Ali İsmail Korkmaz

Haberin Devamı

Ali İsmail Korkmaz’ın fırıncı ve polis işbirliğiyle nasıl vahşice, vicdansızca ve acımasızca öldüresiye dövüldüğünü görünce - evet kayıp olduğu iddia edilen kamera görüntüleri dün ortaya çıktı..

Anladım ki her şey bir illüzyon...

Koca bir ülke, dandik bir depremde nasıl yıkılabilme potansiyeline sahipse, dandik bir fikir ayrılığı yüzünden kan gölüne dönme potansiyeline de sahip.

Fay hatlarındaki birikmiş gerilim gibi meğer birikmiş bir nefret varmış. 80 yıllık nefret Gezi olaylarıyla ortaya çıktı. Fırıncı belli ki, birkaç kuşağın intikamını aldı/almış.

Bu güzelim ülke, kışkırtıcı ve ayrıştırıcı politikalar yüzünden demek ki her an bir Suriye’ye dönebilirmiş. Türk Türk’ü, “Allah yarattı” demeden rahatlıkla öldürebilirmiş. “Biz o ülkeler gibi değiliz, birbirimizle yaşamaya alışığız, kıymayız birbirimize” koca bir yalanmış. Ortadoğu’nun kırılgan ülkelerinden biriyiz.

Gerçeği görelim: Yan komşumuz her an kafamıza bir odun indirebilir. Gece eve dönerken her an bir çete etrafınızı sarıp bir tarafınıza bıçak saplayabilir. Bir gün eve döndüğünde evin kül edilmiş olabilir.

Kimse kusura bakmasın. Cam çerçeve indirmek başka, insan öldürmek başka. “Cam çerçeve indirdiler, ülkeye zarar verdiler, çok ayıp ettiler” diyenlerin şu an sus pus olmaları bu cinayete açıkça destek verdiklerini gösterir.

Felaket tellalı gibi oldum farkındayım ama bundan daha üzücü bir şey düşünemiyorum.

Bundan daha büyük bir yıkım düşünemiyorum...

Hiçbir facia halkın halka, komşunun komşuya kıyması kadar yıkıcı değildir. Ekonomik kriz vs... Varsın en beteri olsun. Hepsini atlattık, hepsini geçirdik...

Ama fırıncı çıkıp sokaktaki adamı polisle beraber öldürmek için dövüyorsa, (öyle yanlışlıkla abarttık falan durumu yok) işte orada artık cehennem başlamış demektir.

Allah sonumuzu hayretsin diyorum ama umudum pek yok açıkçası...

DİĞER YENİ YAZILAR