Bir yemek verdim bütün hayatım değişti

Haberin Devamı

Orhan Pamuk’un “Yeni Hayat” romanının başlangıç cümlesi bu biliyorsunuz. (Bilmediğinizi biliyorum. Lafın gelişi. Okura kendini kötü hissettirmeme çabası.)

Memecanların meşhur yemek daveti de Sıraselviler’deki “Yeni Hayat” apartmanında oldu biliyorsunuz. Başbakan Erdoğan, AKP milletvekili Nursuna Memecan’in davetlisi olarak iş ve basın aleminin bir kısım üyeleriyle gayrı resmi bir yemek yedi.

Bir buçuk haftadır kıyamet kopuyor! Yemeğin kodları çözülmeye çalışılıyor! Niye o vardı, niye bu yoktu soruları soruluyor, olmayanların “kabahatleri”, olanların “marifetleri” sayılıp dökülüyor, yemeğe davetli olanlar sıkıştırılıp duruluyor, onlar da mahcup mahcup “bir şey olmadı yahu” şeklinde geveliyor, sonra biri dayanamayıp esas amaç birilerini başbakanla bir araya getirmek değil Nursuna Memecan’ın başmüzakerecilik mücadelesi/kulisi/hırsı deniliyor, Sanem Altan ev sahibesi Nursuna Memecan ile röportaj yapıyor, yemek yenilen masanın fotoları basılıyor...

Derken davetlilerden Nur Çintay yemeğin gastronomik dökümünü yapıyor ve işte ondan sonra durum tamamen çığırından çıkıyor.

Geldiğimiz nokta:

“Başbakana domuz mu yedirildi!?!?!”

I nı nı nıııım... Neden çünkü tatlı olarak panna cotta varmış ve panna cotta (ki insanın ruhunu teslim edebileceği kadar güzel bir tatlıdır. Dışı kek içi sıcak çikolata olan bir şaheser!) illa ve billa ki jelatinden yapılırmış ve jelatin de hay Allah genelde domuz kemiğinden yapılan bir şeymiş (şart değil! sığır da olur, koyun da olur) bu durumda Başbakana domuz mu yedirilmiş olunuyormuş?

Risotto krizi no:2. (Hatırlayınız: Bakan Bey’e şarapla yapılan İtalyan pirinç yemeği risottoyu yediren Muğla Valisinin kafasının yenmesi isimli tiyatro.)

Umarım bu sefer kimsenin kafası gitmez, bu arada sırf bu nedenle de panna cotta menülerden kaldırılmaz.

Tabii bu arada Ahmet Hakan ve Nur Çintay çok fena kapıştı, Ahmet Hakan oldu “Hürriyet yakasının Burhan Altıntop’u” Nur Çintay da “Bayan İvedik”... Ah ah... Peyami Safa ve Necip Fazıl kıvamında tartışmak demek ki yine başka bahara kaldı ha Ahmet?

Fatih Altaylı’nın yemek hakkında gerçek mi hayali mi belli olmayan yazısı da nasıl yorumlanmalı bilmiyorum. Güya yemeğe davetli biri “minik guşluk” yapmış, o da yazmış: Yemekler bayatmış, Emre Aköz sarhoş gelmiş, Başbakanı sinirlendirmiş, herkesin tadı kaçmış...

Bir yemek verdim hayatım değişti!

Bu tip yemekler her zaman tartışılmıştır, her daim Mehmet Barlas’ın, Nazlı Ilıcak’ın davetleri konuşulmuştur ama bu kadar dilim dilim edildiğine hiç rastlamadım ben.

Kıskançlık dememek için kendimi zor tutuyorum ama gördüğüm sadece bu: Davet edilmeyenler çok ama çok fena olmuşlar. Yüreklerine inmiş. Zincirin nispeten zayıf halkalarına vurarak rahatlamaya çalışıyorlar.

DİĞER YENİ YAZILAR