Yaz sezonunun başlamasıyla ev ve iş yerleri yanı sıra tekneler acımasızca soyuluyor. Ne sitede olmak kâr ediyor, ne alarm taktırmış olmak. Hırsızlar, çekirge sürüsü gibi yarımadanın tüm beldelerine fena halde dadanmış durumda. İnanılmaz bir cüret ve yöntemlerle kırmadıkları kapı, açmadıkları pencere kalmadı. Ünlü ünsüz, zengin fakir ayrımı da yok. Bir gün lüks bir villanın, ertesi gün zavallı bir bakkalın soyulduğu haberi geliyor. Halk ciddi anlamda huzursuz, tatlar fena halde kaçmış durumda. Cüneyt Özdemir, Erman Toroğlu derken Erdal Özyağcılar’ın evinin soyulmasıyla Bodrum’daki hırsızlık olayları iyice gündeme oturdu. Sonunda bendeniz de soyuldu. Cânım fotoğraf makinem ve objektiflerim gitti. Bu işin başı ve sonu nedir, ne yapmak gerek yetkili ve yetkisiz herkese sordum.
Bodrum’da hırsızlık ne kadar arttı?
Bodrum Emniyet Müdürlüğü ve İlçe Jandarma Komutanlığı son iki ayda ilçe merkezi ve merkez dışında toplamda 80-90 hırsızlık vakasının kayıtlara geçtiğini söylüyor. Her yıl bu aylarda hırsızlıkların yüzde 20 oranında arttığını, geçen senelere göre abartılacak bir artışın olmadığını söylemekteler. Ünlülerin evine girildiği için kamuoyunda böyle bir intibahın olduğu kanaatindeler.
Ancak halk aynı fikirde değil. Bu yıl Bodrum’da özel bir durumun olduğunu ve hırsızlığın şimdiye kadar hiç bu kadar yaygın olmadığını düşünüyor. Gerçek soygun sayısının 200 ila 300 arasında olduğu ve bu hızda giderse girilmedik ev ve işyeri kalmayacağı tahmin ediliyor.
Polis ve jandarma hırsızlıkların kayıtlara geçmemesinin nedeni olarak ev sahiplerinin henüz gelmemiş olmasına bağlıyor. Görüştüğümüz insanlar ise hasarın az olmasına veya bir şey çıkacağına dair umudun olmamasına bağlıyor. Güvenlik güçlerindense alarm şirketlerine veya sigorta şirketlerine gitmeyi tercih ediyor. Veya istatistikler Bodrum Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma İlçe Komutanlığı ile koordineli olarak tutulmuyor.
Bir Allah’ın kulu ihbarda bulunmuyor!
Bodrum Emniyet Müdürü Niyazi Turgay, Bodrum Kaymakamı Abdullah Kalkan’ın büyük katkısıyla bir yıl önce 69 noktaya yerleştirilen MOBESE kameralarından sonra hem suçta azalma, hem de faillerin yakalanmasında büyük artış olduğunu söylüyor. Sadece bir ayda 15 çalıntı araç yakalanmış. Ama bu MOBESE kameraları sadece ilçe merkezini kapsıyor. Esas hırsızlıkların işlendiği ve İlçe Jandarma Komutanlığı’na bağlı yarımadaya dağılmış belde ve köylerde böyle bir uygulama henüz yok.
“Hırsızlıkta bir artış var ancak biz de durmuyoruz. Memleketin bütün hırsızları herhalde şu an Bodrum, Marmaris ve Kuşadası’na dağılmış durumda. Daha geldikleri ilçelerden başlıyoruz takibe. Birtakım çeteler var. İlçe sınırlarına girdikleri anda haberimiz oluyor. Araçlarını takip ediyoruz. Suç üstü yapıyoruz. Şok operasyonlar yapıyoruz. Son iki ayda 33 hırsızlık olayını çözdük, 23 kişiyi mahkemeye sevk ettik, büyük bir şebeke çökerttik.”
“Bu hırsızlıkla mücadele pinpon topu gibi” diyor Turgay. “Yasadan dolayı biz yakalıyoruz, mahkeme salıyor. Fakat en fenası vatandaş duyarsız. Bir Allah’ın kulu daha hırsızlık ihbarında bulunmadı. Hiç mi etrafınla ilgilenmezsin, hiç mi şüpheli bir ses, bir hareket görmezsin, hiç mi komşun seni ilgilendirmez? Tamam bu bizim işimiz ama vatandaşın da yardım etmesi lazım. 155’e gelen her tür ihbarı değerlendiriyoruz.”
Vatandaş! Duydunuz zilin sesini, etrafla ilgilenin biraz. Bir gün size de piyango vurabilir!
Kimse olayın ciddiyetinin farkında değil
5 N 1 K programının yapımcısı Cüneyt Özdemir, geçtiğimiz ay canı yananlardan. Yalıkavak’taki evine, alarma rağmen, üstelik kendisi evdeyken girmeyi başardılar. Diz üstü bilgisayarı, cüzdanı ve birkaç değerli eşyasını daha alıp gittiler. Başına gelenleri www.deepnot.com sitesinde “Donla kendi evinde hırsız kovalamak” başlığıyla anlattı.
Aradığımda Barselona’daydı ve hâlâ olayın sinir bozukluğunu yaşıyordu. “Çok ciddi bir olay bu. Ama yeterince ciddiyetinin farkında olmadıklarını düşünüyorum. Emniyet canla başla çalışıyor ama daha geniş bir operasyon yapılması gerek. Bireysel olarak bakınca bir şey çıkmıyor. Benim malım senin malın meselesi değil bu. Hadise Bodrum meselesi de değil. Olaya toplu olarak bakmaları lazım. Bütün ülkenin meselesi bu. Burada olup bitmiyor çünkü bu. Ev sahibi evdeyken girilebiliyorsa iş çığırından çıkmış demektir. Beni vurmaya geldiler sandım. Korkunç bir şey.”
Evde hırsız gördüğünüz zaman ne yapın?
Kaçması için bağırın çağırın ama asla müdahale etmeyin! Hemen hepsi levye, çekiç, balta, tornavida gibi aletlerle çalışıyor. Kurtulmak için ölümle sonuçlanabilecek şekilde yaralamaktan kaçınmıyorlar.
Veya sizi fark etmemişse 155’i arayın.
Yaygın kanı şu: Hırsızı yatak odasında vurursam ceza almam
Böyle bir şey yok! Olay her nerede geçmişse adam öldürmekten misler gibi yargılanıyorsunuz.
Türk Ceza Kanunun 25 ve devamı maddelerinde meşru müdafaa hali şöyle anlatılıyor.
1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
Hırsız size saldırmamışsa, elinde taarruza elverişli bir cisim taşımıyorsa (örn: balta, bıçak, levye, çekiç), odanın ortasında öyle duruyorsa hırsızı öldürmeniz durumunda adam öldürmekten 20 yılla başlıyor yargılanmanız. Yaptığınızın meşru müdafaa sayılması için elinde taarruza müsait alet taşıması, size saldırmış olması ve müdafaanızın saldırı sırasında yapılmış olması gerekiyor. Yani kaçan hırsızı kovalarken adam vurmak meşru müdafaaya girmiyor. Ayrıca müdafaa ile saldırı arasında gerek davranış olarak gerek kullanılan alet olarak bir oran olması gerekiyor. Elinde spatula olan bir hırsıza (kilit açmak için yaygın olarak kullanılıyor) beş el ateş açmanız sizin açınızdan pek hayırla sonuçlanmayabilir. Ancak ağır tahrikten indirim alabilirsiniz. Özetle: Olayın özelliğine, suçun ve saldırının işleniş biçimine, savunmanın derecesine göre hiç ceza almayabilirsiniz, ceza alabilirsiniz veya cezanız hafifletilebilir.
Cezaların azlığından yakınılıyor. Doğru mudur?
Hırsızlığa verilen cezalar eskiye oranla biraz arttı. Ancak bu haliyle bile caydırıcılığı yok. Ceza infaz yasası aslında bir anlamda örtülü aftır. Hakim en yüksek cezayı bile verse sanık üçte ikisini yatıp çıkıyor. Tutuklu yargılanan şahsın davası 2 celse sürse zaten cezasını çekmiş oluyor, dava mahkumiyetle bile sonuçlansa serbest kalıyor.
Hırsızlıktan sabıkası olanın bir yerde çalışma imkanı hemen hemen yok. Kimse hırsızı işe almaz. Bir kere hırsız olan ömrü billah hırsızlık yapıyor. Hırsızlık giderek kurumsallaşıyor. Mecbur kaldım çaldım hırsızlığı yok artık.
Hırsızlığın hukuki tarafı: Vatandaş aranmaktan gocunmazsa biter bu iş
n Davalar uzun sürüyor.
n Şahitlik yapmak isteyenler ki çok nadir oluyor, bu süreçte tehdit ediliyor.
n Yeni yasaya göre polisin arama yapma imkanı ancak savcılıktan karar almasıyla mümkün. Polis, şüphelilerin aracını ve evini içinde bir dolu hırsızlık malı olduğunu tahmin etse bile arayamıyor.
n Hırsızlık malını alan yerler kontrol edilemiyor. Hırsızlık malının alıcısı olduğu sürece de hırsızlık olacaktır.
n Adını vermek istemeyen bir üstü düzey güvenlik mensubunun fikri: “Aranma konusunda vatandaşın bir fikir birliğine varması lazım. Ya alışveriş merkezlerinde, havaalanlarında olduğu gibi aranmaktan, potansiyel terörist veya hırsız muamelesi görülmekten gocunmayacak, böylece kolluk kuvvetleri tıkır tıkır hırsızları bulacak ya da bu iş bu yasalarla böyle sürüp gidecek.”
Bu yıl alarm taktırma yüzde 35 arttı
n Bodrum’da güvenlik sistemlerine olan talepte ne büyüklükte bir artış yaşanıyor?
Bodrum’da gerçekleşen hırsızlık olaylarında son dönemde bir artış yaşanıyor. Güvenlik sistemlerine olan talebi incelediğimizde ise 2008 yılının Nisan ve Temmuz ayları arası ile 2009’un aynı dönemini karşılaştırdığımızda, Pronet Güvenlik Paketi’ne olan talepte yüzde 15 artış yaşandığını görüyoruz. 2008 ve 2009’un ilk 6 ayında yazlık bölgeler bazında bir inceleme yaptığımızda ise Pronet Güvenlik Paketi’ne olan talepte yüzde 35’e varan artıştan söz edebiliriz. İnsanlar yazlıklarında değerli eşyalar bırakmıyor ama yazın yanlarında dizüstü bilgisayar, cep telefonu ve nakit para bulunuyor. Hırsızlar da bu gibi değerli eşyalar varken evlere girmeyi tercih ediyorlar. Maalesef bu durum kişilerin can güvenliğinin tehlikeye girmesine yol açıyor.
İnanılmaz hırsızlık hikayeleri
n Hem evi soyup soğana çeviriyor, hem de ev sahipleri gelene kadar içinde 1 ay oturuyorlar.
n Demir çerçeveyi açmak veya kırmak yerine, etrafındaki tuğla duvarı kırıp demir çerçeveyi olduğu gibi çıkarıyorlar.
n Veya hiç kapıyla uğraşmayıp direkt yan duvarı deliyorlar.
n “Elektrikçiyiz” diyerek ellerinde kablolarla girip bütün bir siteyi soyuyorlar.
n Alarmı yanıltmak için pencereyi açmak yerine elmasla camı kesiyorlar. (Alarmların bir kısmı pencere veya kapılar açılınca çalışıyor)
Nasıl ve ne zaman yapıyorlar?
n Hırsızlıklar genelde uykunun en derin olduğu sabah 3 ile 5 arasında yapılıyor. Özellikle alkollü içecek de tüketilmişse hiç farkında olmayabiliyorsunuz.
n Bar ve diskoların dağılış saati olan 4’te kalabalığa karışıyorlar. Böylece polisin de gözüne çarpmıyor.
n Önemli maçların olduğu gecelerde, düğün olduğu ve mahallelinin bir evde toplandığı gecelerde, (gitmemişseniz bile gürültüden faydalanıyorlar), evinizde bir davet verdiğinizde, (ev güvenliğinin en ihmal edildiği anlar davet anları) mutlaka etraftalar.
n Çete iseler çete reisi araştırmayı kendi yapıyor, ev müsaitse ekibi çağırıyor, kendi başka evi araştırıyor.
n Çetelere mensup olanlar genelde 18’in altında oluyor ve bir maaş karşılığı çalışıyor. Satabilir miyim kaygısı olmadan ne var ne yok götürüyor. Maaşların bin ila 2 bin lira arasında değiştiği söyleniyor. Çocuklarda daha düşük.
Çocuk mahkemeleri alarm veriyor
Türkiye’de 68 Çocuk Mahkemesi var, 13 tane de Çocuk Ağır Ceza mahkemesi. Çocuk Mahkemelerinde görülen davaların yüzde 45’i hırsızlık davası. Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri’nde görülen davaların yüzde 48’i ise yağma (gasp) davası. Yani şiddet kullanarak hırsızlık suçu davası. Özetle. Çocuk mahkemelerinde görülen davaların yarısı hırsızlık ve gasp.
Bu ne demek? Topluma giderek artan oranda profesyonel hırsız katılıyor. Hırsızlık çeteleri binlerce çocuk kullanıyor.
Birinci kez hırsızlık suçundan gelen bu çocukların ezici çoğunluğu, ikinci kez adam yaralama suçundan, üçüncü kez gasp suçundan dördüncü kez de adam öldürmek suçundan geliyor yine mahkemeye. Ve bu suçların hepsi de 18 yaşını bitirmeden işlenmiş oluyor.
Çok karanlık bir tablo.
Bodrum komple hırsıza mı teslim oldu?
Bodrum yarımadasında iki aydır tek bir konu konuşuluyor: Soygunlar!
Haberin Devamı

