Haberin Devamı
Cumartesi Emir Kusturica hakkında bir yazı yazdım. Kusturica’nın katliam destekçisi olduğunu bilmiyordum dedim. İnternette baktım fakat çok belirgin bir katliam yanlısı ifade bulamadım. Karadağlı gazetecinin derlemeleri çıktı karşıma sadece.
“Bu adam böyle ise protesto edelim elbette, insanlık budur” de miştim. “Ama ülkemizdeki katliam yanlılarını da böyle açık seçik protesto etmeye de başlayalım mı?” dedim son olarak.
Sonra aynı gün Kusturica ülkeyi terk etti. Gitmeden önce de hayli “acı” bir konuşma yaptı.
“Hayatım boyunca asla ve asla insanlığa karşı işlenmiş bir suça destek olmadım. Sırbistan’ın Bosna’daki Müslümanlara karşı işlediği suçlara her zaman tavır aldım ve mesafe koydum. Bosna’da olduğu gibi benim ulusumda da işlenen cinayetlere karşı tavır koydum ve protesto ettim. Söylemediğim sözlerle suçlandım. Tecavüze uğrayan kadınlarla ilgili bir şey söylemedim. Benim abartlı bulduğumu söylediğim şey savaşın ilk 7 gününde öldürülen insan sayısı idi nitekim Kızılhaç de sonra beni doğruladı. Peki siz Ermeni kıyımıyla yüzleşiyor musunuz?”
Konuşmasının ardından Kusturica hakkında biraz daha tarama yaptım. Kendi ağzından çıkmış savaş ve katliam yanlısı sözlere rastlamadım. Sadece demiş, yapmış, söylemişler var.
Hatta Mehveş Evin’in Milliyet Cadde’deki yazısından da öğrendim ki Sırp milliyetçileriyle de hayli kavgalıymış. Ulu orta yumruklaştığı bile olmuş.
Peki nerden çıktı bu adamın katliamları desteklediği?
Mehveş, belediye’nin CHP’li olmasına bağlamış hadiseyi. 3,5 ay önce AKP’li Bursa Belediyesi’nin davetinde her şey güllük gülistanlıkken şimdi nereden çıktı bu dezenformasyon ve tepkiler diye soruyor ve yapılanı iki yüzlülük olarak değerlendiriyor.
3,5 ay önce de Ortodoks Hıristiyan’dı, 3,5 ay önce de Sırbistan tabiiyetindeydi.
Açıkçası Boşnakların dolduruşuna mı geldik diye düşünmeden edemiyorum.
Unutmayalım ki bu adam din değiştirdi.
Unutmayalım ki bu adam Sırbistan tabiiyetini ve kimliğini tercih etti.
(Aslında “din değiştirdi” demek de ne kadar doğru bilmiyorum zira zaten hiç Müslüman olmamış. Ailesi dinsiz yetiştirmiş. Hani en azından “hak” dinlerinden birine döndü diye de teselli olabilir Müslümanlar. Zira bildiğim kadarıyla “dinsizlik” hepsinden beter kabul ediliyor, değil mi Yusuf Bey?)
Din ve kimlik değiştirmek bazıları için “affedilmez” şeyler olabilir ama bunlar adamın aynı zamanda katliam ve tecavüz yanlısı olduğunu göstermez.
Alman vatandaşlığına geçen 620 bin Türk var Almanya’da. Bu insanlar Nazi soykırımını onaylıyor mu demektir? Türk vatandaşlığından çıkmadım diye bu topraklarda işlenen kıyımları onaylıyorum mu demektir?
Yazarıyla çizeriyle, siyasetçisiyle yönetmeniyle fena dolduruşa geldik, kabul etmek lazım.
Biz kendi kıyımlarımızla, iç savaşlarımızla ne yüzleşeceğiz?
Adamın bir dediği daha var: “Ben büyük Yugoslav birliğinden yanaydım sadece.” Tuhaf bir durum. Böyle bir katliamı ve yıkımı ummuyordu herhalde zamanında Yugoslav birliğini savunurken.
Türkiye’de “büyük Türkiye birliği” uğruna 30 yıldır verilen bir savaş var. “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” savaşı.
30 belki de 40 bin insan öldürüldü.
Yüz binlerce insan yerlerinden yurtlarından oldu. On binlerce insan sakat kaldı. On binlerce insan babasız, kocasız kaldı. Sivilleri de eklersek, binlerce insan de anasız, bacısız kaldı. 70 milyon insan da dolaylı etkilendi. Savaş, 30 yıldır anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getirdi.
Madem ki savaş yanlılarını veya öyle sandıklarımızı protesto edip davet ettiğimizi kovmaktan beter ediyoruz..
30 bin insanımızı canından, milyonlarca insanı yerinden yurdundan eden 30 yıllık iç savaşımızın müsebbiplerini (mesele ölü veya diri bütün siyasetçilerimizi) ne zaman ulu orta protesto edeceğiz?
Ha ne zaman?
Karakol baskınlarının başladığı 1983’den itibaren kimler iktidardı düşünün bakalım.. Marmaris Paşası mesela sadece 12 Eylül’ün mimarı değildir. Bu savaşın da mimarıdır.
Kimseleri hayırla anmam, anamam. Benim de sizin de ömrünüz savaş ve acı içinde geçti.
Bütün siyasetçilerimizi 30 bin insanın kanına girmiş katiller diye kabul ediyorum.
Zira istenseydi 30 yıldır çoktan çözüm bulunurdu. İstenmedi.
O katillere oy verenler de kabahatlidir. O iktidarların kucağına oturanlar da sorumludur.
O çözümsüzlüğü yani milletçek kıyımızı milliyetçilik adına savunanlar hele en büyük günahkardır.
Kusturica 1915’lere gitmiş, oralara gidene kadar bizde ne Miloseviçler var..
Sıra sıra, dizi dizi.

