İddialı karılar (kocanın kadın versiyonu manasında) ülkesi Türkiye: “Bin Deniz Akkaya gelse yine de evliliğimi bozmam.”
Hey yavrum hey!
Kadın farkında olmadan her erkeğin rüyasını dillendirmiş. Gez dolaş, Deniz Akaya gibi (Sezar’ın hakkı Sezar’a) şahane kadınla takıl, yat, kalk ama evden tek bir itiraz gelmesin! Hatta neredeyse “Sefan olsun kocacım” desin! (Kadının kocası. Deniz Akaya başka adamla beraber oldu diye gitmiş adamı tehdit etmiş, hadise bundan patlamış. Kadın da nedendir bilinmez böyle hariçten dellenmeye kalkmış)
Niye itiraz etmezmiş? Çünkü Akkaya basit.
Ah tabii. Kendisini İstanbul Düşesi, Antartika Prensesi ve Mars Jüpiter Kraliçesi. Nasıl da unuttuk. Mavi kanlı prensi bir halktan bir kadınla beraber oldu, ne olmuş yani. (Gelir şimdi okuduğu kolejlerinin listesi. Türk kadınının birinci anti basit delili: Kolej! Seren Serengil sendromu da diyoruz halk arasında. Piyano da var tabii.)
Haysiyet onur denilen şeyin nikahı sağlam tutmak. Nokta.
Şu kadar yıldır kadınlar hakkında tek bir karara vardım: Kadınlar kendilerini sonsuza dek teselli edebilir.
O basit, bu fakir, şu çirkin, beriki yılan, onu zaten hiç sevmemiş, ama çocuğunun anası benim...
Maksat yapışmaksa boynuzlanma bahaneleri denizdeki kum kadar.
Fakat hangisi daha dürüst düşünmeden edemiyorum:
Üç karılı olup bunu cümle aleme ilan eden adam/aile modeli mi “aldat aldat geri dön, bir şey olmamış taklidi yaparım ben, merak etme sen” kadın/aile modeli mi?
Veya daha başka türlü sorayım: Arada bir fark var mı?
Bir taraf gerici, ilkel, dinci vs. vs., bir taraf modern, ilerci, aydınlık vs vs. Sonuç?
Erkeklerin aynı anda bir sürü kadın merakı belli ki denetlenemeyen bir şey. O da olsun, bu da olsun, sistem müsaade ediyorsa nikahıma da alayım, etmiyorsa imama gideyim, yok ait olduğum zümre bu işlere çok kızıyorsa “metres kontenjanından” faydalanayım...
Yok yani çaresi! Yale mezunu da aynı haltı yiyor, Sorbon mezunu da ilkokul mezunu da, Amerikalısı da Fransızı da.
Gittiler Mormonculuk diye bir tarikat yarattılar Amerika’da. Çok karılı olmayı müsaade eden hatta destekleyen bir Hıristiyan tarikatı. Kendilerini tabii ki böyle açıklamıyor ama bariz belli işte: Aynı anda birden çok kadına sahip olmak. (Umarım bir Mormonumuz yoktur. Zılgıtı yerim yoksa!)
Savunduğum yok. Ama karşı çıktığım da yok. (Ben mesela iki kocam birden olsun isterim. Heyhat! Henüz tarikatı kurulmadı!) Buradaki tek problem böyle bir üçgende, dörtgende bulunmak istemediği halde bulunanın hakkının savunulması. Yoksa prensip olarak çok eşlilik fikri beni çılgına çevirmiyor, çıkçıklatmıyor.
Ama işte dürüst olmak lazım. Bin Deniz Akkaya’ya rağmen boşanmayacak kadının iki kumaya rağmen evlenmekte beis görmeyen öbür kadından hakikaten ne farkı var?
1000 Deniz Akkaya. Her erkeğin rüyası!
Haberin Devamı

