Parayı gönül rahatlıyla harcamak pek yaptığım bir şey değildir. Berbat bir aile alışkanlığı. Para olsa bile harcanmayacak o! Bankada dursun, yastık altında dursun, mutfakta un kutusunun içinde dursun, bir halta yaramasın ama harcanmasın. Zira ultra pesimist babamın başımıza korkunç felaketler geleceğine dair inancı o kadar derin ve kuvvetli idi ki (para ancak o zaman harcanabilirdi), başımıza gelen felaketlerin para harcamamak nedeniyle geldiğinin farkına bile varamadı. Veya felaket anlayışı Marslıların saldırısı gibi cidden çok uç noktadaydı. Bilemiyorum.
Bende kalan tortusu: Gereksiz yere para harcamamak için gösterilen aşırı temkin ve olası bir yanlış harcamadan sonra duyulan yine aşırı bir suçluluk duygusu.
Gittik bir Blackberry Bold aldık. Köşeci milleti neredeyse kırk yıl önce sahip oldu bu zımbırtıya, farkındayım ama işte yukarıdaki maddeden dolayı...
Kırılma noktası nasıl oldu bilmiyorum. Birden böyle bir alete ihtiyacım olduğunu düşündüm. Bundan sonra o ana kısaca GA diyelim. (Gaflet Anı)
GA’dan sonra IPhone mu Blackberry mi diye kırk gün kırk gece, internette dolandım. Girmediğim site kalmadı. Bildiğim bütün dillerde karşılaştırmalarını okudum. Hangisi daha başarılı, hangisi daha iyidir.. İyi olmaktan öte hangisi benim işimi görür... Gönlüm bas bas IPhone derken yazık ki bir ama çok önemli ve benim çok işime gelen bir fazladan özellik nedeniyle aklım Blackberry dedi. (Telefonu modem olarak kullanabilme ve bluetoot ile PC’ye bağlanabilme özelliği)
Bir yandan Turkcell’de ha bire mesaj yolluyor, bizden alırsanız şu kadar indirim vs vs.
Şimdi bir de bu müşteri temsilcisi gençlerin süper soft sesleri diye bir hadise var. Ben mi şefkate çok açım bunlar mı özel olarak seçiliyor (veya laboratuarda özel yetiştiriliyor) bilmiyorum ama insanı yapmaya ikna edemeyecekleri bir şey yok. Hayır kimse benim kandırmaya çalışmadı, herkes yasal görevini yaptı fakat o ses tonuyla başka şeyler de anlatsaydı Kaan Bey, muhtemelen onu da yapacaktım.
Neyse. Cihazı ayağıma kadar da getirdiler. Güzel şıkır şıkır bir şey. Çok güzel gözleri olan bir başka müştem (müşteri temsilcisi) viddiri viddiri güzel güzel cihazı anlattı, ben anlamışım gibi kafa salladım, çok acil ihtiyaçlarımı söyledim, bir iki ayar yaptı ve beni BB’m ile baş başa bıraktı.
4 gündür kafamı kaldırıp Manita Bey ile iki kelime edebilmiş değilim. Kelimenin tam anlamıyla aletle cebelleşmekteyim. Deli gibi güreşiyoruz ve lakin ben tek bir lafımı dinletememekteyim. Kullanım kılavuzunda vaat ettiği hiçbir cennetine kavuşamadım. Bilgisayarıma ne bluetoot ile ne kablo ile bağlamayı beceremedim, sekiz tane mail kutum var ama gerekli olan bir taneyi kurmayı beceremedim, haritalarında aradığım sokağı bulmayı beceremedim, daha fenası telefon numaralarımı aktarmayı becermedim... Aranırsam ne mutlu, ama ben elimde 900 liralık alet, arayamıyorum!
Yaşlıların, daha doğrusu öğrenmeye dükkanı kapatmışların şöyle bir huyu vardır: Beceremedikleri zaman aleti suçlarlar. Çok kötü bir şeymiş derler. Geri vermeye kalkarlar. Satıcı ile komple sağırlar diyalogu şeklinde kavga ederler. Bir gün böyle olursam köprüden kendimi atarım diyordum.
O gün geldi mi yoksa bu alet düşündüğüm kadar karışık ve kullanıcı delirtici mi diye derin düşünceler içindeyim.
Var mı cevabı olan?

