40 derecede donarak ölmek

Haberin Devamı

Midibüsle iki saatlik bir yolculuktu hepi topu. Kumluca’dan Antalya’ya. Arka beşlide benden başka kimse yoktu. Gece sahura kadar oturduğum için uykum vardı. Sırt çantamı yastık yaptım, iki koltuğa kedi gibi kıvrıldım, biraz kestireyim dedim.

Bir saat sonra uyandığımda hastanelik vaziyetteydim. Vücudum katılaşmıştı. Tipiye tutulmuş sefil bir kurbağa vaziyetinde indim midibüsten.

Açılmak için yemin ederim beş on dakika Antalya güneşinin altında beklemek zorunda kaldım. Kıpırdayabilecek hale gelince havaalanı binasına girdim.

Binanın soğukluğu fena değildi. Ne üşüdüm ne sıcakladım. Ama uçak! Aman Allahım! Resmen bir buzdolabı!

Ağustosun ortasında, tir tir titriyoruz. Yazın göbeğinde uçakta battaniyeye sarınarak uçuyoruz. 40 derece sıcakta donarak öleceğiz.

Herhalde insanlık delirdi. Bunun başka bir izahı yok.

Manyak mıyız biz? Yazın üşümek diye bir şey olur mu yavu?

21, bilemedin 20 derecedir ideal sıcaklık. Bunun altında üşünür arkadaşlar!

Bir takım “ateşli” arkadaşlar üşümeyebilir ama ortam ısısı normal insana göre ayarlanır.

Ortamı 15 dereceye kadar soğutmak ruh hastalığından başka bir şey değildir!

***


Dünkü yazımda Türk’e verilmemesi gerekenler listesinde “beton” ve “ses açma düğmesi” yazmıştım, bir şey daha eklemek istiyorum:

Klima ısı ayarı abicim!

Yok. Biz, bir şeyleri makul bir şekilde ayarlamayı beceremiyoruz.

İlla ki köklemek zorundayız.

Arabayı da illa 190-200’de sürmek zorundayız, klimayı da illa 15 dereceye kadar düşürmek zorundayız, ezanı da illa 110 desibelde okumak zorundayız. (Yiyorsa çık minareye, söyle kendi sesinle, çık 110 desibele, alnından öpeyim! Öyle mikrofon elde bağırmak kolay... Lafım bizim mahallenin müezzinine.. Diğerleri ve dindarlar alınmasın.. İdeolojik değil, tıbbi bir derdim var.. Kulak ve sinir bırakmadı teganni düdük efendi..)

Türkiye’ye özgü 20 dereceye ayarlı tek tuşlu klima üretilsin.

Ayni şekilde maksimum 70 desibellik ses düzenekleri olsun.

Bir ara öyle bir liste yapmıştım. Diktatör olsam neleri yasaklardım diye.

Listeye en önemli maddeyi ekliyorum:

Ayar düğmesi.

Hiçbir şeyin üzerinde ayar düğmesi olmasın. İkinci bir emre kadar iptal edilsin onlar

Türkler hiçbir şeyi ayarlamasın.

Ben (the diktatöriye) “resmi” bir derece saptayayım, herkes o derecede ısıtsın, soğutsun, ne halt yiyecekse yesin.

Ses, ısı, ilaç, hız... Evet arabalar da en fazla 100 gitsin. Öyle tin tin gidelim emekli memurlar gibi yollarda. Sen sağ ben selamet..

Ne kaybederiz?

Hızlı gidip mesela neye çare buluyoruz? Kansere mi? Küresel ısınmaya mı? Açlığa mı?

Ne bileyim hızlı hızlı gidip çok önemli bir matematik formülünü mü çözüyoruz?

Çok mühim bir şey mi icat ediyoruz?

Bir felsefi çözüm mü öneriyoruz dünyaya?

Bir zurnaya yarıyor mu o hız?

Hayır.

Onu bunu kendimizi öldürüyoruz sadece.

Uzun lafın kısası:

Arkadaşlar! Klimalar “insanlar kaç derecenin altında ölür?” deneyi yapmak için icat edilmedi!

Rica edeceğim şunları 20 dereceye ayarlayın. Allahın yaz sıcağında hırka taşıtmayın bana ve benim gibi hassas, asil, narin ve sair bünyelere...

(Hadi ben umurunuzda değilim, küçük çocuklara da mı acımıyorsunuz?)

***


Ramazan soruları

- Hocam “hayır” demek oruç bozar mı?

- Ramazanda “hayırcıları” okumak mı evladır “evetçiler”i mi? İkisini birden okumak orucu zedeler mi yoksa sevabı katlar mı?

- Hocam “beyin orucu” diye bir şey var mıdır? Yok ise, niye bana sanki herkes beyinsel oruçtaymış gibi geliyor? Peki dinen caiz midir? Sevap kat sayısı nedir?

(Soruların cevabı mensup olduğunuz “dine” bağlı olarak değişecektir. Objektif olabilmek için imanınızın ayarıyla oynayınız! Makul bir şekilde ama! Onu da klimaya benzetmeyin..)

DİĞER YENİ YAZILAR