Güntekin Onay

Güntekin Onay

gonay@gazetevatan.com

Beşiktaş canavar gibi

26 Ekim 2015

HÜCUMDA hareketlilik ve çoğalma... Futbolda ofansif etkinlikte en az oyuncu yeteneği kadar önemli bir prensip. Şenol Güneş’in çalıştırdığı takımların en büyük sırrı bu. Beşiktaş hücumlarında rakip ceza alanına 5-6 oyuncu giriyor. Beşiktaş sadece golü düşünüyor. Gol için oynuyor. Geçen yıllarda olmayan bir şey bu. Öyle ki geçen sezon 9’uncu haftada 12 gol atabilen siyah-beyazlı ekip bu sezon aynı hafta 24 gole ulaştı. Kaçırdıklarını hesaba katmıyorum. GERÇEK şu ki: 2 gol veya üstünde bir ortalama tutturmadan şampiyon olmak diye bir şey söz konusu değil. Şampiyonluk yarışındaki rakipleri pozisyona girebilmek için çırpınırken Beşiktaş, elini kolunu sallaya sallaya gol fırsatları üretiyor. Atıyor, kaçırıyor ama sürekli arıyor.DÜN harika bir statta ancak berbat bir zeminde yine çok güçlü ve etkili bir Beşiktaş vardı. Oğuzhan en iyi gününde değildi belki ama tartışmasız bu ülkenin en yetenekli ve oyun aklı yüksek orta saha oyuncusu. Atakları yöneten ve yönlendiren o.GOMEZ BİR FENOMENNECİP başka bir seviyeye çıkmış. Dün çok iyi oynadı. Atiba ve Beck her zamanki standartlarındaydı. Alman sağ bek defansif görevlerini eksiksiz yaparken dün Mario Gomez’e yaptığı asist ile de hücuma katkı sağladı. Dün Olcay da çok çalıştı. Gol attı, kaçırdı. Basmadık yer bırakmadı.GOMEZ ise gerçek bir fenomen. Büyük bir golcü. Harika bir profesyonel. Şayet Quaresma, yeteneklerini biraz daha ekonomik kullansa, gereksiz ve basit top kayıpları yapmasa Beşiktaş açısından herşey çok daha kolay olur. Beşiktaş takımında bireysel olarak tüm oyuncularda belirgin bir çıkış var. Ersan-Rhodolfo iyi bir ikili oldu ve Ersan artık minimum hata ile oynuyor. Formayı Tosic’den alan İsmail ise hücumda çok daha fazlasını yapabilecek bir potansiyele sahip.LİGİN en çok gol atan, pozisyona giren ve kazanan lideri Beşiktaş dün de rahat kazandı. Şenol hoca ile ‘Güneşli’ günler devam ediyor. Bu takım keyif veriyor. Gerçek potansiyelini sahaya yansıtıyor.

Devamını Oku

G.Saray daveti reddetmedi

25 Ekim 2015

DERBİLERDE teknik, taktik, fiziksel ve bireysel kalite 2. planda kalıyor. Dün yazdım, daha yürekli olan, çok isteyen ve kararlı olan kazanıyor. Psikolojik faktörler daha etkin. Dün bir kez daha bunu yaşadık. İlk yarı F.Bahçe, özellikle 60. dakikadan sonra G.Saray daha baskındı. 2 takım da top ayaklarındayken nitelikli bir oyun ortaya koyamadı. MAÇIN başlamasıyla F.Bahçe, kaliteli bir oyun ortaya koymasa bile hırsıyla, arzusuyla seyircinin itici gücüyle ilk yarıda G.Saray’ı ezdi. Sarı-kırmızılar, bırakın pozisyon bulmayı F.Bahçe ceza alanına 1 kez bile giremedi. İkili mücadelelerde ayakta kalamadı. Top ile kaliteli işler yapmasa bile F.Bahçe zorladı, G.Saray’ı itti ve golü buldu.F.BAHÇE’NİN golünde Van Persie ofsayt. Ancak Hollandalı aktif alanda mı? Muslera’yı rahatsız ediyor mu? Van Persie orada olmasa Muslera çıkar mı? Şu da var topla oynayan Van Persie değil; Muslera.. 10 yıl önce FIFA’nın getirdiği çok tartışılan aktif alan tanımı daha çok gol atılsın diye yapıldı ve böyle goller her yerde atıldı. Yoruma ve tartışmaya açık. Çünkü kuralın kendisi böyle. Benzer bir gol de Beşiktaş-F.Bahçe maçında Kjaer kendi kalesine atmıştı.F.BAHÇE, Avrupa dönüşü G.Saray’a oranla 24 saat daha az dinlenmesine rağmen daha güçlü ve diriydi. Maçtaki en belirgin fark buradaydı. İlk devre G.Saray, Trabzon ve Başakşehir deplasmanlarındaki uyuşuk ve üretkenlikten uzak oyunun bir benzerini oynadı. Tabii hal böyle olunca da Kadıköy’de kazanması imkansızdı.KORUMA PSİKOLOJİSİİKİNCİ yarıda F.Bahçe oyunu kendi yarı sahasında kabul etti ve G.Saray, daha fazla pas yapma imkanı buldu. Dakikalar ilerledikçe de G.Saray, skoru koruma psikolojisi ile geriye yaslanan F.Bahçe’yi hapsetmeye başladı. Markovic’in kaçırdığı 2. gol ise maçın dönüm noktasıydı.FUTBOL kalitesi bakımından sınıfta kalan; ama tansiyonu ve mücadelesiyle heyecanlı bir derbi oldu. Maç boyu hücumda etkili olamayan G.Saray’a davetiye çıkaran F.Bahçe, oyunu kendi sahasında kabul ederek beraberliğe davetiye çıkardı. Neticede son yarım saat daha baskılı olan G.Saray, Kadıköy’den istediğini alan taraf oldu.

Devamını Oku

Büyük balık kaçtı!

23 Ekim 2015

BEŞİKTAŞ için grubun lideri karşısında deplasmanda alınan 1 puan tabii ki çok iyi. Ancak maçın gidişatına bakılınca son 25 dakikayı 10 kişi oynayan Lokomotiv Moskova karşısında galip gelemediğimiz için hayâl kırıklığı yaşadık. İLK 45 dakika 2 takımın da risk almadan emniyetli oyunu tercih ettiği ve gol pozisyonu üretemediği bir devre oldu. 2. yarı Lokomotiv, tempoyu biraz yükseltmek isterken ilk gol tehlikesini Gökhan Töre ile biz bulduk. Ancak önce Sosa, ardından da Ersan’ın hatalarıyla kalemizde golü gördük. Mario Gomez’in hemen hemen arkadaşlarından hiç top alamadığı maçta ‘solo’ eforuyla attığı gol birinci sınıftı. 1-1’den birkaç dakika sonra ise Lokomotiv’in 10 kişi kalması bize galibiyet kapısını açtı. Ancak açılan bu kapıdan içeri girecek adımı atamadık.Q7 BEKLENTİNİN GERİSİNDEDÜN akşam forvet arkasında oynayan Ricardo Quaresma, Gökhan Töre ve Jose Sosa, kendi kalitelerinin altında oynadılar. Özellikle Quaresma, beklentilerin çok gerisindeydi. Beşiktaş adına dün Oğuzhan Özyakup ve Rhodolfo en iyileriydi. Ben İsmail’in oyunun iki yönünü de iyi oynadığını düşünüyorum. Ancak Alman savunmacı Andreas Beck, özellikle ofansif performans konusunda son derece yetersizdi.2 FİNAL DAHA VAR!DÜNKÜ karşılaşmaya kadar oynadığı 14 resmi maçta sadece 1 kez yenilen Lokomotiv Moskova karşısında deplasmanda berabere kalmak tabii ki kötü değil. Hele hele rakibe maç boyunca sadece 1.5 pozisyon vermişken. Ancak Beşiktaş’ın en etkili ayakları dün biraz kıpırdasaydı dondurucu Moskova gecesinden İstanbul’a sımsıcak bir galibiyetle dönmemiz işten bile değildi. Beşiktaş’ın şu an için grupta Sporting’e oranla avantajlı olduğunu söylemek mümkün değil. Çünkü biz Lokomotiv’i yensek bile, Sporting, Skenderbeu’yu yine yenecektir ve biz Portekiz’de deplasmana gideceğiz. O yüzden Beşiktaş’ın önünde iki final maçı daha var.

Devamını Oku

Quaresma 3 puanı aldı

18 Ekim 2015

BEŞİKTAŞ, Çaykur Rize’nin ilk 15 dakikadaki alan vermeyen anlayışı karşısında hayli bocaladı. İlerleyen bölümde ise ayağa pas yaparak oyun hakimiyetini ele geçirdi. Ancak hücumda İsmail ve Oğuzhan’ın pozisyonları dışında etkili olamadı. Yavaş oynayan siyah-beyazlılarda Gökhan Töre ve Jose Sosa kalitelerinin çok uzağında top kayıpları yaptılar. Gol bölgesindeki Mario Gomez de aksiyon bölgesinde hiç topla buluşamadı.Şenol Güneş, ikinci yarıya Olcay-Quaresma değişikliği ile başladı ve Beşiktaş’ın hücum etkinliği belirgin bir şekilde arttı. İştahlı oynayan Portekizli yıldız attığı gol ile sıkışan oyunda takımına hayat verdi. Golden sonra farkı 2’ye çıkaracak net pozisyonları da bulan Beşiktaş, Mario Gomez ve Gökhan Töre ile net fırsatları kaçırdı.GÖKHAN kadar çabukluğu, gücü ve dengesi olan; teknik kalitesi yüksek bir oyuncu nasıl olur da bu kadar çok top kaybı yapar anlamak mümkün değil. Bu meziyetleri ile çok daha iyisini yapması lazım. Sosa da en çok pas hatası yaptığı maçlardan birini oynadı. Beşiktaş 2. yarıda Rize’nin hemen hemen hiç yarı sahasından çıkartmadı. Atiba ve Beck istikrarlı oyunlarını sürdürdüler. Maç boyunca Kwueke ile boğuşan Ersan da iyi bir maç oynadı.PORTEKİZLİ KEYİF VERDİİKİNCİ yarıda zaman zaman keyif veren Beşiktaş’ı izleme fırsatı bulduk. Eskişehir’de asist yapan Quaresma dün de attığı golle 3 puanın başaktörü oldu. Şayet Gökhan biraz gününde olsa Beşiktaş, bu maçı farklı da kazanabilirdi. 3 haftalık süreçiçinde 6 zorlu maçın ilki geride kaldı. Rize fizikli, disiplinli ve organize bir takım. Böyle bir ekibe karşı oynamak kolay değil. 81. dakikada kalkan ofsayt bayrağı ise hatalı ve Beşiktaş’ın 2. golü resmen güme gitti. Bayrağı yanlış kaldıran Serkan Gencerler, ilk yarıda Rize’nin golünde de kritik bir hata yaptı.

Devamını Oku

Harika bir ikinci yarı

17 Ekim 2015

BİR futbol takımı ilk 45 dakika bu kadar yanlışlar ile dolu oynayıp, etkisiz kalıp da 2. yarıda her şeyi bu derece lehine çevirebilir mi? Demek ki olabiliyormuş... Dün buna şahit olduk.ORTA alanda Rodriguez-Bilal-Selçuk 3’lüsü ile merkezde statik kalan G.Saray, topu rakip ceza alanına sokmakta büyük sorunlar yaşadı. Çünkü bu 3 oyuncu da rakip savunmanın arkasına ve arasına girecek tipte değil. Kanatlarda da hücumcu olmayınca oyun belli bir bölgede sıkıştı kaldı.İLK yarıda Stancu ve Djalma ile aynı pozisyon içinde inanılmaz bir golü kaçıran G.Birliği, El Kabir ile 2. net fırsatında öne geçti. G.Saray sonra oyunu kontrolüne alsa da ofans bölgesinde etkinlik sağlayamadı.BEKLENEN FUTBOL BU İŞTERODRIGUEZ-Yasin değişikliği ile 2. yarıya başlayan Hamza Hamzaoğlu, ilk yarı gerçekleşmeyen kenarlara açılmayı ve hücuma genişlik kazandırmayı 2. yarıda yapmaya başladı. Pres ile başlayan Cimbom, Chedjou’nun harika asisti ve Bilal’in kafa golü ile beraberliği çabuk bulunca o moralle baskıyı da arttırdı. İlk golün asistini yapan Chedjou, kornerden 2-1 yapınca G.Birliği’nin gardı iyice düştü ve sahanın hakimi G.Saray, iyice şahlandı. Öyle ki 45-70 arası 3 gol var. Onun ötesinde çizgiden çıkarılan bir top ve Umut’un kaçırdığı akıllara zarar bir pozisyon. Öyle bir 25 dakika oldu ki 0-1’den 3-1 değil; 5-1 olurdu.İŞTE G.Saray taraftarının beklediği, istediği tempo ve futbol bu. Baskı, pozisyon, heyecan. Trabzon ve Başakşehir karşısında kazansa dahi uyuşuk ve temposuz oynayan pasif G.Saray’ı değil; dünkü maçın 2. yarısındaki G.Saray’ı istiyor herkes.G.BİRLİĞİ için de 1-2 cümle karalayalım. Üzerine gelen ve out’a giden tüm topları sektiren kaleci Hopf gibisini inanın görmedim. 3. golü de bacak arasından yedi. Mehmet Özdilek, takımına ‘Presten nasıl çıkılır?’ çalışması yaptırmalı. Beşiktaş ve G.Saray maçlarının 2. yarısında orta sahayı geçemediler.G.SARAY, ilk yarı yanlışlar ile dolu bir oyun oynadı ve durgundu. 2. yarıda ise belki de son 2 yılın en etkili 45 dakikası ile G.Birliği’ni adeta parçaladı.

Devamını Oku

Mucizeler gecesi

14 Ekim 2015

AVANTAJIN bizden yana olduğu, diğer sonuçların da hep lehimize geliştiği bir hesap-kitap gecesi sonrası direkt Fransa’ya gitme biletini son dakikada cebimize koyduk. MAÇA tedirgin başladık. İlk 15 dakika psikolojik olarak rahat olan İzlanda, daha güvenli oynayarak topun kontrolünü elinde tuttu. Çeyrek saatlik bölümün ardından dakika dakika belirginleşen bir hakimiyetimiz ortaya çıktı. Bu süreçte 20 dakika boyunca rakibi geriye itip oyunu domine ettik, iyi pas yaptık. Ancak girişimlerimiz olsa da net bir gol pozisyonu yakalayamadık. Bu durumda santrforsuz oynamanın da etkisi vardı.İZLANDA’NIN kötü bir top kontrolü ile yakaladığı fırsat ise başlamadan bitti fakat bu atak bizi maçın başındaki tedirgin görüntümüze geri götürdü. Devre arasında Fatih Terim ve oyuncularımız, Hollanda’nın 2-0 yenik durumda olduğunu lakin Çekler’in 10 kişi kaldığını öğrenince 2’nci yarının stratejisini yine “emniyetli oyun” olarak belirledi. Çünkü yenilecek 1 gol play-off avantajımızın da elden kaçması anlamına geliyordu.FARKLI hesapların yapıldığı, aklımızın sadece sahada olmadığı bir gece oldu. Letonya-Kazakistan maçından gelecek skor da bizi yakından ilgilendiriyordu ve tüm bu akıl karmaşası içinde oynamak kolay değildi. Topu rakip ceza alanına taşımak ve orada tutma konusunda sorun yaşamaya devam edince, Terim, G.Töre’yi sahaya sürdü.DÖNÜM DAKİKASI 65!65. dakikada gelen haberler ise mucize gibiydi. Galibiyeti olmayan Kazaklar deplasmanda öne geçti. Çekler, durumu 3-0 yaptı. Bu demek oluyordu ki artık kazanmak için risk almalıydık ve 1 gol bizi Fransa’ya direkt götürüyordu. Yenilecek 1 gol artık mevcut durumu değiştirmeyeceği için topumuzla tüfeğimizle yüklenmek ve her türlü riski göze almak zorunda olduğumuz son 20 dakikaya girdik. Cenk ve Umut hamleleri de bu nedenle geldi. Töre’nin kırmızısı ise Fransa hayallerimizi yokuşa sürdü. 10 kişi kalmamıza rağmen kazanma arzumuzu sürdürdük ve Selçuk’un harika frikiğiyle kazanarak Fransa vizesi aldık.SON maçların istikrarlı 2 oyuncusu Serdar Aziz-Hakan Balta yine kusursuzdu. Arda Turan da Selçuk İnan ile birlikte en çok sorumluluk alan ve isteyen futbolcularımızın başında geliyordu.

Devamını Oku

Akılcı ve olgun oyunla kazandık

11 Ekim 2015

OYUNDAN çok sonucun önemli olduğu bir maç oynadık. Rakibe alan bırakmayan, emniyetli bir anlayış ile ilk 45 dakikayı geçirdik. Çek Cumhuriyeti topa daha fazla sahip oldu ve oyunu kontrol etti. 41. dakikadaki Sural’ın kafa vuruşu haricinde de pozisyon vermedik.KAĞIT üzerinde iyi pas yapması beklenen ofansif kalitesi yüksek bir 11 ile oynamamıza rağmen ilk devre hücumda işler beklediğimiz gibi gitmedi. Topu öne taşıyamadık. Maç eksiği olan kaptan Arda, silik ve etkisizdi. Hakan Çalhanoğlu ve Ozan Tufan da çok pas hatası yapınca ofansif üretkenlik konusunda yetersiz kaldık. Cenk Tosun çok istekli ve hareketli olmasına rağmen rakip savunmanın arasında yalnız kaldı.İKİNCİ DEVRENİN TEK HAKİMİYDİK2. yarıda topu kaybedince önde baskı yapan milli takım, Çekler’i resmen paralize etti. Selçuk’un penaltı golünden sonra daha güvenli oynayan milliler maç başından beri yapamadığı pas alış verişini de sahaya yansıtınca işler kolaylaştı. Çok güvendiğimiz uluslararası 2 yıldızımız Arda ve Hakan Çalhanoğlu nihayet sahneye çıkıp skoru değiştirince de 3 puanı cebimize koyduk.MİLLİ takım her dakikası planlanmış olgun ve akılcı bir oyunla önemli bir galibiyet elde etti. 2. devre öyle ki ev sahibi Çekler ceza alanımıza sadece 1 kez gelebildi. Selçuk, Caner, Hakan Balta ve Serdar Aziz hemen hemen hatasız bir futbol oynadı.DÜNKÜ galibiyetle İzlanda maçında 1 puan bile bize yetecek. Tuhaf şeyler olmaz ise artık play-off’taki rakibimizi bekliyoruz. Ancak dün Çek Milli Takımı’nı gördükten sonra Avrupa Şampiyonası’na direkt gidemediğimiz için de ne kadar üzülsek az.ULUS olarak acı dolu günümüzde bu galibiyeti bize hediye eden milli takım oyuncularına ve Fatih Terim’e teşekkürler.

Devamını Oku

Şölenden kâbusa

4 Ekim 2015

BEŞİKTAŞ 6-7 farkla kazanacağı bir maçı zor bitirdi. Rakip ceza sahasına rahat giden Kartal, 1-0’ı bulduktan sonra sürekli golle burun buruna geldi. Futbolcular final paslarında dikkatli ve ciddi olsalar gol, pozisyon rekoru kırılacak bir maç olurdu. QUARESMA, G.Töre, Oğuzhan, Sosa ve hatta Mario Gomez o kadar kolay pasları birbirlerine veremeyip harcadılar ki seyredenler gördüklerine inanamadı. Diğer takımlar gol pozisyonuna girmek için 90 dakika debelenip dururken 3 pasta rakip ceza alanına inen Beşiktaş, Başakşehir ve Eskişehir maçlarında 7. haftadan 30’u gole ulaşabilecek fırsatları yakaladı.İLK golde Sosa-Quaresma-Gomez tek dokunuşlar ile harika bir gole imza attı. 2. golde Gomez yine tek vuruşla Boffin’i ters ayakta yakaladı. Gomez zamanla daha da iyi olacak. Gökhan, Quaresma, Oğuzhan ve Sosa o kadar meziyetli oyuncular ki Beşiktaş hücumlarında rakip savunmanın fal yapmaktan başka bir seçeneği kalmıyor. Ama bu kadar yetenekli oyuncular ne yazık ki yapabileceklerinin %30-40’ı ile oynuyor. Quaresma, dünkü gibi en az 10-15 tane gol attırmalı. Töre, dün 3-4 asist ile bu maçı bitirmedi ise kendisine kızmalı.HÜCUMCA bu kadar ciddiyetsiz oynayıp elinizi kolunuzu sallayarak rakip kaleye gittiğiniz bir maçta farka koşamazsanız rakip 1 kez gelir ve golü atar. 90+5’te direkten dönen top gol olsa Beşiktaş ağır bir travma yaşayabilirdi. Futbol ciddi bir oyundur ve şakaya gelmez.OZZIE ZIDANE’LAŞTISAVUNMA 4’lüsü ve önlerindeki Atiba ile oyuna 2. yarı oyuna giren Necip, disiplinli ve ciddi oynadılar. Atiba, Beşiktaş’ın kaslarına kan pompalayan kalp gibi. Oğuzhan, dün yine bazı bölümlerde Zidane’laştı. Ancak sonu nefis bitecek bir filmin son dakikaları böyle kabusa dönmemeliydi.ESKİŞEHİR’İ 15 bin kişi önünde deplasmanda sahadan sildiği bir maçta, rakibi kalesine 1 pozisyon dışında getirmemişken bu maç böyle bitmemeliydi. Vallahi keyfi kaçtı izleyenlerin...HER şeye rağmen kazanmak önemli. Milli maçlar arasına ligin en çok gol atan lideri olarak giriyor Beşiktaş. Hem de Trabzonspor ve F.Bahçe karşılaşmalarını bitirmişken.Tebrikler Şenol Güneş’e.. Bu takımın hücum potansiyelini hayata geçirdiği için.

Devamını Oku