Kimdir Jaspal Singh? Hintli. Yeni Delhi’de yaşıyor. 38 yaşında. Sahne tasarımcılığı eğitimi almış. Televizyonda haber sunuculuğu, fotoğrafçılık, radyoculuk gibi bir sürü iş yapmış. Çalışırken hobi olarak refleksolojiye ilgi duymaya başlamış. Sonra buna inanmaya başlamış. 10 yıldır da terapist olarak çalışıyor. Şu an dünyanın her yerinden davet alıyor. Türkiye’ye üçüncü gelişi. Gittiği yerlerde onu takip eden müdavimleri varmış.
Bir masaj yaptırdım hayatım değişti
Bir hafta önce hayatımın en acayip deneyimini yaşadım. İstanbul Astoria Alışveriş Merkezi’nde Anantara Spa’da Jaspal Singh’e masaj yaptırdım. Çok bir şey beklemeden gittim. Boynum ağrıyordu, şöyle kulunçlarımı biraz yumuşatsa pek hoşuma gidecekti.
Jaspal Singh’in meğer çok başka bir yeteneği varmış. O bir “ruh okuyucusu”ymuş. “Bu ne?” diyorsunuz değil mi?
Yüz üstü uzandım. Elini sırtımda çok yumuşak, neredeyse belli belirsiz bir gezdirdi. Bir iki dakika kadar bu böyle sürdü. Sonra vücudumun belli yerlerinde parmak ucuyla bastırmaya başladı. Sonra nispeten daha bildik yöntemlerle masaja devam etti. Baş masajıyla da bitirdi.
Masaj bittikten sonra “Nasıl hissediyorsun?” diye sordu. “Teşekkür ederim, rahatladım” dedim. Gerçek değildi. Kafam bitirmeye çalıştığım kitaba gidip geliyordu. “Rahatladığınızı zannetmiyorum. Size bir şey veremedim. Çünkü siz almayı reddediyorsunuz” dedi.
Sonra devam etti. “Kalbiniz çok ağır. Hiç unutmuyorsunuz. Hiçbir şeyi affetmiyorsunuz. Çekmeceleriniz tıka basa dolu.”
Jaspal her sözüyle biraz daha derinlerimdekini su üzerine çıkarıyordu. Korkularımı, endişelerimi, güvensizliklerimi, hayal kırıklıklarımı ve onlarla mücadele edemeyişimi, çocukluğumu.. “Hayat size koca bir sepet elma sunuyor, siz korkularınız yüzünden bir tanesini alıp gerisini reddediyorsunuz...”
***
Açıkçası çok etkilendim. Söyledikleri doğruydu. Bana sadece dokunan bir yabancıdan kendime dair kimseye anlatmadığım şeyleri duymak çok şaşırtıcıydı.
Önce tepki vermedim. Sessizce dinledim. Sonra usul usul ağlamaya başladım. Ben ağladıkça o göz yaşlarımı sildi, saçlarımı okşadı. On yıl önce kaybettiğim annemdi sanki.
Göz yaşlarımı silip, teşekkür edip ve evet kucaklaştıktan sonra dışarı çıktığımda hiç beklemediğim tuhaf bir hafifleme hissettim. Satmışım anasını bu dünyanın...
Sonra ardı ardına eski arkadaşlarım karşıma çıkmaya başladı. Kimi mail attı, kimi aradı, kimiyle yolda karşılaştık. Daha tuhafı beni ne kadar sevdiklerini söyledi her biri. Hiç yoktan. Durduk yerde. “İşte reddettiğim elmalar” dedim kendi kendime “Geri geldiler ve ben onları artık kabul ediyordum.”
Hafta içinde Vatan’daki köşeme yazınca herkes merak etti bu ufak tefek adamı. Röportaj yapmak farz oldu...
* Nasıl yapıyorsunuz bunu? Nasıl biliyorsunuz derinlerimizdekini?
Bu bana verilmiş bir yetenek. Fakat yanlış anlaşılmak istemem. Spiritüel birtakım güçlerim olduğunu iddia etmiyorum. Sihirli eller diye tanıtılmak istemem. İnsanlara naçizane yardım etmeye çalışıyorum sadece. Aksi takdirde egom şişer ve bunu yapamaz hale gelirim. Çocukluğumdan beri ellerim her zaman çok sıcaktır. Arkadaşlarım gelir ellerini ısıtırlardı. Elleri ellerimdeyken duygularını, düşüncelerini hissederdim. Büyümeye başlayınca bunun tuhaf bir şey olduğunu düşünmeye başladım. Kimseye dokunamıyordum. Sonra kabul ettim. Bir faydam olabileceğini düşündüm. Ve işte şimdi kariyerim oldu.
* Tamam ama nasıl oluyor da oluyor?
Önce kendimi nötralize ediyorum. Bütün yargılarımdan arındırıyorum. İlk dokunuş çok önemli. Bir saniye sonra kendimi iyi hissedersem ruhuyla bağlantı kuruyorum. Bilgiler akmaya başlıyor. Vücudun her parçası başka bir hikaye anlatıyor.
* İyi hissetmezseniz ne oluyor?
Devam etmiyorum. Direniyor, bana bilgi vermiyorsa, yapabileceğim bir şey olmuyor zira. Teslim olması lazım ki, faydam dokunsun.
İçimde yaşlı bir kadın var annelik hissi duyuyorum
* Siz nasıl bir insansınız?
Herkesin içinde hem yin yani kadın, hem de yang yani erkek vardır. Sert bir insansan yang tarafın baskın demektir. Yumuşak bir insansan yin tarafın. Benim yin tarafı daha baskın. Yani içimde bir kadın var. Benden daha yaşlı bir kadın. Annelik hissi duyuyorum. Emziriyormuşum gibi. O yolla bedeni anlıyor ve besliyorum.
* Dokunduğunuzda hissettiğiniz ne, enerji mi?
Evet. Herkesin enerji seviyesi farklı. Ben önce o enerjiyi alıyorum sonra geri veriyorum. Onaylıyorsa daha derinlere gidiyor ve bir çözüm buluyoruz.
En çok bel ve sırt sorunlarına yardımcı oluyorum
* En çok hikâyeyi bedenin neresi anlatıyor?
Sırt. Neredeyse bütün hikaye orada. Her omur bir şeyler anlatır. O nedenle en çok sırt ve bel sorunlarına yardımcı olabiliyorum. Ameliyat olması gerektiği söylenen birçok kişiyi 7-8 seanstan sonra oturabilir, kalkabilir hatta spor yapabilir hale getirdim.
* İnsanlar, haklarındaki en derin şeyleri söylediğiniz zaman nasıl tepki veriyorlar?
Şaşırıyorlar, ağlıyorlar, bazen kızıyorlar, itiraz ediyorlar, ben böyle biri değilim diyorlar. Israr etmiyorum ben de. Baştan sona bir mesafe koyuyorum. Hiçbir zaman bir bağ geliştirmiyorum. Çok duyarlı bir insansa, kaldıramayacağını hissediyorsam devam etmiyorum. Depresyona sokmak da mümkün.
* En çok ne görüyorsunuz insanların ruhunda?
Korku, öfke, suçluluk, direnç. İnsanlar kendilerinden nefret ediyor. Çok fazla öz eleştiri yapıyorlar. Kendilerine dair çok yoğun hayal kırıklığı yaşıyorlar.
* Hiç mi kafası rahat insan yok?
Yüzde beş.
Türk kadınlarında en çok güzellik korkusu yaygın
* En çok kim dirençli?
Fransızlar. Egoları çok yüksek. Nasılsın diyorsun, çok iyiyim diyor. “Peki ya mide?” diyorum, “E var biraz ekşime”; “Peki uykusuzluk?” diyorum “Ah evet”; “Beliniz de ağrıyor mu?” “Ya evet.” Sonra bakıyorsun bütün form şikayetle doluyor. E o zaman neyin iyi senin? İngilizler dinlemiyor bile. Amerikalıların toptan bir inançsızlıkları var.
* Türkler?
Fena değiller. Sıcaklıkları var. Türk erkeklerinin egoları şişik ama kadınları çok açık. Fakat Türklerde çok fazla korku var. Kadınlarda bilhassa güzellik korkusu çok yaygın.
* İnsanlara öneriniz ne? Nasıl kurtulacağız takıntılardan?
“Ben hafiflemek istiyorum” demek lazım. Ve sonra tek tek atmak. Yanlış meslekte çok insan var ve bu onları öldürüyor.
Ellerim sihirli değil, sadece yardım ediyorum
Bir masaj yaptırdım hayatım değişti
Haberin Devamı

