Avatar filminin ırkçı bir film olup olmadığı tartışılıyor. Filmin, gelişmemiş toplumların muhakkak surette bir “batılı beyaz” kurtarıcıya muhtaç oldukları fikrini yeniden oluşturup perçinlediği iddia ediliyor.
Geçtiğimiz hafta güç bela gece yarısı seansına bilet bulup (normal seanslar haftalar boyunca “ful” zira.. ful lafı için özür dilerim ama telefondaki görevli çocuğun tanımı) izleyebildik filmi.
Ölçüm şu idi: Bu kadar yorgun olmama rağmen filmde uyuyakalmazsam film iyi bir filmdir. Uyuyakalırsam kötüdür.
Hayır. Uyuyakalmadım. Heyecanla seyrettim. Hatta büyülendim.
Üç boyutlu olmasından büyük keyif aldım. Üstelik o komik “3boyutlugösteren” gözlüğünü takmış Manita Bey’e bakıp bakıp da güldüm. Film dışında da bir gece yarısı eğlencesi çıktı.
Ama filmi sevdim mi? Nö..
Zira “takdir” ve “sevmek” başka şeylerdir bilirsiniz. Bir insanı takdir edebilirsin, beğenebilirsin ama sevmeyebilirsin. Taktir aklın işi, sevme kalbin işi.
Kaç gündür bunu düşünüyordum. Ben bu filmi niye sevmedim?.
Neden bir başka teknoloji harikası olan “Yüzüklerin Efendisi” serisine aşık olmuştum mesela. Sinemada izlediğim yetmedi, orijinal DVD’lerini alıp bir de evde seyretmiştim geri ala ala.. Sahneleri hazmede hazmede...
Avatar ırkçı bir film dedikleri zaman yavaş yavaş anladım neden sevmediğimi.
Beni filmin konusundan ziyade “oyunculuğu” rahatsız etti.
Diyeceksiniz şimdi yahu gerçek oyuncu mu var filmde!?
Yok ama yine de Avatar’daki herkes Amerikalıydı! Navi ırkı da atlar da uçan kertenkeleler de, dağlar da taşlar da..
Otellerin açık büfeleri gibi. Hani yüz çeşit meze vardır, 30 çeşit yemek vardır ama hepsinin tadı aynıdır ya... Filmde de öyle.
Ortada güya dünyamızda olmayan, bambaşka bir ırk var ama sanki hepsi Yeşil Kart lotaryasına katılıp kazanmış ve mümkünse iki hafta içinde sapına kadar Amerikalı olmak isteyen göçmenler gibiydiler.
Zira Amerikan mimiği diye bir şey var. Veya Amerikalı oyucu mimiği diyeyim.
İşte Amerikan filmlerini açık büfe gibi yapan da bu mimikler. Önce çok farklı ve lezzetli görünüyorlar, sonra hepsinin aynı tatta ve (hadi lafı uzatmayalım) aynı zamanda da lezzetsiz olduğunu farkediyorsun. Hamburger gibi.
Avatar filmindeki durum da buydu. İstedikleri kadar mavi olsunlar, istedikleri kadar kedi burunlu olsunlar sonuçta ortaya çıkan yine Amerika’da yaşayan ve yırtmaya çalışan bir göçmenler topluluğu olmuş.
Hadi canlı oyuncularla böyle olması kaçınılmaz diyelim. Anime karakterler de mi öyle olmak zorunda mıydı?
Amerikan mimiği giydirilmiş başka dünyalı seyretmek istiyorsanız gidin tabii. Ama ben açıkçası itici buldum.
Bu dünyanın olması yetmezmiş gibi başka dünyaların da Amerikalı olması hakikaten sinir bozucu..
Avatar’ın ırkçılığı ve açık büfe oyunculuk
Haberin Devamı

