Düşman unutur, devlet unutmaz

Haberin Devamı

5 ay sonra, NİHAYET, arkadaşımız Aylin Duruoğlu ve aynı dava (Devrimci Karargah Örgütüne Üyelik suçu) nedeniyle tutuklu yargılanan 17 kişinin iddianameleri hazırlandı/hazırlanabildi.

Özeti şu: Düşman unutur devlet unutmaz!

Zira Aylin’in örgüt üyesi olduğuna dair kesin kanıt olarak ŞU sunulmuş:

1989 (bin dokuz yüz seksen dokuz!!!!) yılında, yani tam 20 yıl önce, 1 Mayıs gösterisine katılıp polise mukavemet etmekten gözaltına alınmak!

Sonrasına hemen serbest bırakılmış, dava bile açılmamış aradan 20 yıl geçmiş..

Ama olsun. Katılmış ya, iki yüz bilmem kaç kişiyle beraber gözaltına alınmış ya... TC koşullarında yeter de artar.. Böyle “sağlam” bir kanıtı olmayanlar yansın..

Memleketimizde basit bir sabıkanın görüldüğü gibi 20 yıl hatırı var.

Geçmişinde yaptığın her şey bir gün fitil fitil burnundan getirilir cumhuriyeti.

“Ta 20 yıl önce belliymiş yani ne mal olduğu” denmeye getiriliyor her halde. 20 yıl önce, öğrenciyken, 1 Mayıs gösterisine katılmakla terör örgütü üyesi olmak arasındaki muhteşem bağlantı başka nasıl kurulabilir ki?!

Gülünç mü? TC koşullarında değil.

Zira aynı iddianame öbür sanıkların örgüt üyesi olduklarını kanıtlayan diğer deliller şöyle:

KENDİ evinde çıkan parmak izi, duvardaki Che posteri, 1990’da üniversite öğrencisiyken basın açıklaması yapmak ve slogan atmak, Arapça belgeler, 1988’de kantinde İnsan Hakları Derneği pankartı asmak, borç para vermek, 1987’de “DİSK’e Özgürlük” diye slogan atmak ve en tuhafı: Doğu Perinçek’in genç teğmenlere verdiği iddia edilen “Aylin’i destekleyin” talimatı...

Bu arada Aylin ve Orhan Yılmazkaya arasında bir telefon kaydına rastlanmadığı için bunu da şöyle açıklamış sayın savcı: “O kadar ustalar ki randevusuz bile buluşabiliyorlar!!”

Buluşurlar. Ah ne marifetlidir onlar...

***


Küçükken komşu teyzeye de kötü sözler etmiş diyorlar... Doğumu sırasında annesine de çektirmiş... İlkokul karnesinde bir “orta” sı da var diye biliyorum. 1985 yılında fen dersine de geç girmiş. Saçları da gereğinden fazla kıvırcık değil mi zaten?

Hepsi kanıttır. Balık baştan kokar.

Gösterilere katılmayacaksın!

Slogan atmayacaksın.

Borç vermeyeceksin.

Kendi evinde parmak izi bırakmayacaksın.

Kendi evine kız arkadaşını getirmeyeceksin.

Che posteri de asmayacaksın.

Filistinli olmayacaksın.

Olsan da evinde Arapça bir şeyler bulundurmayacaksın.

Telefonla konuşsan da konuşmasan da fark etmez. Konuşmaman da kanıttır.

Yazman da kanıttır yazmaman da.

Buluşman da kanıttır buluşmaman da.

Nefes alman da kanıttır, nefes vermen de.

Özetle: Bu ülkede yaşaman tek başına en sağlam kanıttır!

Yaşıyorsan, ne yaparsan yap (veya yapma) aleyhine kanıttır.

Hiç utanmayalım, arlanmayalım. Aylin ve diğer sanıklar hakkında kim şikayetçiyse çıksın ortaya.

Tüm şikayetler bir bir serilsin ve eklensin iddianameye.

Seinfield ve ekibinin son mahkemesi gibi olsun.

Kalemimi kırmıştı diye ilkokul arkadaşı da dilekçe versin.

Sınıfta çok soru soruyordu diye ortaokul öğretmeni de şikayet etsin.

Eteğinin boyu iki parmak kısaydı diye lise müdürü de çıksın.

Az çay içiyordu diye fakülte kantincisi de davaya dahil olsun.

Kapıyı sert kapadı diye taksi şoförü de...

Hepsi kanıttır. Çok sağlam kanıtlar hem de..


DİĞER YENİ YAZILAR