Madem yaz geldi, madem tatillere çıkılıyor, kitap okumamak için hiçbir bahaneniz kalmadı.
Şiddetle tavsiye edeceğim kitap: Ayfer Tunç’un “Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Hikâyesi”
Bir solukta okuduğumu söyleyemem. Zaten o “sabaha kadar bir solukta okudum” köşecileri nasıl insanlardır hep merak etmişimdir. 482 sayfa, benim gibi dünyalı insanlar için en az 15 gün demek. Hele ki eş dost, hısım, akraba ve sevgili hırsızım gibi gelen giden çok olunca 1 ay boyunca kaldı elimde.
Fakat bu bir ay yemin ederim NEFİS geçti. Ben mi kitabın içine girdim kitap mı benim içime girdi, ben mi kitabı okudum, kitap mı beni okudu bilmiyorum.
Bir hemhâl olma durumu ki öyle böyle değil. Kitaptaki bütün karakterler -ki öyle az buz değil aşağı yukarı 300 adet- etrafımda yaşadı. Onlarla yemek yedim, onlarla denize gittim, onlarla market alışverişini yaptım, onlarla uyudum. Birkaçı rüyama bile girdi.
Yazarı her satırında kıskanır mı insan? Ben kıskandım. Hem de DELİ gibi kıskandım. Her sayfayı “şeytan yahu bu kadın!” diye diye çevirdim.
O nasıl bir dildir öyle! O nasıl güzel, yakıcı ve taze bir Türkçedir öyle! Sanki az evvel yazmış, az evvel çıkış almış tutuşturmuş elime. Hem şekerli hem zehirli, hem cilveli hem keskin, hem komik hem ciddi, hem zeki hem dalgacı, hem utanmaz hem en edepli...
Konusu ne derseniz yok aslında. Veya yüzlerce hayatın uçlarının bir şekilde birbirine değmesinden oluşmuş muhteşem bir hikâye diyelim. Dantel veya. En ince uçlu tığla örülmüş koca bir Türkiye danteli. Her sayfa (bazen paragraf) başka bir başka hayatın kapısını açıyor. Hayatı saçma sapan konferanslar vermekle geçen akademisyenden becerikli kapıcıya, meraklı sahaftan artiz Abazaya, intihar eden saraylıdan çapkın polise, neo dinci doktordan su yeşili gözlü yakışıklı ruh hastasına, seksi diplomattan sapık şemsiyeciye, şişko hayat kadınından yollarda eriyip giden Ermeni kızına, tavşan diş doktordan, iri meme hemşireye... Özetle bu topraklarda yaşamış 300 veya belki de daha fazla insanın birbirine çılgın tesadüflerle değen hayatlarının hem ayrı ayrı hem bir bütün içindeki hikâyesi.
Bir yandan bitmesin diye istediğin ama bir yandan da “sonu ne olacak yahu bunun?” diye kıvrandığın ve okumayı da kesemediğin bir kitap. Kaç defa “nereye bağlayacaksın Ayfer” dediğimi hatırlamıyorum. Kadıncağızı da tanımam etmem bu arada..
Ve bir son ki\... Öyle böyle değil. Öyle olmasaydı herhalde içim rahat etmeyecekti. Evet öyle olmalıydı sonu. Tam da budur!
Çok ama çok başarılı Türk yazarlarımız var. Bu dil nihayet üzerindeki ölü toprağını atabildi. Bundan dolayı hakikaten çok mutluyum.
Siz de olunuz. (Can Yayınları)
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış anlatılan kısa tarihi
Haberin Devamı

