Haberin Devamı
Dünkü yazımda Pazar günü köprü üzerinde yaptığımız eylemden söz ettim.
Halkımızın bir bölümü derdimizi gayet iyi anladı. Destekliyoruz dediler, afişimizle fotoğraf çektirdiler. Facebook’larına koyarlarsa pek güzel olur.
Fakat halkımızın bir bölümü ise son derece zeka özürlü bir yaklaşımda bulundu: “E ama köprü üzerindesiniz?!?”
“Yaa! Gerçekten mi? Aaa farkında bile değiliz!” dememek için kendimizi zor tuttuk, bilinçli ve bilinçlendirmeci eylemciler olarak halkımıza tek tek köprülerin sakıncalarını açıkladık, durduk.
Büyük bir bölümü GERÇEK ulaşım nedir bilmediği, tatmadığı, hayatında İstanbul’dan başka bir metropole gitmediği için dediklerimizi anlamakta güçlük çekti. Normaldir. New York’un bir ucundan bir ucuna 17 dakikada gitmenin ne demek olduğunu bilmeyen adama nasıl anlatabilirsin “köprü üzerinde trafikte kalmaya” mahkum olmadığını.. Köprü dışında DÜNYA kadar ulaşım alternatifi olduğunu.. Ve de köprünün ne kadar verimsiz olduğunu.. Ve İstanbul’un suyuna, havasına ne kadar zarar vereceğini..
Ve daha önemlisi: Köprü üzerinde olmanın, 1. ve 2. köprüleri seke seke (kibarcası mecburen) kullanıyor olmanın bin tane daha köprünün yapılmasını istediğimiz manasına gelmediğini..
Nasıl anlatacaksın?..
Kendi aramızda “yav halkımız zekasını köprü başında birine mi emanet etti, bu kadar sığ nasıl düşünebiliyor?” diye konuşurken kim geldi?
Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Topbaş.
Aman ne güzel, hoş geldi, beş gitti, gidelim belediye başkanımızın yanına, bir selam verelim, köprünün İstanbul’umuzun canına nasıl okuyacağını ondan daha iyi kim bilecek dedik..
“E ama köprü üzerindesiniz çocuklar!” demesin mi o DA?!?
Haydaaa.. Yav başkanım sen de mi?
İşte benim umudumun tükendiği nokta budur. Mimar hem de yükseğin yükseği olduğunu, yani lisanslara doymayıp üzerine de masterlar yaptığını vurgulayıp duruyorsun da her afişinde, pankartında, davetiyende.. Ama sonra bu ironiyi anlamıyorsun! Bakkal Rıza amca da aynı tepkiyi vermişti, niye yordun ki kendini o kadar okul okuyacağım diye?
Ama “Köprüyü istemeyenler kullanmasın” diyen başbakanının belediye başkanı başka ne diyebilirdi ki? AKP: Aynı Kurnanın Partizanları
Herkeşlerle yüzbinmilyon fotoğraf çektiren Belediye Başkanımızın bizden bir kaçışı vardı, tam görülmelikti! Aman köprü üstü PR’ının tadı kaçmasın! Aman oy verenlerinin goygoyunun tatlı rehavetinde bir eksilme olmasın.
Kafalar böyle çalışıyor. Beğenmiyorsan kullanma! Toplumun sağlığı için kaygı duymak, vergilerin DAHA VERİMLİ ulaşım yolları için kullanılması için ısrar etmek, ormanların, su havzalarının derdine düşmek tabii senin, benim, halkın NEYİNE! Beğenmeyen dinlemesin orkestrası.
“Köprü üstündesin evladım koh koh koh.. Git evine o zaman kah kah kah”
Halkıma 5 maddede köprü gerçeği
- Köprü üzerinden saatte ortalama 10 bin kişi geçebiliyor. Tüp geçit ile saatte ortalama 70 bin kişi!!! Bir tüp geçidin verimine ulaşmak için 7 (YEDİ) adet köprü yapmaları gerek! YANİ: Paranız 7 kat daha az verimli kullanılıyor. (Paranızın hiç mi değeri yok?)
- Raylı sistem yerine köprü kurmak otomobil kullanmayı teşvik ediyor. (Sizin için değil bu köprü. Otomobil sanayi için!)
- Bu şehrin havasının her geçen gün daha çok kirlenmesine, petrole bağımlılığın artmasına, gürültünün dayanılmaz olmasına üstelik otopark sorununun baş edilemez boyutlara gelmesi demek. (Biri akciğer kanseri deli gibi arttı mı dedi?)
- Daha önemlisi 3. köprü şehrin kuzeye YANİ su havzalarına doğru kayması demek. İstanbul’un su havzalarının etrafında yerleşim yoğunlaştığı vakit sular baş edilemez derecede kirlenecek, ya adam gibi temizlenmeden musluklara verilecek veya çok yoğun kimyasal kullanılacak. (Ana yemek olarak “koleralı kuzu kapama” mı alırsınız yoksa “yoğun klorlu külbastı” mı?)
- Sadece su havzaları değil ormanlar da yok olacak. 2 MİLYON AĞAÇ KESİLECEK!!! Kimse de onların yerine ağaç dikmeyecek hanımlar, beyler! 30 milyon araba daha satılsın diye nefesiniz tüketiliyor!

