Atatürk’ün evi kültür merkezi yapılsa daha iyi olmaz mı?

Haberin Devamı

Selanik’e neredeyse 18 saatte varıyoruz. Yunan gümrükçüler, “Gönül Köprüsü” trenini sınırda 4 saat bekletince bütün trafik alt üst oluyor. Sınırdan Selanik’e kadar, karşıdan gelen bütün trenleri bizim beklememiz gerekiyor. Zira Yunanistan’da da raylar tek şerit. Birinin istasyonda öbürünün geçmesini beklemesi gerekiyor.
O kadar geç varınca yapılacak tek şey kalıyor: Hep beraber Atatürk’ün evine gitmek. Zaten 4 ilden gelen 200 öğrenciyle yapılan Ankara-Selanik gezisinin esas amacı da buÖ
Hatırlar mısınız bilmem.. Buraya 4 yıl önce de gelmiştim ben. Manita Bey ve ben motor ile Yunanistan’ı geziyorduk. Selanik’e gelince Ata’nın evine gitmemek olmaz ve lakin tam ayrılırken sevimsiz bir “ihtiyaç” krizi çıkmıştı. Benim Selanik göçmeni İzmirli, “ihtiyacı” konusunda yardım göremeyince hafif çaplı bir çıngar çıkarmıştı. Ben de bittabi yazmıştım köşemde. O da ufak çaplı başka bir diplomatik krize yol açmıştı.

Velhasıl kelam, inşallah beni hatırlamazlar veya hatırlayacak olan çoktan başka yere tayin olmuştur diyerek geldim. Çocuklar saygı, merak ve büyük bir ilgiyle dolaşıyorlar bütün odaları.

4 yılda tek bir şey değişmemiş. Geçen geldiğimde, sadece Atatürk’ün eşyalarının sergilendiği, panjurları kapalı, kasvetli bir müze olmasındansa canlı bir müze ve kültür merkezi olmasını arzulamıştım içimden. Mesela Taksim’deki Cervantes gibi. Kütüphanesiyle, sinemasıyla, Türk Kültürü’nün tanıtıldığı Türkçenin öğretildiği bir kültür merkezi ver günümüz anlayışında yeniden düzenlenmiş hakiki bir müze fena mı olurdu? Türkiye’de bir sürü var ama “Atatürk Kültür Merkezi” adını burası kadar hiçbir yer de hak etmez herhalde. Bu haliyle ne Atatürk hakkında pek bir şey öğreniliyor ne o zamanki Selanik hakkında, ne de başka bir şey.. Eskiciden, antikacıdan toplanmış eşyalar ve duvarda tercümesi bile yapılmamış bir takım evraklar..
En sevdiğimiz, en hiçbir yerlere oturtamadığımız, en üzerine titrediğimiz önderimize yakışan bir müze olduğunu söyleyemem.

Daha iyisine kimse niyetlenmiş midir bir fikrimiz olamadı. Kimseye soramadık. Zira hemen yanındaki konsolosluktan her hangi bir üst düzey yetkili gelmedi.
Pek bir şeyi sormanın mümkün olmadığı bir zat, tabelalarda zaten yazılı olanları söyleyerek hesapça rehberlik yaptı. Atatürk’ün eviyle ilgili son yıllarda gazetelerde sık sık yazılan ve resmi tarihle hayli çelişkili bir takım iddiaları soracak oldum, “tarih bilginizi yeniden gözden geçirin, o dedikleriniz Yunan komplosudur” şeklinde derin dondurucudan çıkma bir laf etti.
Yunan komplosu lafını duymayalı epeyi bir zaman olmuştu, doğrusu pek nostaljik geldi. Beş altı yıl önce, bir başka konsolosluk görevlisi de Vatan’da çalışıyorum deyince “Boyalı Basında yani” lafını etmişti. O da 25 yıl öncesine götürmüştü beni.
“Bayatlamış terimler sözlüğü” yazmak lazım galiba bazıları için.

DİĞER YENİ YAZILAR