Düğünde yeni perspektif: Damatsız düğün

Haberin Devamı

Günün en komik haberi Adana’dan geldi:

ABD’de yaşayan damat Hasan Şire, Adana’daki kendi düğününe işlerinin yoğunluğu nedeniyle gelememiş..

Eeee, olabilir diyeceksiniz ama zaten esas haber bundan sonra:

Düğün damatsız yapılmış!

Ve damat kendi düğününü MSN üzerinden yani bilgisayardan izlemiş!

Uyuz bir pazar günü, bir haber sayesinde ancak bu kadar eğlenceli geçebilirdi. okudukça güldüm, güldükçe okudum.

Düğünün en komik bölümü de şu:

Gelin hanım damadın düğüne gelemeyişine üzülmüş üzülmesine ama taze kocasının karşısında oynamayı da ihmal etmemiş.

(Burada fotoğrafı anlatmam lazım: Damadın en yakın arkadaşı elinde bilgisayar tutuyor, ekranda damadın hüzünlü yüzünü görüyoruz, bilgisayarın karşısında da gözleri nemli kıvıran bir gelin...)

Bir yandan insanın içini acıtan bir durum, bir yandan da kah kah güldüren. Zira damat Amerika’ya amcasının benzin istasyonunda çalışmak için gitmiş. Yani keyfi bir nedenle orada değil. Ekmek parası için. Fakat işte aynı zamanda dikkatsiz de olduğundan düğün günü diye seçtikleri günün (yani 26 Aralık’ın) Amerika’nın en işlek, en yoğun haftasına denk geldiğini bilememiş. Amca da bittabi izin vermemiş gitmesine. Fakat o vakit ortada damat yoksa niye düğün yaparsınız, gerdek de mi MSN üzerinde olacak, düğünün manası nedir, ne için o zaman o kadar masraf diye düşünmeden edemiyor insan. (Hoş, ortada damat olsa bile ben düğüne harcanan paraya her zaman çok üzülmüşümdür. Düğünde eğlenen kimseye de rastlamadım..)

Biri böyle bir hikaye veya senaryo yazsa, yuh amma sallamış dersiniz di mi? (“Teknolojiye bağımlılığımızı vurgulamaya çalışan yönetmen, kusura bakmasın ama kör gözün parmağına yapmış ve bu nedenle inandırıcılığını yazık ki fena halde yitirmiş bla bla bla”)

Keşke teknik imkanları elverseydi de millet damadı barkovizyondan görebilseydi. İşte o zaman duble şahane olurdu.

Bir yandan da “ah aşk!..” diyorsun. Zira gelinle damat tam 2 buçuk yıldır büyük aşk yaşıyormuş. Yani 2,5 yıldır bugünü bekliyorlarmış. Fakat araya Amerika girince beklemek zorunda kalmışlar. Bu süre zarfında aşkları internet üzerinden devam etmiş. Habere göre damat evlenme teklifini de internet üzerinden yapmış.

Tanıştıktan birkaç yıl sonra damat Adana’ya gelebilmiş ve çift nişanlanmış. Nişandan hemen sonra damat yine ABD’ye dönmüş. Bu arada 26 Aralık’ı düğün gönü olarak belirlemişler.

Kız tarafı, o günler krismıs haftasıdır, bu adama acaba gelemeyebilir mi diye bittabi hiç düşünmemiş, düğün hazırlıklarına harıl harıl başlamış. Gelinlik diktirmeler, düğün salonu tutmalar, davetiye bastırıp yollamalar...

Fakat işte ne yaparsın işler yoğun, hain amca da (herhalde) izin vermedi (veya daha vahim bir durum var), o en güzel iş yapılan haftada, damat kalakalmış Amerika’da.

Hazır düğün salonu tutulmuş, davetiyeler gitmiş, niye ziyan edelim demişler, devreye hem aşk hem Adana zekası girmiş ve düğünü damatsız yapmaya karar vermişler. Kalpler birse ne olacak yani.. Zaten aşklarını da internet üzerinden yaşamadılar mı? Düğün de öyle oluverse ne olur?!?

***


Bu bir gelenek haline de gelebilir pekala. Hani olmayacak bir şey de değil. Hatta karşı tarafta da bir düğün yapılabilir. Anneler babalar ve akrabalar hiç oradan oraya taşınmak zorunda değil. Düşünsenize bir evliliğini iki ayrı yerde düğünü! İki tarafta da birer kamera ve dev ekran olacak, öbür tarafta ne olup bitiyor herkes görebilecek. Karşılıklı göbek atmak bile mümkün... Düşündükçe daha çok beğeniyorum bu fikri. Bilhassa ayrı kültürlerden gelen çiftler için mükemmel bir çözüm! Haksız mıyım?

Adanalı Hasan ve Gülten çifti hiç bilmeden düğün hadisesine yepyeni bir perspektif getirdi galiba. Düğün organizatörleri bunu değerlendirmeli. Geleneksel bakışa son!

DİĞER YENİ YAZILAR