Pazar yazı günüm değil ama Perşembe günü (Pazar Eki’ndeki “Bodrum’daki Hırsızlıklar” haberini hazırlayabilmek için) yazmadığım için bugün de karşınızdayım. (Soyulduğum yetmedi... Burada tefrika olarak yazdığım yetmedi... Bir de haberini yaptım Pazar ilaveye!... Gazetecinin canı yanmaya görsün, köpürür de köpürür işte böyle...)
Her neyse.. Bugün alarm taktırdım. “Lüküs” villamı Pronet’in güvenli kollarına teslim ettim. Magazin sitelerine inanırsak Erdal Acar’ın bile Bodrum’daki evi soyulmuş dün gece. 50 bin dolarlık malzeme gitmiş... (Vay babam vay... 50 bin dolar!!!) O adamın evi bile soyulduysa bu hırsız arkadaşlar bize kesin birkaç kez daha gelmeye kalkar
Sincap seyretmeye lüküs evimin lüküs deve dikenli lüküs arka bahçesine bile gidemez olduk yahu..! Neden? Çünkü kapı o durumda kadraj dışında kalıyor. (Yani göremiyoruz.) Biz orada kah kah kih onun kuyruğu, bunun burnu, ay bıraktığımız cevizi yedi diye eğlenirken ya o sırada biri gelir ne var ne yok toplarsa diye sapık sapık paranoyalarımız gelişti. Kapı kilitleyip açmaktan bir hal olduk. Bari alarm öter de haberimiz olur dedik.
Gerçi bu alarmın da caydırıcı etkisi mi vardır çekiciliği mi arttırır emin değilim. Acaba dedik “Sevgili hırsız! Bu ev çoktan soyuldu. Evde bir şey kalmadı. Sen var git başkasına..” diye bir yazı asmak daha mı etkileyici olurdu? Onlar da insan nihayetinde. Alarm varsa demek ki değerli bir şey de vardır demezler inşallah!?!?
Fakat ben bu alarm sistemlerinin bu kadar gelişmiş olduğunu bilmiyordum. Öyle eskisi gibi kendi kendine ötüp, milletin sinirini hoplatıp bir işe yaramama durumu bitmiş meğer.
Artık direkt bir merkeze bağlı. Yani hırsız girdi diyelim. Senin evinde sirenler çalıp kıyamet koparken aynı zamanda bu merkezin de bundan haberi oluyor. Nereden girildiğini, nerede dolaştıklarını bile takip edebiliyorlar. Anında ev sahibini cep telefonundan arıyorlar, yanlış alarm mı gerçek alarm mı tespit edip polisi veya jandarmayı eve yönlendiriyorlar. Veya evde yangın çıktı tek bir düğmeye basıp itfaiye veya başka bir düğmeye basıp ambulans da çağırmak mümkün.
Açıkçası etkileyici. Ayda ortalama 50-70 lira bir abonelik parası var. Bir de 200-300 liralık kurulum parası. Ne az ne fazla. Yılda 800-1000 lira diyelim. Şimdi birileri “hanfendüüü millet açlık sınırında, siz 1000 liraya az diyorsunuz ayıp ayıp” şeklinde bıdıbıdılayacaktır eminim de (açlık sınırındakilerin de suçlusu benmişim, para kazananların da suçlusu benmişim gibi...) fakat kendimizi mütemadiyen açlık sınırındakilere göre ayarlarsak ticaret biter, bu ülke de anında batar bu arada.
Ama burada tek sorun polis veya jandarmanın ne kadar zamanda geleceği. Bu Bodrum yarımadası eşek kadar bir yer. Jandarma bir saat sonra gelecekse ne anladım ki ben o işten? Sen istediğin kadar inlet ortalığı. Taksın kulaklarına tıkacı, götürebildiğini götürsün o yarım saatte...
Neyse.. Bilemiyoruz. Göreceğiz.
Lüküs villamda lüküs alarmım da var. Bir dahaki hırsızlık haberinde bu da yazılsın...
Alarm gülü M.T.
Haberin Devamı

