Haberin Devamı
Akademisyen olmak kadar harikulade bir şey var mı?
Benim dün hottiri zottiri anlattığım, daha doğrusu anlatmaya çalıştığım kadınları illa zayıflatma hadisesini bakın doktora öğrencisi Ş.U. nasıl da güzel tanımlamış:
Sayın Mutlu Tönbekici,
Vatan Gazetesi’ndeki 26 Ocak 2009 tarihli yazınız kadınların maruz kaldığı “yapısal şiddet” konusunu iyi bir zamanlama ve anlaşılır bir şekilde ele almaktadır.
Literatürde “YAPISAL ŞİDDET” olarak tabir ettiğimiz konu sistemin birey üzerindeki dayatmalarından kaynaklanmaktadır. Gerek çocukluktan duyulan masallarda (örneğin Sindrella ve Pamuk Prenses), gerekse moda akımlarıyla kadınların kalıba konması / tektipleştirilmesi ve bu sayede de çeşitli sektörlere olan talebin artırılması sağlanmaktadır.
Yazınızda bahsettiğiniz sorunla ben de sizin gibi küçük yaştan beri karşılaşıyorum. Ancak son 10 yıldır Türkiye’deki tekstil sektörü bu yapıyı o kadar sertleştirdi ki “şiddet”in boyutu arttı.
Kadına karşı şiddet mutlaka fiziksel olmak zorunda değildir. Onu kendi mutluluğunu gerçekleştirmekten uzak tutan her türlü eylem şiddettir. (Bu cümleyi edebilmek için bir servet veririm! İşte budur! Şiir gibi değil mi Allahaşkına!? MT)
Ben bireysel olarak her türlü ürün gamında beden sayılarını geniş tutan mağazaları özellikle takdir ediyor, diğerlerinden de alışveriş yapmıyorum. (Aynen! MT) Ve maalesef ilk gruptakiler genellikle yabancı ve ikinci gruptakiler de Türk firmaları. (Yok. Var benim bildiğim 40 üstü de satan yüzde yüz 100 firması MT)
Bunun bir tesadüf değil akılcı düşünce sisteminden kaynaklandığını düşünüyorum. Sanırım kadınlar tepki verirlerse onlar da kendilerine gelecek ve “kumaş tasarrufu” yapmaktan vazgeçecekler. (Heh. MT)
İyi ve güzel giyinme hakkını tüm kadınlara tanıyan bir tekstil firması özellikle bu kriz ortamında eminim en çok geliri elde edecektir. (Ve de balıketliler/tombullar nasılsa buna mahkum diye kazık da atmayan! MT)
Bu konuya dikkat çektiğiniz için çok teşekkür ederim.
Saygılarımla
Şeytan diyor: “SEKSİ TOMBİK” diye bir dükkan aç! Adı aynen bu olsun. Vitrin mankenleri böyle tombul tombul kızlar olsun. En azından o her yerde gördüğümüz, gerçek olsa ayakta durması BİLE imkansız vitrin zarganalarından olmasın. Bayağı bildiğin, yemesini içmesini seven, doğurmuş veya doğurabilecek, şen kahkahalar atan bir kadının replikası olsun. Yüzü de gülsün!
BIKTIK ÜLEN SEVİMSİZ ASIK SURATLI 32 BEDEN VİTRİN MANKENLERİNDEN!
Aaaaaa. Delirtmeyin adamı!

