Bırakınız boşansınlar

Haberin Devamı

İki gün önce, arkadaşımla balkona çıkıp mahalleyi seyrederken şöyle bir cümle ettim: “Bu evlerin büyük çoğunluğunda birbirinden nefret eden karı kocalar yaşıyor. Birbirlerinden nefret ede ede ölecekler..”

Arkadaşım hüzünle gülümsedi: “Biliyorum” dedi. “Bizim evde de öyle idi.”

Pis gerçek bu. Ne dini inanç (Müslümanlık, Hıristiyanlık, Musevilik veya Allahsız tosbağalık) ne ideolojik eğilim, ne evlenme biçimi (görücü veya severek) bunu değiştirmiyor. Karı kocaların ezici çoğunluğu bir süre sonra birbirlerinden tiksiniyor. Birbirlerinden tiksine tiksine kahvaltı yapıyor, birbirlerinden tiksine tiksine akşam yemeği yiyor, birbirlerinden tiksine tiksine televizyon seyrediyor, birbirlerinden tiksine tiksine aynı yatakta yatıyor... Onlarca yıl böyle gelip geçiyor. Sonunda biri ölüyor. Öbürü üzülsün mü sevinsin bilemeden, içinde birikmiş tonlarca safra ile kala kalıyor.

Nedenlerine girecek değilim. Kadınlar zavallı, erkekler odun diye bir şey de yok ayrıca. Lüzumsuz kadıncılık yapmanın alemi yok. Evliliğin o aşamasında eziyet karşılıklı oluyor.

İnsan, kendi kendine yarattığı düzenin fena halde tuzağına düşmüş durumda. Üstelik bu korkunç gerçeğe rağmen evlenmekten vazgeçen de yok. Hiç bitmeyen umut! “Benimki iyi olacak!”

Evlilik çok iyi bir kurum değil ama yazık ki henüz alternatifi bulunamadı.

***


AKP milletvekili Recep Koral “hayatımı yaşamak istiyorum” deyip 38 yıllık karısından boşandı ve danışmanıyla evlendi. Veya evlenecek. Partisi tüm karşı çıkmalarına rağmen hem de. Bir dahaki seçimde listeye alınmayacağını da göze alarak. Muhtemelen 7 çocuğunu da karşısına alarak.

Ayıplandı tabii bu. Çık çıkların en çoğu da AKP dışı çevreden geldi. Zira AKP, aile değerleri, aile bütünlüğü diye diye 5 yıldır kafamızı ütüleyen bir parti. Çok değil daha iki üç hafta önce, dizilerdeki boşanmış, eşinden ayrı yaşayan, kendi başına yeten veya ayakları üzerinde durabilen başarılı kadın karakterlerin kötü örnek olduğu (tam cümle şu: “sözüm ona kendi başına yeten kahramanların arzu edilmeyen davranış modelleri yaratarak toplumsal yaşamı riske soktuğu”) yazıldı Bakan Nimet Çubukçu’ya bağlı Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Müdürlüğü’nün dergisinde. Aynı çevrenin televizyonu Samanyolu TV, önümüzdeki günlerde “Boşanmak istemiyorum!” diye de bir program başlatacakmış. Ne kadar “yuva”yı kurtarırlarsa o kadar iyiymiş!

Partisi ve organları istediği kadar aile bütünlüğü diye kafa ütülesin, mutsuz evlilikler, bağımlı kadınlar, sinir hastası çocuklar modelini muhafaza etmeye çalışsın, boşanmak ne kadar yaygınlaşırsa o kadar sağlıklı bir toplum oluruz düşüncesindeyim. Olmuyorsa olmuyor. Zorlayıp, sakızlaştırmanın gereği yok. Birbirinden nefret ede ede yaşlanan, birbirinin ölümünü bekleyen karıkocalar ülkesinden hoşlanmıyorum. O nedenle bilhassa AKP’li Recep Koral’ın bunu yapmış olması beni mutlu etti. (Bu arada “Ama nasıl olur! O bir ileri düzey Müslüman!” diye çok şaşıranlara da esas ben şaşırıyorum. Boşanmayı caiz gören yegane din İslam’dır unuttunuz mu? Biz Katolik değiliz!)

“Kadınlar ama çalışmıyor, boşanınca aç açıkta kalıyor” iddiası elbette ki doğruluk payı taşıyor. Ama bunun çaresi muhafazakar bir adam karısından boşandı diye onu ayıplamak değil aç açıkta kalacak olan kadınlara bir çare üretmektir.

Tam da bu nedenle başörtülü kızların rahat rahat okuyabilmesini, tam da bu nedenle başörtülü kızların rahat rahat meslek edinebilmesini ve tam da bu nedenle başörtülü kızların rahat rahat çalışabilmesini savunuyorum. Yüz bin kere söyledim tekrar edeyim, bu düşüncemin altında AKP sempatizanlığı arayıp bulmak saçmalıktan başka bir şey değildir. Göbeğini kaşıyan “adam”ın göbeğini kaşımayan, onun yerine çatır çatır hakkını arayan, ayakları üzerinde duran “kızı” benim derdim. İster başı açık ister başı kapalı.

Bırakınız boşansınlar, bırakınız okusunlar, bırakınız çalışsınlar, bırakınız tüketsinler. Anti muhafazakarlığa giden tek yol budur.

“Muhafazakar veya değil, erkekler gidip kendilerine genç bir kadın buluyor, kadınlar ise o yaştan sonra mahzun kalıyor” lafına ise diyecek hiçbir şeyim yok.

Acı ama gerçek. Fakat bunun da çaresi kangren olmuş evlilikleri korumak değil. O çaresiz bir durum.

DİĞER YENİ YAZILAR