Dünkü yazımda yetimhaneden çıkan mucit Libya doğumlu Amerikalı Dr. Faris’den söz ettim. 7 gün önce İstanbul’da Fütüristler Derneği ve Novarti’in davetiyle bir konferans için geldi.
Hikayesinde beni etkileyen kısmının yetimhanede büyümüş olması demiştim. Zira babası çok küçükken ölmüş ve annesi Libya yasaları gereği çalışamadığı için oğlunu yetimhaneye vermek zorunda kalmış.
Dr. Faris (ve dünya için) bu olay hayırlı olmuş olabilir ama anlatırken “çok şükür bu durumda değiliz” de dim içimden. Kadın olduğum için çalışamayacağım ve çocuğumu yetimhaneye vermek zorunda olacağım.. Ne yalan söyleyeyim düşünmesi bile tüylerimi diken diken ediyor..
Anlattığı öbür düşündürücü hikâye ise Malezya hüsranıydı. Onu da bugün anlatacağım.
Yıl 2001. O zamanın Malezya Başbakanı Mahathir Bin Muhammed’in Dr. Faris’den haberi oluyor ve kendisini New York’da ziyaret ediyor. Mahathir, Malezya’nın 22 yıl başında kalmış efsanevi (ve aynı zamanda çok eleştirilen) başbakanı. Malezya’nın modernleşmesi, gelişmesi ve zenginleşmesinde büyük pay sahibi. Projelerin adamı olan Mahathir, Dr. Faris’i Malezya’ya davet ediyor. Dr. Faris’in Amerika’da kurduğu ve adını Türkçe’ye “icat kuluçkası” diye çevirdiğim Reveo InventQbation şirketinin aynısını Malezya’da kurmasını istiyor. AMAÇ: Teknoloji üreten bir ülke olmak ve patentli ciddi Malezya markaları yaratmak.
Projeye 170 milyon dolar ayrılıyor. Malezya’dan göç etmiş bütün Malezya “beyin”leri ülkeye “geri” davet ediliyor. Dr. Faris kendi ekibinin önemli bir bölümünü de Malezya’ya aktarıyor. “Aslında hiç böyle bir planım yoktu ama neden olmasın dedim. Fikir heyecan vericiydi..”
6 ay içinde laboratuar kuruluyor. 3-4 şirket kuruluyor. Bilim adamları mutluluk içinde çalışmaya başlıyorlar.
3 yıl içinde 50 patent alınıyor. Bunların arasında nikel çinko pille (lityum pile alternatif) çalışan ve tek şarjla 520 km giden elektrik aracı ve şimdi deli gibi moda olan 3 boyutlu televizyon da var.
Hadise bütün heyecanıyla devam ederken Mahathir 2003’de emekliye ayrılıyor ve ardından halefleri tarafından müthiş bir “temizlik” başlıyor.
Mahathir’in başlattığı birçok şey “pahalı olduğu” gerekçesiyle iptal ediliyor. Vaad edilen para kesilince Dr. Faris’in kurduğu laboratuar ve şirketleri de kapanmak zorunda kalıyor. Malezya’ya geri göç eden “beyin”ler dahil hepsi ülkeyi terk ediyor.
Dr. Faris’in dediği şu: “Böyle olmasaydı şu an 3D TV teknolojisini dünyaya Malezya satıyor olacaktı. Bir Malezya markası olacaktı Panasonic’in yerine. Üstelik 5 yıl öncesinden. Nikel Çinko pilli elektrikli araç 7 yıl önce piyasada olacaktı. Şimdi bir başka ülkenin markası olarak 7 yıl gecikmeyle çıkacak. Parayı ve şöhreti onlar kazanacak..”
Nasıl? Çok acayip bir hikaye değil mi? Devlet nedir, ne işe yarar sorusunun herhalde en iyi cevabı.
“Siyasi intikam fena bir şey” diyerek konuyu kapıyor Dr. Faris.
Umudunuzu kaybettiniz mi, yine teklif gelse yapar mısınız diye sorunca coşkuyla “Elbette!” diyor. “Artık tecrübeliyim. Ne yapıp yapmamam gerektiğini biliyorum. Teknoloji her yerde üretilebilir. Bugüne kadar olmadı deyip bir kenara çekilmek ve ‘teknoloji sömürgeleri’ olmanın alemi yok..”
Bizde de TÜBİTAK diye bir şey vardı di mi? Ne güzel bir devlet dairemizsindir sen..
Güzel haber: Dr. Faris’in Türk şirketleriyle kontağı var

