ellenmemiş, otların bürüdüğü alanlardan oluşuyor. Yılanı var, akrebi var, faresi var... Uzun bir arayıştan sonra bir köşede gördüğümüz manzaraya inanamadık! Herif meğer bütün evi bahçede bir yere taşıyormuş! Bilumum terlikler, kim bilir kimin evinden getirdiği bir adet sivri burunlu, bağcıklı ayakkabı, patlak bir top, yeğenin şişme simidi, öbür yeğenin bikini üstü, birinin havlusu, bir adet faraş... Ve tabii benim konverslerim! Dişlenmiş vaziyette. Mezarlığı keşfettik diye de bir de havladı şerefsiz.
Şimdi gene mama kabını almış, yerlere duvarlara vura vura ağzında gezdiriyor. Bir gürültü bir gürültü. Bahçede inşaat var sanırsınız.
Bu arada kayıp bir adet şortumun akıbetinden de şüphelenmeye başladım. Giysi mezarlığı başka bir yerde mi acaba?
Evet neydi sorumuz: Evcil hayvan, cidden ne işe yarar?
Evcil hayvan ne işe yarar?
Haberin Devamı

