İclal Aydın Pazarları “Hayatın içinden” yazılarına başlıyor... Bundan böyle her Pazar günü dünyanın ve Türkiye’nin çeşitli noktalarından, insan yaşamının tüm renklerini onun kaleminden okuyacaksınız. Küçük hikayeler içindeki büyük başarılar ya da büyük başarılar içinde saklanan küçük ayrıntılar...
İlkyazı Elazığ’dan küresel kuaförlük imparatorluğuna yürümüş bir Süryani kızının hikayesi. Ya da Ouidad’ın büyük kumarı; tura geldi, kaderi değişti
Ouidad’ın kumarı, tura geldi! Kaderi değişti
Bu Pazar’ın hikayesi tam Amerika’ya hatta daha çok New York’a özgü... Adı Adı Ouidad! Elidor Co-Creation projesinde adı geçen 7 uzman kuaförden biri. Oidad, Harputlu’ymuş meğer. Ailesi Mardin’e göçmüş Harput’tan. Dayısı Edmond ve anne Antoinette hala Türkçe konuşuyorlar. Mardin’den Beyrut’a göçmüşler. Ve 1969’da Amerika’ya yerleşmişler
Uzun zamandır ara verdiğim “Hayatın İçinden” yazılarına geri dönmek istiyordum... Sonunda “hep birlikte” başlamaya karar verdik. Bundan böyle her Pazar bir başka hayattan sesleneceğim size. Dünyanın ve Türkiye’nin farklı şehirlerinden, farklı insanlarından söz edeceğim. Büyük ve küçük hayatlardan. Aralara saklananlar, gölgede kalanlar, hiç bilinmeyenlerden bahsedeceğim...
İlk yazı Yeni Dünya’dan...
Bu hafta New York’ta geçti. Türkiye bir türlü gelmeyen baharı beklerken New York, Nisan ayı içinde beklenmeyecek kadar sıcaktı. New Yorklular 32 dereceyi gördüler. Kaldırımlarda güneşin keyfini çıkaran güzel New Yorklu kadınlar ve çiçek açmış ağaçlar, iri gövdeli büyük gökdelenleri bile gülümsetiyordu adeta. Sanki Lehman Brothers çöküşünün ardından patlayan ekonomik krizle şehre yerleşen o kasvetli belirsizlik, yerini neşeli bir iyimserliğe bırakmış gibi görünüyor....
Bu şehre ait bir öykü...
Central Park’ta bir sabah yürüyüşü ve kahveyle başladı günümüz. İnsan bedeninin küçüklüğünü ve ölümlülüğünü vurgulayan bu heybetli yapılara rağmen bu şehir ne oyun oynuyor hayatlara diye düşündüm. Sıradan ölümlülerden yarattığı ölümsüz kahramanlar şehri burası... Ünlü bir kozmatik mağazasının duvarlarını süsleyen Marliyn Monroe resimleri, işte aynı otelde kaldığımız Tom Cruise her an karşımıza çıkan bir başka Hollywood ünlüsü... Başarı şöhret ve ölümsüzlük vaat ediyor Amerika. Anlatacağım hikaye işte tam da Amerika’ya hatta daha çok New York’a özgü...
Adı Oidad!
Binlerce insanın daha iyi bir hayat için bu şehire koşması şaşırtıcı değil bu yüzden.
Kıvırcık saçları, kalın dudakları ve kolundaki altın aksesuvarlar onun bir Latin değil, Ortadoğulu olduğunu anlatıyordu zaten.
Şu anda Unilever’in üzerinde en çok titrediği projelerinden biri olan Elidor Co-Creation projesinde adı geçen 7 uzman kuaförden biri. Reklamlarda görüyorsunuz onu. Oidad konuşurken bana çocukluğumda becerikli ellerini hayranlıkla seyrettiğim yengelerimi anımsatıyor. Kendinden emin, neşeli, konuklarıyla ilgilenen coşkulu hali öyle tanıdık ki...
Az sonra sohbete başlıyoruz. Ouidad’ı nereden tanıyorum ben? Bu reklamdan görmekten farklı bi şey.
Hayatını anlatmaya başlıyor...
O da Amerika’da herhangi kızdan biri aslında. Tek farkı çalışkan, inançlı ve şanslı olması...
Oidad’ı nereden çıkardığımı buluyorum. Hayır onunla hiç karşılaşmadık. Ama aynı toprakların çocuklarıyız. Evet çocukluğumun o görkemli saçları ve becerikli elleriyle hayranlık duyacağım yengelerimden biri o olabilirmiş. Oidad, Harputlu’ymuş meğer. Ailesi Mardin’e göçmüş Harput’tan. Dayısı Edmond ve anne Antoinette hala Türkçe konuşuyorlar. Mardin’den Beyrut’a göçmüşler. Ve 1969’da Amerika’ya yerleşmişler.
İtaatkar bir Ortadoğulu kız
Ouidad’ın babası ticaret yapan, ailesine ve kızların onurunu her şeyden önde tutan, katı Ortadoğulu babalardan biri. Oidad itaatkar bir kız çozuğu. Ama bir büyük derdi var; kıvırcık saçları. İstediği gibi olmuyorlar bir türlü. Yatışmıyor, şekle girmiyorlar. Oidad formüller bulmakta, bu saça şekil vermekte çok kararlı. Kuaför olmak istediğini söylüyor ailesine. Evde kıyamet kopuyor elbette. Kızlarına “berber” mi densin, ele güne laf mı verilsin yani? Gözlerim doluyor, nasıl da birbirine benziyor bütün hikayelerimiz.
Önce psikoloji eğitimi
“Annemin komşularına benim kızım okudu” dedirtmek için psikoloji eğitimi aldım diye anlatıyor gülerek.
Ouidad hayatını anlattıkça, giderek daha çok akrabam oluyor sanki. Zaten O da artık röportaj filan vermiyor bize. Sohbet ediyoruz işte. “Sonra kocama aşık oldum. Çok gençtik, bir iş kurmak istiyorduk. O restoranı olsun istiyordu. Bense bir kuaför dükkanım. Ama sadece kıvırcık saçlar için. Sonunda yazı tura attık. Tura gelirse ben kazanacaktım. Tura geldi! Fakat bankalar bir türlü bana kredi vermiyordu. Başkan Reagen döneminde kadın girişimciler için ayrılan bir fondan 25 bin dolar aldım. O benim canım başkanım.”
20 milyon dolarlık ciro..
Ve Ouidad’ın kaderi değişiyor. Bugün kocası ve 2 çocuğuyla birlikte 70 dükkanlık bir zincirin ve 20 milyon dolarlık bir cironun sahibi oluyor. Kendi formüllerinden oluşturduğu formüller, 268 mağazada satışa çıkmak üzere.
İki adet fon kurmuş kendine biri kendisi gibi hayata sıfırdan başlayacak kadınlara destek olmak ve iş kurmak için ayrılmış bir fon. Diğeri annesi için oluşturduğu bir göğüs kanseriyle mücadele fonu. Ekibiyle her hafta göğüs kanseri kadınları hastanede ziyaret edip saçlarını tarıyormuş.
Psikoloji okumuş duyarlı bir Ortadoğu kızının kalbimizi nasıl fethettiğini tahmin edersiniz. Peki kuaförlüğünden geçmişte utanan ailesi bugün bütün dünyada dönen televizyon reklamlaruna ne diyorlar diye sorduğumda “Hayatımda duyduğum en güzel soru bu” diyor gözleri dalarak. “İki erkek kardeşim var benim ikisi de mühendis. Ama bil bakalım babam kimi dilinden düşürmüyor...”
Elbette gurur duyuyorlar...
Oidad ertesi gün katıldığımız yeni yeni trendlerle ilgili toplantıda anlatılanlarla nasıl da uyuşan bir hikayenin kahramanı aslında.
JWT Tendler Bölümü Direktörü Ann M. Mack, “Dünya üzerindeki trend belirleme yönü hızla değişecek” diyor. Artık Doğu ve özellikle Japonya bu konuda başlangıç noktası olacak. Küresel mali durgunluk yeni insan davranışlarında belirliyor. Sorgulayan, sakin ve korumakla biriktirmek bilinci yüksek bir topluluk oluşuyor. Ouidad’a psikoloji okumuş biri olarak krizin gelişini yüksek mevkili müşterilerinden anlayıp anlamadığını sorduk. Bu konuda sır vermek istemedi. “Ama görünen köy kılavuz istemezdi” diye yanıt verdi. Birçok ünlü şarkıcı, televizyon yıldızı ve CEO’nun kuaförü. Bu başarılı kıvırcık saçlı Süryani kız, New York gökdelenlerine elini beline vermiş meydan okuyan bir süper kahraman gibi duruyor.
NEW YORK’TAN YENİ VE SICAK HABER...
Keith McNally’den yepyeni bir mekan
Bu arada kürüsel ekonomik durgunluk New York şehir hayatında ve eğlence yaşamında da değişiklik yaratmış. Balthazar, Pastis ve Minetta Tavern NY şehrinin en popüler mekanlarının yaratıcısı sevgili arkadaşım Keith McNally, şehri uc bölgelerinden birinde bir pizzacı açmış. Şaşırtıcı bir biçimde ucuz ve sınrlı olan mönüsüylü insanlıran akışını değiştirmeyi planlıyor yine. Elbette Keith’in izlyerini görebiliyorsunuz. Ekonomik durgnluk buradada, yepyeni bir trendin belirleyicisi oluyur. Keith aynı zamanda bir Obama destekcisi. Obama’nın sağlık reformunun Amerika’nın başına gelen güzel şey olduğunu söylüyor. Meraklısına not: Pulino’s Houston Street ve Bowery arasında...
Güzellikte sarı saç anlayışını değiştirdim
Ouidad, “Hiçbir banka kıvırcık saç için açacağım bir dükkana kredi vermek istemedi. Çünkü güzellik anlayışı düz ve sarı saçlar üzerindeydi. Artık değil. Ben krizden hiç etkilenmedim desem yerinde. Çünkü sadece kıvırcık saç tarıyorum. Bildiğimi yapıyorum” dedi. Elidor’un Co-Creation ortaklığına ise inandığı doğruları yaygınlaştırma olanağı verdikleri ve ortak bir çabaları olduğu için doğru bulduğunu ve bu yüzden imza attığını söyledi. Unilever Türkiye Ev ve Kişisel Bakım Pazarlama’dan sorumlu Başkan Yardımcısı Zeynep Yalım Uzun, seçtikleri isimlerin tıpkı Oidad gibi dünyanın en başarılı isimleri olduğunu ve bu ortaklıktan mutlu olduğunu söyledi.
Pakistanlı bir Tayyip Erdoğan takipçisi
New York’TA son günüm. Kendime ait bu son günde avarelik yapmak istiyorum. Bindiğim taksinin şoförü şahane bir Pakistanlı elektrik mühendisi çıktı. “Sence neden Tayyip Erdoğan (evet adı ve soyadı mükemmel kullanarak) Pakistan’ı bu kadar önemsiyor” diye sordu. Ve aslında yol boyu o anlattı ben dinledim. Zevkle dinledim. En büyük askeri İslami güç Pakistan’da, Türkiye’de ve Endenozya’da dedi. O birleşmenin nasıl büyük bir güç yaratacağını düşünsene. Çocuklarını anlattı. Karısını. Müslüman olup olmadığımı sordu. Evli miydim, çocuğum var mıydı, peki. “Var” dedim, “ve artık evli değilim.” Kim bakıyor peki çocuğa? Kime bıraktım şimdi? Anneme dedim. Ben bakıyorum ama tek başıma. Sonra Bradway ve Spring köşesinde indim. İnerken “Çok güzel ve zarif bir Müslüman kızısın. Allah senin ve çocuğunun yüzüne baksın. İyi kalpli, bir adam seni bulsun. Bu yolculukta benim sana hediyem olsun. Git çalış hadi. Müslüman kızları çok çalışmak kurtaracak, dedi. New York’da Pakistanlı taksicinin para almadığı ilk Türk olarak tarihe geçmiş miyimdir?
Her pazar İCLAL AYDIN’la ‘Hayatın İçinden’
Haberin Devamı

