Bir okur telesekreterime şöyle demiş: “Cengiz Aktar’la aynı gün aynı sayfada aynı yazıyı yazmışsınız. Demek ki biri düğmeye bastı. Emir aldınız bir yerden ve hep beraber başladınız. Biliyoruz biz nereden emir aldığınızı. Zaten yazıları da siz yazmıyorsunuz. Onu da biliyoruz. Hepiniz vatan hainisiniz. Yazıklar olsun size. ”
Özür dilersin veya dilemezsin. Kendini sorumlu hissedersin veya hissetmezsin.
Ama bence mesele o değil.
Bugünlerde herkese soruyorum: 1915’te ne oldu?
Aldığım en doyurucu cevap: “Bir şeyler oldu, Ermeniler ve Türkler birbirini öldürdü.”
“Ne oldu?”
“Tam olarak bilmiyorum.”
“Yarım olarak bir şey biliyor musun? Mesela birbirini öldürenler neciydi? Asker askeri mi, halk halkı mı, asker halkı mı öldürdü?”
“Bilmiyorum.”
“Niye birbirlerini öldürdüler?”
“Bilmiyorum. Galiba birileri Ermenileri ve Kürtleri kışkırttı, onlar da birbirlerini öldürdü, sonra işin içine Türkler girdi.”
“Bu kadar mı?”
“Bir de göç olayı vardı.”
“Niye göç ettirildiler? Sadece onlar mı?”
“Ya işte isyan ettiler, hainlik ettiler, Ruslarla anlaştılar”
“Niye?” “Bilmiyorum.”
“Nedir peki Türk tezi?”
“Bilmiyorum.”
“Peki ne düşünüyorsun?”
“Özür dilenecek bir şey yok ortada. Esas onlar dilesin.”
Benim de deli olduğum bu.
Ortada özür dilenecek bir şey yoktur belki tamam ama ne oldu? Diyelim haklıyız da hangi konuda? İttihat ve Terakki’nin yaptığı neydi? Karşılıklı ve tek taraflı ortada bir kıyım varsa o kıyıma kadar giden süreçte neler oldu?
Bu aynen şu: Sokaktan birini çeviriyorsun ve soruyorsun? A. mı haklı K. mi?
Aklı başında biri ne der? “Ne oldu ki? Hele bir anlatın”
Biz öyle yapmıyoruz. Bizim sorumuz direkt şu? Hangisi bizden? A. mı? Ha tamam o zaman A. haklı.
Telesekreterime mesaj bırakan okuruma sormayı çok isterdim. Ne oldu babacım 1913 ile 1915 arasında? Yalan yanlış da olsa bana anlatsın.
Bir başka okurla da şöyle bir diyalogumuz geçti
“Yazıklar olsun... Allah belanızı versin... ‘Hepinizden utanıyorum’ vıdı vıdı..”
“Pardon bir şey sorabilir miyim? 1913 ile 1915 arasında ne oldu?”
“Herkes biliyor ne olduğunu..”
“Ben sizden de duymak isterdim. Bana bir paragrafta olayların nasıl geliştiğini anlatabilir misiniz?”
“Hanfendi bilmiyorsanız ne olup bittiğini neden bu işi yapıyorsunuz?”
“Diyelim ki bilmiyorum ve işte size fırsat beni aydınlatın, ben de okurlarımı aydınlatayım. Hata yapmışım diyeyim. Meğer olaylar böyle gelişmiş diyeyim.”
“Siz gayet iyi biliyorsunuz. Beni şimdi anlattırmayın” “Zevkle dinleyeceğim” “İşim var... Vaktim yok... Yorgunum.. Bitkinim.. Çat”
Şimdi hakaret yarışı başladı. Hakaret ederkenki yaratıcılığımız hakikaten taktire şayan. Hep aynı yavşaklar.com, ruhunu diyasporaya satmış sütübozuklar, Soros çocukları...
Ama gerçeği bulmakta, aramakta pek yaratıcı değiliz farkındaysak.

