Bir arkadaşım geçen günü şunu dedi: “Eskiden pazartesilerden nefret ederdim. Sabah kalkmak zulümdü. Şimdi pazartesi gidebileceğim bir işim olduğu için nasıl mutluyum anlatamam. Sabah makyaj yaparken şarkılar türküler söylüyorum.”
Krize bak, ne hale getirdi bizi... Şimdi bu da bir pazartesi yazısı ya, önce pazar pazar ne yazacağım diye homurdanırken arkadaşımın lafı aklıma düştü. “Len düdük hanım!” dedim kendi kendime. Pazartesi yazabileceğin bir yazın var diye homurdanacağına sevin!”
Evet seviniyorum gerçekten. Her sabah şükrediyorum... Yeminle...
Hafta sonu yoldaydık. Küçük Oteller Kitabı için son otel ziyaretlerini yapıyoruz. Gittiğimiz bir otelde bir çift vardı. İkisi birden aynı gün işten atılmışlar! Kadere bak! Biri 18 yıldır, biri de 15 yıldır aynı firmada çalışıyormuş! İkisinin de firması zora girmiş. Aynı cuma ikisine de yol vermişler. Ne tazminat, ne başka bir şey...
Evde oturup camdan aşağı atlamayı planlamak yerine biraz börtü böcek görüp kafa dağıtmak için Sapanca’ya gelmişler.
Gördüğüm en tuhaf insan manzarasıydı. İki dakika gülüyorlar, üç dakika ağlıyorlar, beş dakika sabit sabit bir yere bakıyorlar... Sonra gene ağlıyorlar... Sonra gene gülüyorlar. Bünye komple dağılmış...
Başka bir yerde de bir işveren gördük. İçi kan ağlayarak 21 kişi çıkarmış. Bir günde! Bir çalışanı “ ağbi sen bana ayda 200 lira ver. Ben gene çalışırım” demiş.
“Ölmek istedim o an!” dedi. “İki yüz liraya çalışmaya razı ama benim o kadar bile para verecek durumum yok!”
Şimdi bir sürü şerefsiz de bundan istifade edecek. İşsizleri ölü parasına çalıştıracak. Zaten memleket sigortasızlar diyarı, işin iyice suyu çıkacak.
Biz de B planları kurup duruyoruz bugünlerde. Şöyle olursa böyle yaparız, böyle olursa şöyle yaparız. Geçen gün, bu gazetelerin içinden çıkan ilan dergilerine bakıyordum. Bauhaus’ta çok komik bir şey keşfettim. Verandalı 15 metrekarelik ahşap evler 6 bin lira! Ve o kadar güzel ki... 6 bin liraya dünyanın en sevimli barakası senin oluyor. Paket içinde alıyorsun, sonra gidip istediğin yere kuruyorsun.
“Tamam!” dedim Manita Bey’e “ kurtuluşumuz budur!”
Kalan son paramızla gideceğiz Bauhaus’tan bir ahşap ev, daha doğrusu kulübe alacağız, arabanın arkasına atacağız, suyu ve manzarası olan ilk bulduğumuz araziye kuracağız. Birinin tapulu malı mı çıktı, iyi sökeriz evimizi başka yere gideriz. Eninde sonunda sahipsiz bir arazi buluruz elbette.
Sonra ver elini tarım, ver elini keçi, ver elini onun bunun bahçesinden meyve toplama... Oh mis gibi bir hayat! Mümkünse sıcak bir coğrafyada olsun ki bu dediklerim, kışın soba moba yakmak zorunda olmayalım. En azından bir ay yakalım sadece.
Yeminle rahatladım. İnsanın böyle dandikten de olsa bir B planının olması nekadder iyi bir şeymiş!
Hem belli mi olur, emlak kraliçeliğine doğru giden ilk adımı belki de böyle atmış olurum. Memleketimizin yarısı arazilerine böyle sahip oldu biliyorsunuz. Önce yerleşme, sonra illa tapu. Seçim meçim diye diye.. Ben niye yapamayayım..
Allahım o kadar rahatladım ki şu dakka gidip kulübeyi alasım geldi. Ve hatta gidip ardından istifa edesim! He he heeee...
Yok devenin nalı tabii. Rahatlamanın da suyunu çıkarmamak lazım. B plan bu kızım A plan değil!
B Planlarınız hazır mı? Benim hazır!
Haberin Devamı

