Haberin Devamı
Dün yayınlanan “Acemi bir devrimcinin 1 Mayıs notları” yazımdan sonra birkaç okkalı mektup aldım. Hakaret içerenler çöpü boyladı ama ikisini buraya almak istedim:
KEŞKE HATALI ÜRETİM OLSAYDIN
“İster inanın ister inanmayın 12 Eylül işte bunun için, sizin böyle bir yazı yazabilmeniz için yapıldı! Gençliği apolitikleştirmek için yapıldı! İyi niyetinizi, samimiyetinizi biliyorum, kesinlikle hakaret olarak algılamayın (aslında tabii ki hakaret etmek istiyorum bu duruma) ama adamlar başarılı da oldular. Keşke siz “üretim hatası” olabilseydiniz!
İyi çalışmalar, sevgiler... Elcondor Paşa”
Sevgili Elcondor Paşa. Yerden göğe kadar haklısınız. Devrimcilik, solculuk konusunda ne yazık ki tam istendiği gibi bir “ürün” oldum. İnsanın 40 yaşında ilk defa 1 Mayıs yürüyüşüne katılması kadar utanç verici bir şey olabilir mi? Ve lakin (bir kere maruz kaldım) biber gazı ve cop bünyeye fena dokunuyor. Ama sizi teselli edecekse en azından başka konularda “üretim hatası” olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Bana 40 yıldır yedirilen uydurma resmi tarihi çok uzun bir zamandır kusmaktayım. 12 Eylül’ün 30 yıldır yutturmaya çalıştığı “korku”ları “öcü”leri de yemiyorum artık. Hiçbir ideolojiye de kanmıyorum. Bu konunda başaralı olamadılar, merak etmeyiniz. Selamlar... El Mutlu Paşa
DAHA KIZIL 1 MAYISLARA
“Ben 2 yıldan beri liselerde mücadele eden 18 yaşında devrimci bir öğrenciyim. 1 Mayıs’ın ardından birkaç günden beri burjuva basınının köşe yazarlarının 1 Mayıs’a dair yazdıklarını takip ediyorum. Devrimci olmayanından bir yazı ama en samimi yazı da sizin yazınızdı. Öncelikle samimi davrandığınız için teşekkür ediyorum. Sizin dışınızda kimse burjuva alışkanlıklarını söylemeye cesaret edemedi (sanırsam bir de Ahmet Hakan vardı), bu bile devrimci bir davranıştır. Ama keşke arkadaşlarınıza Starbucks Coffee’ye gitmek istediğinizi söylemeseydiniz :) Mücadele içinde yer alamamış, ama büyük bir mücadele gününe katılmanızla beraber bunun sizin için bir milat olmasını dilerim. Daha kızılından 1 Mayısları kutlamak ve sizin de devrimci coşkunluk içinde saflara katılmanız dileğiyle...
NOT: Bu yazıyı sizin samimi yazınıza dayanarak yazdım. Amacım sanki utangaçlığından yanakları kızarmış küçük bir kız çocuğunun elinden tutmaktı. Umarım bu genç adam kızacağınız bir şey yazmamıştır. Mustafa X.”
Hayır genç devrimci adam! Kızacağım bir şeyi katiyen yazmadınız. Samimiyetime inanmanız benim için yeterli. Ayrıca elimden tutup beni devrimci mücadele içine sokmaya çalışmanız da çok duygulandırdı beni. Neyin mücadelesini vereceğiz bu saatten sonra (sosyalizim? Marksizim? Komünizm?) bilmiyorum fakat bu mücadele Starbucks kahvemi elimden alacaksa ben o mücadeleye katılmak istediğimden emin değilim. Amerikan menşeli hamburgerciler gidebilir ve hatta gitsinler, umurumda değil ama kahvemi seviyorum! Ve ne yazık ki yerli malı zincirlerde o tadı yakalayamıyorum. “Be kadın koskoca devrimcilik mücadelesini bir ittirik sütlü kahveye mi indirgedin?” diyebilirsin ama öyle. Yolunu yarısını devirdik ve her yaşlanan insan gibi vazgeçmek istemediğim alışkanlıklarım var. Lattemle biber gazını da değişmek istemiyorum. “Yok ablacım olur mu öyle şey, artık yeni bir sosyalizm anlayışı var, öyle eskisi gibi” fakirlik ve yoksunlukta eşitlik! “değil esasımız. Zenginlikte, refahta eşitlikten söz ediyoruz, gustonuz da o saçma sapan cafe latte zevkiniz de elinizden alınmayacak” diyorsanız amenna, hemen önerilerinizi dinlemeye, aklıma yatarsa da mücadelenize katılmaya hazırım. Öperim o devrimci yanaklarınızdan.. Mutlu X.

