* En kötüsü zengin suçlu olmakmış. En büyük suçlu zengin suçlu.
* Çocuğa acımıyorum ama ülkede binlerce cinayet işleniyor, binlerce katil var ve yüzlercesi kaçıyor ama sadece zengin çocuğu ilgimizi çekiyormuş. Çünkü zengin çocuğu hapse girince mutlu olacak insanlar. Bütün haksızlıkların intikamı zengin çocuğu hapse girince alınmış olacak. Yediği kazıkların, eksik aldığı maaşların, elde edemediği başarıların, kazanamadığı paraların, gidemediği yerlerin, yiyemediği yemeklerin, tadını alamadığı kadınların, yaşayamadığı hayatının acısı bu sayede çıkacak. Zenginin katili de züğürdün çenesini yoruyormuş.
* Ve bir kez daha “öteki” (yani zengin olan, yani “tuhaf” aile hayatı olan, yani bizden olmayan) hep beraber lanetlenecek. Fakat en güzeli: Eşit olunacak! Zenginlikte değilse de sefillikte.
* Alçak medya işte tam da bunu fark ettiği için son yediği yemekten (sucuk ekmek), son dinlediği müziğe (Frank Sinatra) kadar her tür detayı yazdı, çizdi, söyledi. Eminim kaldığı eve de gidilecek, eminim çöpler de karıştırılacak, nice gereksiz bir sürü ayrıntı daha verilecek. Her seferinde oh olsun diyelim diye. Ortaçağ’da cadıların yakıldığı meydan ateşleri gibi basın. İçimizdeki eşitsizlik ateşini harlayıp durmakta.
* Bu ülke pazarlık ülkesiymiş. Bakkaldan ekmek alırken bile pazarlık edecekmişsin. Suçluyu teslim etsinler diye pazarlık yapan bir emniyetimiz mi var hakikaten? Peki neydi pazarlık şartları? Az ceza, iyi bakım, hücreye bir laptop? Sucuk ekmeği satın aldığı büfeden daha kıymetli bir bilgi değil midir bu? Bilmek hakkımız değil midir bu şartları?
* Fazla bilgi iyi bir şey değilmiş. Münevver’e üzülen neredeyse kalmadı. O kadar çok fotoğrafı yayınlandı, hakkında o kadar gereksiz şey öğrendik ki sempatimiz ister istemez azaldı. Bilgi kirliliği feci bir şey. Ve bunu da yine basın yaptı. Daha çok acımamızı ister (veya öyle istiyormuş görünürken) kızdan bıkar olduk. Sırf sürekli gördüğümüz için nefret ettiğimiz magazin şahsiyetleri gibi oldu Münevver.
* Yine aynı bilgi kirliliği yüzünden Cem’e acır olduk. Sucuk ekmek yemiş, bütün gece ağlamış, 10 kilo vermiş. Münevver’in kendine güvenen çapkın bakışlı fotoğrafının yanında perişan olmuş bir genç adam fotoğrafı koyunca insanın sempatisi ister istemez (akla mantığa aykırı olduğunu bile bile) perişan olana kayıyor. Koymasalar mıydı diyeceksiniz... Hiç olmazsa artık Münevver’in fotosunu koymasınlar.
* Okay Gönensin şöyle demiş: “Korkunç bir cinayeti, kanlı bir magazin olayının ötesinde yorumlayacak, bunun toplumsal ve psikolojik; hukuki ve medyatik yanlarını doğru dürüst tahlil edecek birileri çıkarsa minnettar olacağız.” Analizatörler, bekleniyorsunuz..
* Öte yandan, çok eleştiriyoruz ama basın bu kadar kurcalamasa bu teslim gerçekleşir miydi? Bugün herkesin gazeteciliğiyle övünme günü olacak. Demek ki olabiliyormuş. Basın bir işe yarıyormuş. Basın bir de “faili meşhurlar” için de aynı cevvalliği gösterse ne güzel olur.
Bir cinayetin bize öğrettikleri
Haberin Devamı

