40 melek mi 80 melek mi?

Haberin Devamı

6 Mayıs 2010 gecesi Türk televizyon tarihinde “köşecilerin en çok kapıştığı, birbirlerine en çok hakaret ettiği” gece olarak geçecek herhalde.

1- Gecenin kabusu Cumhuriyet yazarı Ümit Zileli idi. Kendilerini önce Kanaltürk’teki Ters Cephe programında gördük. Taraf yazarı Rasim Ozan Kütahyalı’ya ve Fikri Akyüz’e durmaksızın “yalan söylüyorsun yelaaan” diye bağırmasından sıkılıp CNN Türk’e Cüneyt Özdemir’in 5N1K’sına geçelim dedik.. Orada da iki milletvekili kapışıyordu. Derken onlar bitti, bir dakika geçmemişti ki Ümit Zileli bu sefer de 5N1K’ya bağlandı! Haydaa n’oluyor demeye kalmadan daha ikinci cümlesinde Zaman Today’den Bülent Keneş’e “Yalan söylüyorsun yalaaan” diye bağırmaya başlamasın mı?! Bu nasıl bir şeydir böyle! Kanal değiştiriyoruz ama yine aynı kişi ve yine aynı cümle! Sonra anladık ki Ümit Zileli’nin durmaksızın söylediği sadece üç cümle vardı.

1- Yalan söylüyorsun! 2- 50 kelimeyle konuşmayı bırak! 3- Ben konuşurken sözümü kesme... Ya kanal değiştirdiğinin farkında değildi, karşısında hala Rasim Ozan Kütahyalı var sanıyordu ya da o kadar harlı çıkmıştı ki kendi programından karşısındaki “dünya yuvarlaktır” bile dese “yalan söylüyorsun” diyecek noktadaydı.

Bu iki cümle arasına serpiştirdiği hakaretleri: Oportünist, papağan, bir takım güçlerin uşağı, cahil, vatan haini, müfteri, mugalatayı bırak...

2- Gecenin asap hoplatıcısı Ters Cephe’yi yurt kantinine çeviren Rasim Ozan Kütahyalı idi. Ayarlayamadığı yüksek sesiyle (kendi sesini duymadığı için bağırdığının farkında olmayan sağır insanlar gibi konuşuyor) ve sürekli araya girmeye çalışmasıyla herkesi sinirlendirmeyi başardı. Gerçi herkes sinirlenmek ve sinirlendirmek için televizyona çıkıyor zaten ya neyse. Bir ara durum o kadar vahim bir hal aldı ki ne konuşmaları anlamak mümkündü ne hakaretleri. Sonunda program yöneticisi isyan edip “madem susmuyorsun gel sen otur o zaman buraya” deyip koltuğunu vermeye kalktı ROK’a. Fakat tuhaf da bir pişkinliği var. Zileli saydırıyor, o hiç umursamadan devam ediyor. Kim kimin kafasına sandalyeyi geçirecek derken baktık Kütahyalı liderlik provası yapmaya başladı. Bir ara programı falan unuttu, seçim propagandası yapan bir parti başkanı gibi kameraya döndü ve uzun uzun Kürt kardeşlerine tavsiyelerde bulundu. Bakın böyle yaparsanız iyi olur, şöyle yaparsanız kötü olur. Vay be dedik. Hazırlanıyor arkadaş.

Hakaretleri: Darbeci, faşist, militarist.

3- Aynı dakikalarda 32. Gün’de ayrı bir parodi varmış, mesaj geldi internetten izledim. Posta yazarı Yazgülü Aldoğan ile Star yazarı Şamil Tayyar nedendir bilinmez bir araya getirilmiş. “Ajanlık” tartışıyorlar. Yazgülü Aldoğan, Şamil Tayyar’a “Bizim gazetecilik anlayışımızda istihbarat teşkilatlarıyla direkt bağlantı kurup verdikleri bilgiyi olduğu gibi yazanlar pek saygın kabul edilmez. Eskiden Medyum Memiş diye dalga geçerdik şimdi Medyum Şamil Tayyar’lar, Medyum Adem Yavuz’lar... deyince Şamil Tayyar: “Siz son romanınızdaki cinsel fantezilerle ilgilenin. Uzmanlık alanınız budur...” deyiverdi. Sonra ipin ucu kaçtı. “Siz”li sahte kibar bir kansız iç savaş başladı. Şamil T. “Sokak kadını ağzıyla konuşmayın..” dedi Yazgülü A. “Siz bana nasıl sokak kadını diyorsunuz?” dedi. Şamil.T. onun üzerine “Siz niye hakaret ediyorsunuz gazetecilere?” dedi. Yazgülü A. da “Ben hakaret etmiyorum. Fikirlerimle mücadele ediyorum” deyince Şamil.T. “Yahu sizin fikriniz mi var canım” diyerek son darbeyi vurdu.

Anahtar hakaretler: Ajan, sokak kadını, Medyum, Memiş, fikir fukarası, cinsel fantezi yazarı.

4- Bu arada 5N1K’da Yeniçağ Gazetesinden Sabahattin Önpınar, Bülent Keneş’e saydırdı. “Cemaatçisin.. Cemaat baronunun piyonusun.. Şahsi iraden yoktur, olamaz... Yüzünü kızartacak şeylerin var.. Hepiniz Amerikan uşağısınız”

Bu arada hepsini tartıştığı şey aşağı yukarı TSK’nın durumu idi. Bir taraf yıpratılıyor diyor, komplo kuruluyor diyor bir taraf hesap sormalıyız, başarısızdır diyor. Bütün bu hakaretlerin bu yüzden havalarda uçuştu.

Peki aynı saatlerde ne oldu dersiniz? Hakkari Dağlıca’da 2 askerimiz şehit oldu. Bir laf vardır. Fatih İstanbul’u alırken, Bizans’ın ileri gelenleri bir kilisede toplanmış “bir iğne topuzunun üzerinde 40 melek mi 80 melek mi dans edebilir?” diye tartışıyorlarmış.

DİĞER YENİ YAZILAR