Ayşe Arman’ın röpo-şovunu takdir edebilmek

Haberin Devamı

Kimse yazdı mı bilmiyorum ama müsaadenizle Ayşe Arman’a KOCAMAN bir aferin demek istiyorum.

İki aydır LÖSEV için bağış topluyor. Fakat bildiğimiz yöntemlerle değil. Okurun üç beş kuruş bağışıyla işlerin dönmeyeceğini anladı, “lüften bağış yapın” şeklinde hiçbir işe yaramayacak yazılar yazmadı. Onun yerine dahiyane bir yöntem buldu. Özel yeteneği olan röportaj yapmayı bir sahne sanatı haline getirdi! Büyük büyük şirketler onu davet ediyor, o da şirket çalışanları önünde şirketin patronuyla sahnede röportaj yapıyor. Bu enfes olduğundan hiç kuşku duymadığım röpo-şovları karşılığında da davet eden şirket LÖSEV’e yüklü bağışlarda bulunuyor.

Hakikaten dahice. Zira herkes Ayşe Arman’ı merak ediyor. Kimi severek merak ediyor, kimi kıskanarak, kimi kızarak, kimi seksi bularak ama kadın erkek herkes merak ediyor. Fakat Ayşe Arman bildiğiniz gibi televizyona çok nadir çıkıyor. NTV’de bir program denemesi oldu ama nedendir bilinmez Ayşe programı daha yayınlanmadan iptal ettirdi. Ve o kadar merak edilen kadını insanlar yine kanlı canlı göremedi.

Öte yandan insanlar patronlarını, CEO’larını, genel müdürlerini de merak ediyor. Kimdir, nerelerde okumuş, nasıl gelmiş buralara, kaç kere evlenmiş, ne okur, ne yer, ne içer, zaafları nedir... Kimi severek, kimi kıskanarak kimi kızarak (ve muhakkak kimi de seksi bularak) insan patronunu illa ki merak ediyor.

Ayşe Arman işte bu iki önemli “ merakı” kullanıyor. Bu 20 bin liraları, 25 bin liraları hem büyük oranda insaniyet hem de bu iki merak nedeniyle LÖSEV adına toplayabiliyor. Ayşe Arman’la patronunu tanı! Daha şahane bir şey olabilir mi!?

Ayşe bu röpo-şovunu kendisi için de yapabilirdi. Belki bu kadar çok para veren çıkmazdı ama eminim şov başına daha az bir paraya Ayşe çok güzel para kazanabilirdi.

Şirketler para vermeden de patronlarını çalışanlarına tanıtabilirdi. Ama hem bu kadar eğlenceli ve havalı olmazdı hem bu kadar topluma sorumlu olmazdı.

Fakat çok iyi biliyorum ki Ayşe kendi cebi için bunu asla yapmazdı. Kendini 500 kişinin önüne asla şahsi menfaati için atmazdı. 13 bölümü çekilmiş, montajlanmış televizyon programını (ve alacağı okkalı çeki) bile bir çırpıda iptal edebilen kadın elbette ki para için kendini sahnelere atacak değil. Yapıyorsa o çocuklar için yapıyor. Allah hepsine şifa versin inşallah...

Ayşe Arman dünyanın en iyi insanıdır demiyorum ama bu yaptığını da görmek ve takdir etmek gerektiğini düşünüyorum.


***



Türkiye bölünmekten değil birleşmekten korkuyor

Arkadaşım dün bu iddiada bulundu.

“Türkiye’nin korkusu bölünmek değil. Türkiye’nin korkusu birleşmek. Birleşmek, yani bir olmak. Böyle bir şey isteyen yok. Herkes kazansın diyen yok. Herkes iyi yerlerde otursun diyen yok. Herkes iyi eğitim alsın diyen yok. Herkes kültürünü üretsin, herkes o ürettiği kültürü yaşasın diyen yok. Kendi gibi olmayanlar başka yerlerde ve mümkünse çok uzaklarda ve hiç göze görünmeden yaşasın isteniyor. Kapalı açığı görmek istemiyor, açık kapalıyı görmek istemiyor, şehirli köylüyü görmek istemiyor, köylü şehirliyi görmek istemiyor, Türk Kürd’ü görmek istemiyor, Kürt Türk’ü görmek istemiyor, asker polisi, polis askeri görmek istemiyor, TSK hükümeti görmek istemiyor, hükümet TSK’yı görmek istemiyor... Dediğim gibi: Türkiye bölünmekten değil birleşmekten korkuyor. Birleşme adına her türlü insani ekonomik vs paylaşım insanları ürkütüyor... Dışarıdan baktığında bir ülke bölünme endişesi taşıyor gibi değil de iki ülke birleşme sancısı ve isteksizliği yaşıyor gibi görünüyor...”

Bu da böyle bir yorum.

DİĞER YENİ YAZILAR