Sonunda yalvar yakar ciddiye alındım sanırım. Telefonum, dün sabah gerçekten acı acı çaldı ve karşımda Devlet Bakanı ve başmüzakereci Egemen Bağış’ın (sanırım) yardımcısı vardı. (Bakanlık için geç, benim için erken bir saatte)
Dilek Hanım, Bakan Bey’in e-postasını haber veriyordu. Heyecanla bilgisayarımı açtım. Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın mektubu aynen şöyle:
*****
12 Ağustos 2010
Sayın Mutlu Tönbekici,
12 Ağustos 2010 tarihli Vatan gazetesindeki köşe yazınızda, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin vatandaşlarımızın AB ülkelerine girişte karşı karşıya kaldıkları vize uygulamasına yönelik herhangi bir girişimde bulunmadığını belirtmiş; ayrıca bir okuyucu mektubuna atıfla, “bir tır şoförünün açtığı davayı kazanmasından sonra bir AB yetkilisi: “Türk hükümetinden şu ana kadar vizelerin kaldırılması veya şartların hafifletilmesi konusunda bize bir talep gelmedi” diye bir açıklama gelmişti” şeklinde bir ifadeye yer vermişsiniz.
Yazınızda yer alan hususlarla ilgili bazı açıklamalar yapma gereği duyduk. Bu çerçevede, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına uygulanan vizelerin kaldırılması yönündeki girişimlerimiz hakkında kısaca bilgi vermek isteriz:
* Bir aday ülke olarak tüm vatandaşlarımıza AB ülkelerine vizesiz seyahat imkânının tanınmasına yönelik Komisyon ve üye devletler nezdinde girişimlerimiz devam etmektedir. Kasım 2009’da İstanbul’da gerçekleştirilen ve AB tarafını temsilen Dönem Başkanı İsveç’in Dışişleri Bakanı Carl Bildt, müteakip Dönem Başkanı İspanya’nın AB Devlet Sekreteri Diego Lopez Garrido ve AB Komisyonu Genişlemeden sorumlu Komiser Olli Rehn’in katıldığı, Türkiye ile AB arasındaki en üst düzey siyasi platform olan Troyka toplantısında vizelerin serbestleştirilmesi hususu (sadece vize kolaylığı değil) resmi anlamda ilk kez gündeme getirilmiştir.
* Bu yöndeki teknik hazırlıklar çerçevesinde AB’nin vizesiz seyahat bakımından diğer ülkeler için öngördüğü bazı hususların gerçekleştirilmesinde de önemli mesafeler kaydedilmiştir. Bu bakımdan özellikle biyometrik pasaportların vatandaşlarımıza dağıtılmasına 1 Haziran 2010 tarihi itibariyle başlanmış; entegre sınır yönetimi sisteminin kurulmasına yönelik teknik hazırlıklarda önemli bir aşamaya ulaşılmış; AB ile Geri Kabul Anlaşması müzakereleri de tamamlanma noktasına gelmiştir. Yıllarca tartışma konusu olan külfet paylaşımına AB tarafının razı edilmesiyle Geri Kabul Anlaşmasında nihai aşamaya ulaştığımızı da not etmek isteriz.
* Ayrıca, Avrupa Komisyonu yetkilileri ile ilgili kamu kurumları yetkilileri arasında vizelerin serbestleştirilmesi sürecindeki çalışmaların ele alındığı bir toplantı
geçtiğimiz haftalarda Ankara’da gerçekleştirilmiştir.
* Okuyucu mektubunda bahsi geçen dava, Avrupa Birliği Adalet Divanı tarafından 19 Şubat 2009 tarihinde karara bağlanan Soysal davasıdır ve belli kategorilere dâhil Türk vatandaşlarına belli üye devletlere girişte vize uygulamasının hukuka aykırılığını tespit etmektedir. Başta Dışişleri Bakanlığımız ve Avrupa Birliği Genel Sekreterliği olmak üzere tüm ilgili kamu kurum ve kuruluşlarımız görev ve yetki alanları çerçevesinde bu kararın gerektiği gibi uygulanmasına ve kapsam dâhilindeki vatandaşlarımızın AB üyesi ülkelere vizesiz seyahatine yönelik girişimlerini her türlü siyasi ve diplomatik platformda devam ettirmektedir. Bu doğrultudaki girişimlerimizin bir sonucu olarak ilgili yargı kararının uygulanmasına yönelik Rehber İlkeler, Avrupa Komisyonu tarafından geliştirilerek Ekim 2009’da yayımlanmış ve üye ülkelere uygulanmak üzere gönderilmiştir. Uygulamada yaşanabilecek sıkıntıları da yakından takip etmekteyiz.
* Bu noktada bir tarihi gerçeği de vurgulamak isterim. AB ülkeleri Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamalarını 1980 darbesi sonrasında başlatmışlardır. Türkiye’deki askeri yönetim ülke dışına çıkışları kontrol amacıyla bu uygulamayı desteklemiştir. Bu tarihi gerçek bile başlı başına 12 Eylül Anayasasını ve o dönemin zihniyetini neden bir an önce değiştirmemiz gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Sevgili Mutlu,
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için AB’ye vizelerin kaldırılması için yakın Cumhuriyet tarihinde hiçbir Hükümet döneminde olmadığı kadar çaba sarf ediyoruz. Hükümetimizce yapılan çalışmaların vatandaşlarımıza ve kamuoyuna daha iyi iletilmesi gerektiği anlaşılıyor. Size iletmiş olduğumuz yukarıdaki bilgileri okuyucularınızla paylaşmanız ümidiyle, çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Selamlar,
Egemen Bağış
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci
****
Önce aralara gireyim dedim ama bakan beyin sözünü kesmek olmaz deyip bekledim.
1- Hadisenin ne kadar trajik olduğunu fark ettiniz mi?
Türkiye Cumhuriyeti Kurumları, vizelerin konulduğu 80’li yıllardan beri HİÇBİR şey yapmamış! Kimsenin aklına itiraz etmek, “beyler, hanımlar ayıp olmuyor mu? İyice abarttınız ama..” demek gelmemiş.
Üstelik Türk Vatandaşlarına uygulanan Schengen vizesi AB anlaşmalarına da aykırı olduğu halde. Türk Vatandaşları 1972’de imzalanan Katma Protokol ile serbest dolaşım hakkını elde etmiş durumda. Schengen anlaşması, Ankara Antlaşması karşısında hükümsüz. Türk Vatandaşlarına Schengen vize uygulaması anlaşmalara AY-KI-RI-DIR.
(Alman Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı Dr. Klaus Dienelt şöyle açıklıyor durumu: “Avrupa'da normlar hiyerarşisinde Avrupa Birliği'ni kuran sözleşmeler ışığında uluslararası anlaşmalar ve bunların ekleri birincil hukuk kaynaklarını oluşturur. Bu anlamda Türkiye'yle imzalanan Ankara Antlaşması ve Katma Protokol doğrudan uygulanması gereken birincil hukuk kaynaklarıdır. Bu hukuk kaynaklarında eski hakların korunması, yani stand-still hükmü vardır. Bu hükme göre bu anlaşmaların yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk vatandaşlarına seyahat ve hizmet sunma ve yerleşme konusunda yeni kısıtlamalar getirilemez. Hizmet sunanlar, sporcular, sanatçılar, bilim adamları AB'ye vizesiz girip çıkabilme hakkına sahiptirler. Hizmet sunanlar gibi hizmet alanlar da bu kapsamdadır. Burada hizmet alanlara örnek; turistler, hastalar ve öğrencilerdir. Bu hizmet almanın muhakkak bir bedel karşılığı olması gerekir. Turist kendi ülkesinde oturan ve belli bir zaman diliminde yurtdışına çıkan ve geri dönen kişidir. Şu anda yürürlükte Avrupa vize yönetmeliği ve Schengen müktesebatı var. Bu nedenle AB sınırlarından girecek olan her kişinin vize alması gerekiyor. Gerek vize yönetmeliği, gerekse Schengen Antlaşması AB'nin uluslararası anlaşmalarına nazaran ikincil niteliktedir. Sonuçta bunların Ankara Antlaşması ve Katma Protokol karşısında bir hükmü yoktur. Bu hükümsüzlük Avrupa Adalet Divanı kararlarıyla da tescil edildi. Ama ülkeler siyasi nedenlerle bu hukuki sonucu görmezden geliyorlar. Sorun buradan çıkıyor.”)
Ama işte bunu, dünya üzerinde herhalde sadece üç beş kişi biliyor. Yaşı 30’un altındakiler bilmez bile bir zamanlar elimizi kollumuzu sallaya sallaya Avrupa’ya gidebildiğimizi..
Egemen Bağış üstüne basa basa “ilk defa bir girişimde bulunuluyor” diyor. Öyle diyorsa öyledir.
Darbe yönetiminin, yani Kenan Evren diktatörlüğünün bize bir hediyesi olan VİZE (solcular sağcılar yurtdışına kaçamasın da kendileri rahat rahat süründürsün, assın, kessin diye darbe hükümeti Avrupa ülkelerinin Türk vatandaşlarına vize koymasını teşvik etmiş, desteklemiş ve hatta bilhassa istemiş) bir Allah kelamı gibi kabul edilmiş ve 30 yıl boyunca kimsenin aklına ilişmek gelmemiş.
2- Ancak ilişince de bir şey olmuyor görüldüğü gibi.
Bir metinde çok fazla “Çalışmalar/görüşmeler/girişimler devam ediyor, sıkıntılar dikkatle izleniyor..” kelimeleri varsa sıkıntı var demektir.
Görüşülmüş de ne denmiş? TC ne önermiş, AB ne cevap vermiş? “Kusura bakmayın, böyle devam edecek” mi demişler yoksa “evet biz de suyunu çıkarttık hakikaten, bundan sonra 25 değil de 24 belge isteyeceğiz” mi denmiş? Veya “hiç olmazsa ABD gibi yapalım. Verince 5-10 yıllık, çok girişli vize verelim” mi demişler. (Buna bile razıyız bu arada)
Türk vatandaşı TIR şoförlerinin durumu konusu da hiç anlaşılmıyor. Tamam karar uygulansın diye uğraşmışınız, iyi güzel, okurum beni yanıltmış, ama Türk vatandaşı TIR şoförleri artık rahat rahat girip çıkabiliyor mu AB ülkelerine ben anlamadım. Aynı şekilde sanatçılar, sporcular, bilim adamları için tanınan ayrıcalıklar da uygulanacak mı?
Bir yazıdan hiçbir kesin bilgi elde edemiyorsan bunun iki nedeni vardır: Ya daha hiçbir şeye başlanmamıştır ya da hiçbir sonuç alınmamıştır ve alınacağı da şüphelidir.
Diplomatik dilin tercümesini yapayım ben size: Ne kestin? Koç. Ne yedin? Hiç.
Egemen Bağış’a değil lafım. Yıllarca yurtdışında yaşamış bir kişi. Vize, pasaport, aşağılanma sıkıntılarını eminim defalarca yaşamıştır. Çabalarında içten olduğuna eminim. Ayrıca öğrendim ki bırak yeşil pasaportu, kırmızı (diplomatik) pasaporta bile vize isteyen bir dolu ülke var. Ha kırmızı pasaporta vize verirken de pasaport sahibinin iç çamaşırının rengine ve desenine kadar sorgu sual ediyorlar, 25 adet belge, kayıt, kuyut istiyorlar mı bilemem. Vizeden vizeye de fark var.
***
Bakın mesele sadece vize uygulaması değil. Almanya’dan vize alabilmek için topladığım bin tane kağıttan amade (ki bunlara maaş bordrom zaten dahil) bir de şu dilrkçeyi de yazıp işyerimde imza sirkülerinde imzası olan bir yetkiliye imzalatmam gerekiyor:
ALMANYA BAŞKONSOLOSLUĞU 23.06.2010
VİZE BÖLÜMÜ
İSTANBUL
ŞİRKETİMİZ …. SERVİSİNDE … GÖREVİNDE ÇALIŞAN SN. ….’İN ÜLKENİZDE YERLEŞİK …. GMBH FİRMASIYLA …-.. TARİHLERİ ARASINDA YAPACAĞI İŞ SEYAHATLERİ İÇİN KENDİLERİNE GEREKLİ OLAN VİZENİN VERİLMESİNİ RİCA EDERİZ. KENDİLERİNİN SCHENGEN ÜLKELERİNE YAPACAKLARI SEYAHATLERDE TÜM MASRAFLARI ŞİRKETİMİZ TARAFINDAN DERHAL KARŞILANACAKTIR. AYRICA VİZE BİTİMİNDEN ÖNCE SCHENGEN ÜLKELERİNİ TERK EDİP TÜRKİYE’YE GERİ DÖNECEĞİNİ GARANTİ VE TAAHHÜT EDERİZ. SAYGILARIMIZLA..
Bu ne şimdi?
Sanki lise çocuğuymuşuz gibi. "Gece eve dönecek annesi hiç merak etmeyin"..
35 adet ahret kağıdını toplamak değil belki ama...
Ben bu yazıyı amirime imzalatmaktan utanıyorum doğrusu. DERHAL, HEMEN, KATİYETLE... DÖNECEK.. DÖNMEZSE GİDER KULAKLARINDAN TUTTUĞUM GİBİ GERİ GETİRİRİM.. OLMADI BENİ MAHKEMEYE VERİN..
Sanki bunun uyduruğunu yapamam. Antetli kağıt sanki Hint kumaşı. Bir saatte Beyaz Saray Obama antetli kağıdı bile yapılır. ne olacak... Hayır illa da aşağılayacak aynı zamanda.
Benim içimden ise şöyle bir dilekçe yazmak geliyor:
****
… Konsolosluğunda her kim çok meraklıysa bu zırva dilekçelere;
Mutlu Tönbekici, gazetemizin 6. sayfa gülüdür. Ivır zıvırdan vize meselesine kadar geniş bir konu spektrumu vardır. Alt tarafı da üst tarafı da bir basın davetine icabet edecektir. (Veya sevgilisiyle romans yaşayacaktır. Ne bilelim biz..) Kendisine, bu aptal dilekçeyi okuyacak olan lise (veya altı) mezunu vize memurunun en az 3 katı, pasaportuna bakacak olan ilkokul mezunu gümrük görevlisinin en az 5 katı kadar maaş verdiğimiz için, masraflarını rahat rahat karşılayabilir. Buna da artık karışmayalım müsaadenizle. Tutumludur ama gerektiğinde güzel de harcar.
Senin huzur evine dönmüş sümüklü ülkende kalmak isteyeceğini hiiiç sanmıyoruz. Dünyada ülkenizden bin kat heyecanlı, bin kat güzel, ilham verici yüzlerce ülke var. Böyle bir hıyarlık yapmayacak kadar zeki ve hayat doludur. Hani kalsa ülkenizde, size bayağı bir faydası dokunacaktır, üzerinizdeki ölü toprağını atar biraz ama bunun için çok sıkı yalvarmanız gerekir. Şartları sizi bir hayli zorlayabilir.
Kendinizi çok bir halt sanmayın da vize adını verdiğiniz kağıt parçasını verin rica edeceğim. Bu arada vizeyi on yıllık vermezseniz kan çıkar haberiniz olsun. Vize esnaflığının da bir edebi var. İyice ticarete döktünüz bu işi haberiniz olsun. Beş - on yıllık vizeleriniz de var. İnkar etmeyin hiç. Verebildiğinizi biliyoruz. Yok 5 günlük verecekseniz hiç zahmet etmeyin. VERMEYİN VİZE MİZE! Pasaportumu kirletmeyin hiç. Sayfa ziyanlığından başka bir şey değil.
Haydar Hiçhırgalamaz
The müdür
***
Nasıl?
Güzel değil mi?
(Bu arada Alman Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı Dr. Klaus şunu öneriyor: “Burada yapılması gereken AB'ye üye devletlerin dış temsilciliklerinden birisine başvurarak vizesiz girme isteminde bulunmaktır. Buna büyük bir ihtimalle cevap verilmeyecektir. İkinci iş uçağa binip o ülkeye gitmek istemektir. Bu kişi büyük bir ihtimalle uçağa alınmayacaktır. O zaman ilgili devlete o ülkenin Dışişleri Bakanlığı kanalıyla dava açmak ve durumun tespitini isteyerek hak aramaktır. Söz gelimi Almanya için Berlin'de bir dava açılır. Reddedilse bile üst mahkemeye gidilirse sonuç almak mümkün olacaktır.”
Var mı göze alan?
Başmüzakereciden Başmağdura mektup
Haberin Devamı

